Yrd. Doç. Dr. Yalçın SARIKAYA:

“Umarım Olaylar Türkiye’yi Kuşatma Hadisesine Dönüşmez”


İran Ahalisinin Büyük Kısmı Türk’tür

2023- Türkiye ile İran ilişkileri son günlerde zora girdi. Kasr-ı Şirin’den bugüne kadar Türkiye-İran arasında sınır değişikliği yok ama bugün ise Türkiye-İran ilişkileri bir çatışma dinamiğine doğru gidiyor ve görüldüğü kadarıyla vekâlet savaşları yürütülüyor. Türk-İran ilişkilerini geçmişten bugüne kadar kısa bir özet şeklinde değerlendirebilir miyiz?

Y. Sarıkaya-
Öncelikle İran dediğimiz ülkenin neredeyse kesintisiz 1000 yıl boyunca Türk dilli yönetimler tarafından yönetildiğini; dahası, ahalisinin çok büyük bir kısmının Türk dilli çeşitli unsurlardan oluştuğunu hatırlamamız gerekir. Bu Farsça’da yerini bulmuştur. Meselâ, “Börksüz baş olmaz, Türksüz tat olmaz” gibi bir laf nereden çıkar? Bu tarihi birikimden çıkar. Ancak İran denildiğinde özellikle 20. yüzyıl tarihinde bunun anlatımı nedeniyle, Farslarla özdeş bir İran algısı hem Batı’da hem de Türkiye’de hâkim bir hâle gelmiştir. Zihinlerde, “Eh İran’da biraz Azeri var” gibi bir düşünce var ama bu nereden geliyor, bunun esası üzerine bir şey konuşulmuyor. Biz okullarımızda çocuklarımıza Orta Asya’dan geldiğimizi anlatmıyor muyuz? Oradan buraya uçakla gelmedik, at belinde, yalın ayak, deve sırtında veya eski vâsıtalarla geldik. O zaman biz gelişi daha iyi anlatmalıyız ki bugünkü olayları daha iyi anlayabilelim.

2023- Tarihsel coğrafyalarla günümüz coğrafyaları arasında bir kopukluk var. Tarihi anlatırken, o coğrafyaların bugün nereye düştüğü, bugünkü isimlerinin neler olduğu öğretilmiyor. Horasan neresidir? Maveraünnehir neresidir? Bugünle bağlantı kurulması mümkün olmaz.

Y. Sarıkaya-
Sâdece doğudaki kadim geçmişimizle ilgili değil, Balkanlar’daki geçmişimizle ilgili olarak da bu sorun var. Daha erken terk ettiğimiz bu coğrafyada yer isimlerini bilmiyoruz. 1990’ların sonunda Arnavutluk’ta banker olayları olmuş ve bunlar toplumsal şiddet hâline dönüşmüştü. Olayların merkezi durumundaki şehir bizim eski “Avlonya” iken bizim devlet kanalımız TRT tarafından dahi Vlore olarak defalarca verildi. Sonradan anladık ki, bu şehir Avlonya’ymış. Her bir adaya, kayalığa ilişkin bizim adlandırmamız var. “Ekzonim” diyoruz buna. Bütün dünya da biliyor bunu. Bunlar arşivlerde olmamalı, dilimizde olmalı. Öyle ucube kullanımlara rastlıyoruz ki, meselâ İngilizce kullanıyoruz. Bizim elimizde 500-600 sene kalmış toprağın adlandırmasını orayı çok sonradan görmüş İngilizler, Amerikalılar gibi kullanıyorsak bu üzerinde durulması gereken bir kusur. İran’daki yer adlarını da böyle kullananlara rastlıyorum: Zencan’a “Zanjan”, Erdebil’e “Ardabil” denilmesi veya yazılması gibi…


İran ve Türkiye’nin Paralel Modernleşme Süreçleri Var

Tekrar konumuza dönecek olursak, burada bir İran tarihi hülasa etmek zor tabiî. Biz güncel meseleleri anlatacağız. Ancak Türkiye-İran ilişkileri ile ilgili olarak konuşacaksak, Türklüğün bugünkü İran üzerindeki etkisine girmemiz gerekir ki, kimi tarihçilere göre İran, Türklüğün en eski coğrafyalarından birisidir. Türklerin kökenlerinin bilinenin aksine çok uzak coğrafyada değil de Hazar çevresinde, Karadeniz çevresinde ve bugünkü İran coğrafyasında olduğu üzerine çok ciddî tarihî araştırmalar var, bulgular var. Fakat Türkiye-İran ilişkilerinde yakın döneme bakacak olursak, Osmanlı döneminde ve İran’daki Kacar hanedanı döneminde bir paralel modernleşme süreci var aslında. Hatta birbiriyle irtibatlı bir modernleşme dönemi. Meselâ Meşrutiyet hareketlerine baktığımız zaman bunu görürüz. Bu paralellik 1920’lere kadar uzanır. Bu aynı zamanda çatışmanın olmadığı, barışçı bir ortamdır. Fakat iki ülke açısından zor zamanlardır. Malûmunuz Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminden söz ediyoruz. Benzer bir süreç Kacar İranı’nda da var. 1921’de devlet darbesi ve dış destekli olarak tahtı ele geçiren, aslında asil bir hanedana dayanmayan, sıradan bir asker olan General Rıza’nın “Şah Rıza Pehlevi” haline gelişi, yeni bir dönemi başlatmıştır. Bugün İranlılar genel olarak, oğul Muhammed Rıza Pehlevi’ye kıyasla baba Rıza Pehlevi’yi severler. Onu İran tarihinin önemli bir siyasal figürü olarak görürler ama işin özü böyledir. Bolşeviklerin kuzeyden güneye doğru ilerlemesinden ve Tahran’ı kontrol etmelerinden çekinen İngiltere’nin desteği ile iktidarı ele geçirmiştir ve Pehlevi adıyla hanedanlığını kurmuştur. Bu hanedandan iki kişi tahta çıkmış ve sonra 1979 İran İslâm devrimi ile nihayet bulmuştur.


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.AĞUSTOS.2012
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu