Yıl:5   Sayı: 56   Fiyatı: 6.5 YTL



  

Ortadoğu coğrafyasında Irak’ın işgaliyle başlayan süreç, giderek bir kâbus senaryosuna dönüşmektedir. ABD’nin bölgeye on bin kilometre öteden gelerek yerleşmesi, sâdece “anti demokratik” ya da “teröre destek veren” olarak tanımladığı ülkelerin varlığını tehdit etmemektedir. Özellikle Türkiye’nin bu emperyal vizyondan bir hayli etkileneceği tartışılmaz bir gerçektir. Büyük Ortadoğu Projesi olarak anılan plânın nihâî hedefini kabaca, Afrika’dan Kafkaslara kadar uzanan geniş bir alanı Amerikan ve İsrail çıkarlarına göre yeniden düzenlemek olarak ortaya koyarsak, Türkiye’nin bu emperyalist saldırıdan yara almadan kurtulacağını söylemek mümkün değildir. Özellikle son zamanlarda yaşanan kimlik tartışmaları paralelinde düşünecek olursak, bölge dışı emperyal güçlerin Türkiye’nin ulus-devlet kimliğinden duyduğu rahatsızlığın boyutları daha net anlaşılır. Irak’a yerleşen ABD, başlangıcından bugüne kadar bir manivela olarak kullandığı PKK kartını bugün, Irak’ta gerçekleştirmeye çalıştığı modelin Türkiye tarafından onanmasının temin ve Türkiye’nin ulus devlet kimliğinin örselenmesinin bir aracı olarak yeniden kurgulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın miting meydanlarında başlattığı tartışmayı, Ortadoğu’ya ilişkin emperyal plânlardan bağımsız düşünmek, ancak bir aymazlık belirtisi olarak kabul görebilir. İmralı meskunun söylemleri ile Başbakan’ın ifâdelerindeki paralellik ise hâdiseyi daha vahim bir boyuta taşımaktadır. Köklü devlet geleneği ve yürüttüğü İstiklâl Savaşı bile Türkiye’yi, varlıklarını emperyal güçlerin lûftuna borçlu olan Ortadoğu ülkelerinden ayırmaya yeterken; yapılan bu tartışmalar Türkiye’yi Irak mesabesine indirmiştir. Bin senedir aynı kültürü paylaşan insanlara, 82 yıllık cumhuriyet pratiğinin getirdiği kazanımları da bir kenara bırakarak, Amerikan emperyalizminin bölgeye reçete olarak sunduğu modeli dayatmaya kalkanların varlığı, Türkiye üzerindeki plânın yol haritasını merak edenlere ipuçları verebilir.

ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından “sıranın kime geldiği” sorusu gündemi çokça meşgul etmiştir. Hariri suikastının ardından Suriye’nin Birleşmiş Milletler vâsıtasıyla sıkıştırılması, önceliğin Suriye’de olduğu şeklinde bir kanaat uyandırmıştır. Hariri suikastını araştırmakla görevli Alman savcı Mehlis’in hazırladığı rapordan yola çıkarak BM Güvenlik Konseyi’nden Suriye’ye karşı ambargo kararı çıkartmak isteyen ABD, Irak’ta yaşanan sürecin hızlandırılmış bir versiyonunu devreye sokmaya hazırlanmaktadır. Öncelikli olarak Suriye’nin ambargo uygulanarak dış dünya ile bağlantısının kesilmesi hesaplanmaktadır. Irak gibi büyük petrol yataklarına sâhip olmayan Suriye’nin bu ambargoya uzun süre dayanması mümkün değildir. Ambargonun yarattığı sosyal rahatsızlığın, Kamışlı’da geçen sene denenen ayaklanmaların benzerlerinin organize edilmesi ile tırmandırılması ise muhtemeldir. Ayrıca bu süreçte, Irak’taki direnişçilere destek vermekle suçlanarak Suriye’nin bir kısım topraklarının Amerikan ya da Irak askerileri tarafından işgal edilmesi de gündeme gelebilir. Suriye’nin Amerika tarafında işgalinin ön aşamaları olarak değerlendirilebilecek bu hamlelerin nihayet bulması ve Amerika’nın maksadına nail olması hâlinde ise, Irak’ta yaşanan vahşetin bir benzeri Suriye’de sahnelenecektir. İnsanî boyutu düşünüldüğünde bile Türkiye’nin bütün imkânlarını seferber ederek Amerika’nın böyle bir hamle yapmasını engellemesi gerekirken kendi bekası için de Suriye’nin Amerikan işgaline uğramamasını temin etmesi gerekmektedir. Irak’ın kuzeyinde gerçekleşen yapılanmanın Suriye’nin işgaliyle birlikte buraya da sirayet edeceği, “Büyük Kürdistan” olarak adlandırılan kukla devletin ikinci ayağının da tamamlanacağı aşikârdır. Türkiye’nin bekasını ilerde tehdit etmesi muhtemel böyle bir gelişme, şüphesiz Ortadoğu’nun uzun yıllar huzur bulmamasına da yol açacaktır.

.
  


   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  

Sony “nav-u NV-U70T” GPS Cihazı
Sony yeni ve şık bir GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) cihazını piyasaya sürdü. Aletin 9 cm dokunmatik renkli ekranı ve stereo hoparlörleri var.

Köpekler İçin Cep Telefonu da Olur mu?
Olur! Ve zaten var! PetsMobile adlı bir firma evcil hayvanlar için cep telefonu üretiyor. Diyelim köpeğiniz kayboldu, dert etmiyorsunuz. Elde fotokopi ilânlarını her köşe bucağa yapıştırmak için gezmiyorsunuz.

Bu da Bilgisayarcılar İçin İsveç Çakısı
Son dünya kupası eleme futbol maçı sonrası İsveçliler ve İsveç kökenli markalara karşı tepkiniz nedir bilemeyiz ama İsveç denince akla ilk gelen şeylerden biri, meşhur İsveç Ordusu Çakıları...

Hindistan Nükleer Füzyon Klubüne Katılıyor
Hindistan nükleer enerjiye ve güce sâhip. Son yıllarda bilimde de önemli ilerlemeler kaydetti ve teknoloji dünyasında yerini almak için ciddî gayret ve yatırımlar gerçekleştirdi.

İnsanlık Tarihine Işık Tutan Kadim Kuraklık
Bilim adamları yaklaşık 75 bin yıl önce gerçekleşen kuraklık şeklindeki muazzam bir iklimsel felâketin, insanlığın kaderini belirlediğine dair çok önemli delillere ulaştılar.
Ajan Su Kaplumbağaları
Rus bilim damlarının, su kaplumbağalarının istihbarat servisleri tarafından kullanılabilmesinin yöntemini buldukları bildirildi.
 
Çölde Bir Okyanus Doğuyor
Etiopyalı, ABD’li ve Avrupalı araştırmacılar Etiopya’daki Afar çölünün kuzeydoğusunda oluşan coğrafik değişikliğin yeni bir okyanus tabanı oluşumunun ilk işareti olabileceğini açkıladılar.
Grönland Buzulları Alarm Veriyor
Bilim adamları, Grönland'daki en büyük iki buzulun, küresel ısınmadan dolayı alarm vermeye başladığını söyledi.
 







  



Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin İkinci Durağı Suriye mi? 

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ

Baas Partisi’nin hüküm sürdüğü tek ülke kalan Suriye, Irak’ta Amerikan ve İngiliz askerlerine, hatta mevcut Irak hükümet kuvvetlerine yönelik direniş artış kaydettikçe ABD’nin gündeminden düşmemeye başladı. ABD yönetimi Irak’taki direnişçilere Suriye’den de destek geldiğini iddia ediyor. Zaten Suriye, birkaç yıldan beri ABD’nin nitelediği “Terörü destekleyen ülke” unvanını taşımaktadır. Ayrıca, bir taraftan İran destekli, öte yandan Suriye’de barınan Hizbullah’ın İsrail’e yönelik terör saldırıları nedeniyle Suriye, ABD’nin tepkisini çeken ülkelerin başında geliyor. Bu nedenle Türkiye-Suriye ilişkilerindeki düzelme de ABD’nin hoşuna gitmemektedir.

   



Hüsnü MAHALLİ ile Söyleşi:

Hedef Sâdece Suriye Değil

"Suriye, bana göre Türkiye’nin en çok önemsemesi gereken ülke. Çünkü Suriye ile Türkiye’nin yaklaşık 900 kilometrelik ortak bir sınırı var. İkinci olarak özellikle Irak’ın bugün içinde bulunduğu durumu hatırlarsak Suriye, Türkiye’nin Arap ve İslâm alemine, Ortadoğu’ya açılan kapısıdır. Tarih boyunca da Suriye hep önemli olmuştur, Türklerin Arap ve İslâm âlemiyle ilişkilerinde. Çünkü Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık Savaşı’yla birlikte Arap coğrafyasına açılması, Suriye üzerinden olmuştur. Bunları bir tarafa bırakacak olursak, Ortadoğu’da ve Arap âleminde Türkiye’ye en çok yakın olan, siyasal, toplumsal, kültürel hayatıyla, yemek alışkanlıklarıyla, insan davranışları ve algılamalarıyla Suriye’dir."
   



"Mehlis Raporu": Suriye ve Türkiye'deki Yansımaları 

Doç. Dr. Türel YILMAZ

14 Şubat 2005 tarihinde Lübnan’ın eski başbakanlarından Refik Hariri’nin Beyrut’ta bombalı bir suikast sonucu öldürülmesinin ardından başta Suriye olmak üzere bölge ülkelerini derinden etkileyecek yeni bir süreç başladı. Aslında süreç, daha Hariri öldürülmeden önce Eylül 2004’te BM Güvenlik Konseyi’nde alınan 1559 sayılı1 kararla başlamıştı. Söz konusu kararla Lübnan’da bulunan bütün yabancı güçlerin çekilmesi, milislerin dağıtılması ve tüm ülkede hükümet kontrolünün sağlanması talep edilmişti. O dönemde Suriye’nin Lübnan’da yaklaşık 14 bin askerinin bulunduğu kaydedilmektedir.
   



Türkiye Açısından Suriye

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

Resmî adı ile Suriye Arap Cumhuriyeti’nin, Ön Asya’nın giriş kapısında, bir anlamda güney Asya’nın batı bölgesinde yer alan, dünya haritası göz önüne alındığında ise Ortadoğu’nun önde gelen konuma sâhip bir ülkesi olduğu görülmektedir. Harita açısından dünyanın merkezî bölgesinde yer alan Suriye Arap Cumhuriyeti, hem bir Ortadoğu ülkesi hem de Ön Asya’nın giriş kapısı olarak çoklu bir görünüme sâhip bulunmaktadır. Ortadoğu ile ilgili bütün gelişmelerde bir bölge ülkesi olarak yer aldığı gibi aynı zamanda Batı Asya’ya da Güneybatı Asya’yla ile ilgili senaryolarda da Suriye önemli bir yere sâhip bulunmaktadır.

   



Şam-Tahran Ekseninde Türk-Amerikan İlişkileri

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Türkiye’nin "kuş gribi" sebebiyle tavukların itlafıyla uğraşırken, Suriye'de ve hemen yanı başımızdaki “uzak ülke” İran’daki gelişmeleri, en azından medyadan takip edilebildiği kadarıyla, bir hayli ihmal ettiği gözlemlenmektedir. Zira, kaygısızlıktan mıdır, yoksa umursamazlık mıdır tam olarak bilinmez ama bölgede yaşanan gelişmeler yerine bir siyasî parti liderinin eşinin cenaze merasimi, bu vesileyle aynı dâvâ peşinde koşmuş dargınların barışması ve seçim öncesi Alman Başbakanı şimdinin muhalefet lideri Schröder’in iftara çağrılması, Türkiye’deki gündemin en üst sıralarında yer almıştı.
   



Su Sorunu ya da "Su"dan Savaş Senaryoları

Doç. Dr. Mehmet GÜNAL

Su insanların en temel ihtiyacıdır. Ekonomi ise en kısa tanımıyla, “kıt kaynakların etkin kullanımı” demektir. Gerçekten de dünyada yaşanan gelişmeler suyun giderek kıt bir kaynak hâline gelmesine neden olmaktadır. Bir taraftan küresel ısınmanın diğer taraftan insan faktörünün yol açtığı tahribatlar sebebiyle su arzı azalırken; öte yandan nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşme nedeniyle su talebi hızla artmaktadır.

   



Türkiye-Suriye İlişkilerinde Jeokültürel Boyut

Dr. Yaşar KALAFAT

Türkiye’nin arayışı içerisinde bulunduğu yapılanmalardan birisi de, yakın çevre ülkeleri ile birlikte bir aile oluşturmaktır. Bu, bize göre götürülebildiği takdirde AB ve ABD ile ihtilafa düşmeden sürdürülebilecek en sağlıklı dış siyasî çizgilerden birisidir. Türkiye, Türk Dünyası ile kültür ortaklığı noktasından hareketle bir dayanışma içerisinde olacak ise, Anadolu Türk kültürü, taşıdığı ortak genler itibariyle Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’da da Türk Dünyası’nın diğer kesimlerinden daha zayıf değildir.
   



Türk ve Suriye Kültürü Arasındaki Ortaklıklar

Murat KILIÇ

Gaziantep Üniversitesi ile Suriye Arap Cumhuriyeti Halep Üniversitesi arasındaki işbirliği ve hükümetler onayı ile Halep Üniversitesi bünyesinde açılan ve kısa adı TÜDÖM olan Türk Dili Öğretimi Merkezi’nde 1999’dan beri Türkçe öğretmekteyiz. Geçen 6 yıllık sürede yaptığımız çalışmalar sonucu, Türk kültürü ile Suriye kültürü arasında önemli bir etkileşim olduğunu, bunun sonucunda âdeta ortak bir kültürün oluştuğunu gördük.

   



Kimlik Sorunu mu?

Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN

Önceki bir makalemizde, Sayın Başbakan’ın Güneydoğu meselesini “Kürt Sorunu” olarak ilân ettiği bir açıklamasını ele almıştık.1 Bu makalemizde de “Kimlik Sorunu”nu tartışacağız. Kimlik sorununun son günlerde gündeme gelmesi, hiç kuşkusuz toplumsal dinamiklerden kaynaklanmaktadır. Bu dinamiklerden ilki, AKP’nin cemaatçi yapısıdır. Önemli bir kesimi tarikat geleneğine bağlı olduğundan, “ümmetçi” konumları “milliyetçi” oluşuma karşıttır. Siyasal yaşantımızda, Millî Selamet ve Refah Partisi çizgisinde bu kırılmaların izlerini bulmak mümkündür.

   



Ulus Devletler ve Etnik Yapılar Paralelinde, Azınlık Kavramı ve Yaşanan Paradoks

Haktan BİRSEL

En basit anlamda, “başat (çoğunluk) unsura göre sayıca az olan grup” şeklinde tanımlanabilen azınlıklar, yüzyıllar boyunca, sürekli olarak devletlerin gündeminde kalmış, kimi zaman, ezilen ve hakları yenildiği için korunmak istenen kitleler, kimi zaman da diğer bir devletin gücünü zayıflatmak için kullanılmak istenen bir silâh olarak görülmüş ve tarihin her döneminde ülkeler üzerinde etkisini hissettirmiştir.

   



AB Serüveni Türkiye'yi Küresel Bir Aktör mü, Yoksa Sıradan Bir Devlet mi Yapar?

Dr. Mustafa TALAS

Dünyada son yıllarda gerçek anlamda bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşüme bazıları küreselleşme, kimileri Yeni Dünya Düzeni, bir çoğu Yeni Dünya Düzensizlikleri, bir takım insanlar ise, Yeni Kolonicilik ya da Yeni Emperyalizm adını vermektedirler.

   



Milliyetçilik ve Kimlik
Yazar: Özcan Yeniçeri
Yayınevi: IQ Kültür Sanat


Türkiye’nin serbest düşünebilen müstesna aydınlarından biri olarak kabul edilen Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin “Küreselleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik” isimli kitabı IQ Kültür Sanat Yayıncılık tarafından okuyucuların beğenisine sunuldu. “Küresel dünyada kimliklerin kimliksizlikle, milli kültürün çok kültürlülükle, milli devletlerin küresel devletle yer değiştireceği iddia edilmektedir. Bu anlamda milliyetçiliğe, milli kültüre, milli devlete ve milli kimliğe karşı başlatılan karalama ve kirletme kampanyaları giderek hız kazanmaktadır. Yeni sömürgeciliğin başarısı her şeyden önce milli duyguların, milli değerlerin ve milli kültürün zayıflığına bağlıdır. Milliyetçiliğe karşı çeşitli karalama ve aşağılama kampanyaları arkasında büyük şirketlerin, uluslararası servislerin ve AB’nin milyonlarca eurolarının bulunmasının nedeni de budur” diyen Yeniçeri, küreselleşme taraftarlarının oynadığı kirli oyunlar ve milliyetçilerin yapması gerekenler noktasındaki analizlerini kitabında okuyucularına aktarıyor.

  

Son Güncelleme Tarihi: 15.ARALIK.2005
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu