E-mail: bilgi@2023.gen.tr

İçindekiler » Abonelik formu » Görüş ve Öneriler »

SUNUŞ

1999'un Ağustos ve Kasım aylarında Türkiye'nin yaşadığı Marmara ve Düzce depremleri sadece şehirlerimizde değil aynı zamanda toplum ve devlet yapımızda da derin yaraların açılmasına sebep oldu. Ekonomimizin kalbinin attığı ve nüfusumuzun yoğun olarak yaşadığı önemli bir alanı etkileyen bu felâket orada yaşayanlarla birlikte ülkenin tamamını etkiledi ve yarınlarımız konusunda yeniden düşünmemize yol açtı. Asrın bu en büyük felaketi, sâdece evlerimizin sağlamlığının değil; devletimizin, düzenimizin, ordumuzun, demokrasimizin, ekonomimizin, millî dayanışmamızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, ahlâkımızın, mânevî yapılarımızın kısacası millet olarak sahip olduğumuz bütün maddî ve mânevî değerlerimizin de sağlamlığının test edildiği acı bir deney olmuştur. Ne yazık ki, bu deneyden başarıyla çıktığımız söylenemez. Ancak, bu acı olayın ardından devletimizin ve milletimizin yaptıkları, ders aldığımızı göstermesi açısından önemlidir. Birçok sivil toplum kuruluşu kurtarma birimleri oluşturmuş, devletimiz depremin yıkıcılığını engellemek için bir dizi tedbir almış ve yapılan deprem konutlarıyla geleceğin çağdaş şehirlerinin temelleri atılmıştır. Ağustos ayı bu trajediyi hatırlattığından dergimizin kapak konusu olarak depremi ele aldık.

Bu ay dergimizde Prototürk tarihi araştırmacısı Kâzım Mirşan ile yaptığımız söyleşiye genişce bir yer ayırdık. Mirşan, birçok Prototürkçe yazıtı okuyarak günümüze kazandırmış ve elde ettiği bilgilerle de ilginç gelebileceğini umduğumuz neticelere ulaşmış bir tarih araştırmacısı.Türk tarihi ile ilgilenen akademisyenlerin dikkatine sunduğumuz bu görüşlerin gerekli ilgiyi göreceğini umuyor ve konu üzerinde bir tartışmanın açılmasını diliyoruz.

Ayrıca, dergimizin ismiyle ilişkili olarak değerlendirilebilecek dört konu sayfalarımızda yer almaktadır. Türkiye'de uzgörü alanında yapılan akademik bir çalışmanın ürünü olan ve Alper Alsan tarafından kaleme alınan makalede, dünya ve Türkiye'deki uzgörü çalışmaları hakkında bilgi verilmekte ve bu kavram detaylı bir şekilde irdelenmektedir.

Farklı yaklaşımlarıyla her ay yazılarını görmeye alışkın olduğunuz Özcan Yeniçeri, bu sayıda, geleceğin yöneticilerini târif etmekte ve geleceği yönetemeyen ufuksuz idarecilerin gelecek tarafından yönetileceğine dikkat çekerek, farklı bir gelecek ve yönetici tanımı yapmaktadır.

Son günlerde ısınan havalar hepimizi bunalttı, Suudi Arabistan'a kar yağması ise şaşırttı. İklimde yaşanan bu âni değişikliklerin sebepleri üzerine kaleme alınan "İklim" isimli makalesinde İdris Tunçer, bunun sebeplerine işaret etmekte. Yazarımız bir dahaki sayımızda Türkiye'de yaşanması muhtemel iklim değişikliklerine değinecek.

Dünyanın gidişatını etkileyecek diğer bir konu da nanoteknoloji. Birçok bilimadamının üzerinde çalıştığı bu konuda her an sürekli bir gelişme yaşanmakta ve geleceğin nanodünyasına an be an yaklaşmaktayız. Süleyman M. Bulut'un bu husustaki çalışmaları irdeleyen makalesini ilgiyle okuyacağınızı umut ediyoruz.

Gelecekte sâdece teknolojik bir değişime değil, sosyal ve siyasî alanda yeni anlayışların filizlendiğine şâhit olacağız. Bu yüzden geçen ay deneme niteliğindeki ilk yazısını yayınladığımız Mehmet Ziya Varol'un "Şehrin Her Yanı Hüzündür" başlıklı yazısı, aslında şu anda yaşananı resmetmekte ise de, bir yandan da gelecekte yaşayacağımız sosyal çatışmalara da kendi üslubunca işaret etmektedir.

Bir dahaki sayıda buluşmak dileğiyle, iyi okumalar...


 
Bu sitenin yapımı ve internet hizmetleri FORSNET tarafından sağlanmaktadır