p a n e l'e davet...

Kopenhag Kararları Işığında
Siyasal ve Stratejik Açılardan

KOFİ ANNAN PLÂNI VE
KIBRIS’IN GELECEĞİ


>>Ayrıntılar İçin Tıklayınız...  
   


Biyolojik Kimyasal ve Nükleer Silahlar:
NEFRET TOHUMLARININ
ÖLÜMCÜL   BAŞAKLARI
Kitle İmha Silahları Konusunda
Asıl Tehlike Devlet Dışı Aktörlerdir
Söyleşi: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kibaroğlu
Kimyasal-Biyolojik Siâhlar ve Korunma Yöntemleri
Prof. Dr. İ. Hamit HANCI - Dr. Çağlar ÖZDEMİR

İkinci Aydınlanma Çağı, Yeni Dünya Düzeni ve Kültler
Alev ALATLI
İkili Toplum, Aydın Dejenerasyonu ve Devşirme Geleneği
Söyleşi: Prof. Dr. Orhan Türkdoğan
21. Sayımız 15 Ocak 2003'den İtibaren
    Gazete Bayii ve Kitabevlerinde...


>">
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan ve taraflara 11 Aralık’ta, yâni Kopenhag Zirvesi’nden önce imzalanmak üzere iletilen BM Kıbrıs Plânı, ülkemizde ve KKTC’de ciddî tartışmalara yol açmıştır. Fakat yapılan bu tartışmalarda, Plân’da dile getirilen çözüm önerilerinin, 1974’den bugüne kadarki süreçte Türk tarafının önemle üzerinde durduğu konuları ne kadar kapsadığı hakkında hemen hemen hiç konuşulmamıştır. Bu tartışma sürecinde toplum çeşitli psikolojik harp taktikleri ile manipüle edilmiş, hukuksal yönü ile dikkat çeken metinde dile getirilen görüşler “son fırsat” şeklinde takdim edilmiş, sloganlaştırılmış ifâdeler âdeta bir ortaoyununun repliği hâline dönüştürülmüştür. 1974’den beri fiilen yürürlükte olan barış sayesinde kan ve gözyaşının akmadığı KKTC’de, bu planın yeniden çatışmalara yol açacak bir düzenlemeye sebebiyet verip vermeyeceği önümüzde duran en büyük sorundur. AB’nin dayattığı çözüm önerisinde hedef-lenenin “Barışa Son Veren Barış mı?” olduğu sorusunu gündeme getirmektedir. devam

 

  Yüz Nakli Ufukta
  Roket Adam
  Akdeniz’de Yeni Bir “Kardak” Doğuyor
  Beton Gibi Kemikler Mümkün Olacak mı?
  Oyun Oyna Para Kazan
  Fındığın Şeker Hastalığı Riskini Azalttığı İspatlandı
  Yarı Fare Yarı İnsan Canlı Üretilsin mi?
  Ortadoğu’ya Yağmur Makinesi


KKTC Ankara Büyükelçisi
Ahmet Zeki BULUNÇ İle Söyleşi

Plân'ın Öncelikli Amacı Güney Kıbrıs'ın AB'ye Üyeliğini Uluslararası Hukuk Açısından Yasallaştırmaktır...
Kıbrıs'ta Uzlaşmaya Dayalı, Kalıcı
ve Âdil Bir Anlaşma İstiyoruz...


Kofi Annan'ın Çözüm Paketi
Kıbrıs İçin mi?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

BM Genel Sekreteri tarafından 11 Kasım 2002 tarihinde ilgili taraflara sunulan Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki belgenin varlığına işaret eden ilk haberler, Ekim ayının ikinci yarısından itibaren Rum ve Yunan basınında çıkmaya başlıyor. Bu tarihlerde, Filelefteros Gazetesi’nde çıkan bir haberde, Türkler’in belgeye “evet” demesinden endişe edildiği vurgulanıyor. Haberde, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ile, AB üyesi dost ülkelerin, Rum ve Yunan taraflarını, belgenin içeriği konusunda bilgilendirdikleri belirtiliyor. Bu bilgilendirmenin, Rum-Yunan ikilisine, belgeyi kendi görüşleri doğrultusunda etkileme ve belge ile ilgili olarak hazırlık yapma imkânı verdiği şüphesizdir.


Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan İle Söyleşi:

"Tarihi Fırsat", "Kaçırılmaması Gereken Fırsat" Olarak Gösterilen Bu Plân, 1985 Paketiyle 1992 Butros Gali Paketiyle Mukayese edildiğinde Bizim çok Daha Aleyhimizedir...

BM'nin Kıbrıs Plânı, Denktaş'ın İtiraz Noktaları ve Muhtemel Gelişmeler

BM'nin Kıbrıs Plânı Konusunda Kısa Bir Ön Değerlendirme

Statü ve Güvenlik Boyutu
Kudret ÖZERSAY
Görüşme sürecinde statüyle yakından ilgili olan ve meselenin özünde taraflar arasında bir görüş ayrılığını kaçınılmaz kılan iki temel nokta vardır. Bunlardan ilki, bulunacak çözümün içeriğinden bağımsızdır ve doğrudan doğruya çözümün üzerinde tesis edileceği belgenin hukuksal karakteriyle yakından ilgilidir. Çözümü oluşturacak belge bir uluslararası antlaşma mı olacaktır, yoksa bir anayasa metni yani bir iç hukuk belgesi mi? 

Dışişleri Eski Bakanı
Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel ile Söyleşi:

İktidar Hiçbir Zaman Devletin Temellerine ve Temel Doğrultularına Karşı Kullanılabilecek Bir Güç Değildir.


İktidar Hiçbir Zaman
Sınırsız Değildir.

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Avukat Sanan Ahmet Ağa ile Söyleşi:

Biz Irak Vatandaşıyız!..


Herkes Kendi Devletini Kuracaksa
Biz de "Türkmeneli"ni Kurarız

Teknoloji
KKTC Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç İle Söyleşi: Kıbrıs'ta Uzlaşmaya Dayalı, Kalıcı ve Adil Bir Anlaşma
İstiyoruz
Kofi Annan'ın Çözüm Paketi Kıbrıs İçin mi?
Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK
Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan ile Söyleşi: BM'in Kıbrıs Plânı, Denktaş'ın İtiraz Noktaları ve Muhtemel Gelişmeler
BM'in Kıbrıs Plânı Konusunda Kısa Bir Ön Değerlendirme Statü ve Güvenlik Boyutu
Dr. Kudret ÖZERSAY
Dışişleri Eski Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel İle Söyleşi; İktidar Hiçbir Zaman Sınırsız Değildir.
Farklı Bir Bakış Açısı ile BM Plânı: Statüko Çözüm Değildir.
Dr. İrfan Kaya ÜLGER
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Avukat Sanan Ahmet Ağa ile Söyleşi: Herkes Kendi Devletini Kuracaksa Biz de "Türkmeneli"ni Kurarız.
Gözucu / Fatih Yılmaz
Örgütleri Etkinleştirme Aracı olarak Bilgi ve Bilgi Yönetimi
Doç. Dr. Özcan YENİÇERİ
Kafkasya Üzerinde Dönen Küresel Politikalar ve Çeçen Eyleminin Yansımaları
Gökçen EKİCİ
ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi:
Avrupa'dan Bakış
Thomas VALASEK
Okuma Salonu
  


2023 e-grubuna
üye olmak için aşağıdaki
boşluğa e-mailinizi yazıp
onaylayınız.

    





Dünden Bugüne Jeopolitik
Yazar: M. Murat Taşar-Yılmaz Tezkan
Yayınevi: Ülke 
Sayfa: 236

Jeopolitik, genel anlamda coğrafyanın bütün kapsamı ile siyasî olarak değerlendirilmesi ve yorumlanması neticesinde dünyanın ve ülkelerin bugününe ve yarınına ışık tutabilmek iddiasında olan ilmi bir disiplindir. Jeopolitik görüşler, dünya siyasetinin şekillenmesinin anlaşılmasına yardım ettiği gibi, bu şekillenmenin ve şekillendirmenin yönlendiricisi de olurlar. Jeopolitik görüşler, “Ne olacak!...” sorularının ve endişelerinin cevaplarını vermeye çalışmaktadır. Bu cevaplar elbette her zaman bir mutlakiyet ve doğruluk içermeyebilir. Ama bizim dünyayı anlamamıza ve yorumlamamıza yardımcı olurlar.  “Dünden Bugüne Jeopolitik” isimli eserde yazarlar, jeopolitiğin bütün sırlarını açığa çıkarmak gibi bir hedeflerinin bulunmadığını, ayrıca okuyan herkesi jeopolitikçi yapmak iddiasını da taşımadıklarını, açık yüreklilikle dile getirmişler.
devam
  





Bu hiç de filmlerdeki
ölümlere benzemiyor...

YOKSA GERÇEK Mİ?

Film karelerinin vazgeçilmez unsuru “ölüm”, gerçek hayatta aramızda aşılmaz uçurumlar bulunan sinema oyuncuları ile bizleri kaçınılmaz bir şekilde aynı noktada buluşturuyor. Uçan süper kahramanlar, dünyayı kurtarmak için bilinmeyen bir gezegenden gelen insanüstü güçlerle donanmış çift motorlu yaratıklar vs... Hiçbiri kendimizle özdeşleştirilebilecek yakınlıkta değil. Peki nedir o zaman bizi, sinema denilen fenomene bağlayan? Biz ve onlar; tek ortak yanımız ölmek mi yoksa? İçinde ölüm geçen senaryolar bizi daha mı çok çekiyor kendisine? Ya da içinde ölüm geçmeyen bir senaryo yapılabildi mi? Hayatın yaşamaktan da öte en vurucu gerçeği ölümdür aslında. Yaşayanların değil de daha çok ölenlerin hatırlanmasının kaynağı da burada... “Biz de yaşıyoruz, onlarda yaşıyor, tuhaf olan ne?” Ama bir de şuna bakın: “Biz de öldük onlar da, ne var bunda?..” Bu şekilde konuşabilmek için ancak öldükten sonra yeniden bu dünyada dirilebilme üstünlüğümüzün varolması gerekiyor. Ölenlerin biz yaşayanlar için üzülüp üzülmediklerini görebilseydik eğer daha rahat olabilirdik. Acaba biz mi şanslıyız onlar mı? Ama böyle bir imkâna da sahip değiliz.  devam


Son Güncelleme Tarihi: 16.ARALIK.2002
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif