“Bol Yıldızlı” Çatının “Bol Yasaklı” Ülkesi ve
Öne Sürülen Post-Modern Bir “Harki”   

Emre KOŞAK


Göstere Göstere Gelen Sorun: “İnkar Yasası”

Fransa Senatosu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesinin suç sayılmasını öngören yasa teklifini 23 Ocak 2012’de gece yarısında yapılan bir oylamayla kabul etmiştir. 86’ya karşı 127 oyla kabul edilen yasa teklifinde, “Kanunlar tarafından tanınan soykırımların inkarı yasaklanır” ifâdesi yer almıştır. Söz konusu yasa iki maddeden oluşmuştur ve yasanın ilk maddesinde, “soykırımı aşağılayarak ve küçük göstererek karşı çıkmanın” suç sayılacağı belirtilmiştir. Yasa teklifine göre, suçlanan kişiler hakkında 1 yıl hapis cezası ve 45 bin avro para cezası isteminin önü açılmıştır.1 Söz konusu yaza daha sonra Fransa Anayasa Konseyi tarafından iptal edilmiş olsa da, önümüzdeki süreçte benzer düzenlemelerin gündeme gelmesi kaçınılmaz görülmektedir.

Aslında Fransa Parlamentosu, 11 yıl önce (2001’de), “Fransa, 1915'deki Ermeni soykırımını tanır” ifâdesi bulunan bir yasayı onaylamıştır. Ancak geçen 11 yıl boyunca Türk Dışişleri birçok konuda olduğu gibi bu konuda da etkin bir diplomasi yürütmediği için sınıfta kalmıştır.

Türkiye için başlı başına büyük bir sorun olarak görülen söz konusu girişimlere ilişkin uyarılar bu konuda ciddî anlamda kafa yoran kesimler ve kurumlar tarafından birçok kez yapılmıştır. Yani tehlike göstere göstere gelmiştir. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından sanal ortamda, yasanın senatoda onaylanmasından tam 6 yıl önce, 2 Ekim 2006’da yayınlanan bir yazı bu açıdan oldukça anlamlıdır. Deniz Altınbaş’a ait “Ermeni Soykırımı İddiaları: Türkiye’nin AB Üyeliği Yolundaki Büyük Engel mi?” başlıklı yazıda 6 yıl sonrasına ilişkin bir öngörü ortaya konmuş ve şöyle denmiştir:

“Avrupa Parlamentosu’nun sözde Ermeni soykırımı ile ilgili geçen ayki tartışmalarını ve nihâî raporunu da göz önünde bulundurduğumuzda, bu konunun Avrupa’nın tamamında Türkiye’nin AB üyeliği yolunda bir engel ve imajını zedeleyen bir etmen olarak giderek daha fazla tartışılmasını, hatta bir süre sonra resmî belgelerde de yer bulmasını bekleyebiliriz.”2

Yine 2006’ya gelindiğinde Batı’da 18 ülke sözde “Ermeni soykırımı”nı meclislerinde zaten kabul etmiş, ABD’de de 37 eyalet parlamentosunda benimsenmiştir.


ASALA, Başka Bir Zaman ve Zeminde Yeniden Hortlatılmıştır!

Nasıl ki PKK süreç içerisinde siyasî-yasal zemin kazanmışsa ondan daha önce kurulan ASALA da, ilkin “yazar” sıfatlı birine “Türkler 1 milyon Ermeni'yi, 500 bin Kürd'ü katletti” biçiminde sipariş bir demeç verdirtilip, uluslararası silâh satıcılarının ödeneğini sağladığı “Nobel Ödülü”yle onurlandırılarak sonrasında da “aydın”, “yazar”, “akademisyen” sıfatlı birileri bir özel üniversitenin Dolapdere Kampüsü'nde “Açık Toplum(!)”u hedefleyen kimi yapılardan aldıkları enerji ve cüretle bazı dolaplar çevirerek ve bunların sonunda da yeminli Türk karşıtlığı dışında tek ideolojik argümanı kalmış marjinal kesimler bir araya getirilip “Hepimiz Ermeniyiz! Hepimiz Hrantız” diye yürütülerek neredeyse 20 yıl sonra ASALA’yı siyasî-yasal zeminde el birliğiyle hortlatmışlardır.

ASALA’nın Avrupa’daki Türk büyükelçiliklerine, konsolosluklarına ve uluslararası ulaşımın en önemli merkezleri olan havaalanlarına terör saldırılarında bulunarak gerçekleştirmeye çalıştığı ve kısaca 4 T formülü (tanıtım, tanınma, tazminat ve toprak talebi) olarak özetlenen amaçlarını bu güruh, 2000’li yılların başında tavandan-tabana biçimlenen bir hiyerarşiyle siyasî-yasal zeminde yüksek sesle dillendirmeye başlamıştır. 4 T’nin sonuncusu olan “toprak talebi”yle istenen; Osmanlı döneminde “vilayet-i sitte” olarak bilinen 6 vilayeti kapsayan, 2000’li yılların Cumhuriyet Türkiye’sinde ise 16 ilimizi içine alan Doğu Anadolu bölgemizdir.


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   

 

Son Güncelleme Tarihi: 15.AĞUSTOS.2012
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu