Yıl:5   Sayı: 54   Fiyatı: 6.5 YTL



  

Türkiye AB ilişkileri, 17 Aralık Zirve Kararları sonrasında aslında gerçekçi bir zemine oturmuştu. Kamuoyu,  bu zeminden yola çıkarak, abartılan tasvirlerle kendisine sunulan AB imajına yaslanan beklentilerini realize edebilirdi. Sâdece kamuoyu değil, Türkiye’deki karar alıcılar da bu belge ışığında Türkiye AB ilişkilerini yeniden gözden geçirip daha sağlıklı bir ilişkiler sistematiği geliştirme yoluna gidebilirdi. Fakat geçen bu süre zarfında, kamuoyunun beklentilerini nispeten azalttığına şahitlik eden veriler olmakla birlikte, karar alıcı mekanizmada böyle bir vaziyet alışın yaşandığını söylemek mümkün değil. Eğer bu yönde bir değerlendirme yapılmış olsaydı, 3 Ekim’de açıklanan Müzâkere Çerçeve Belgesi’ne karşı farklı bir tutum geliştirilirdi. Görünen o ki, Türkiye’deki siyasî, sivil ve askerî karar alıcılar en az AB kadar kullanışlı bir idareimaslahat aracı sunulmadığı takdirde; Türkiye’nin AB marifetiyle uçurama sürüklenmesine göz yumacaklar…

17 Aralık Zirve Kararları’nın değerlendirildiği 2003 dergisinin Ocak 2005 tarihli nüshasında şu ifâdeleri kullanmıştık: “Zihinlerde her biri farklı saiklere dayanan bir AB imajı yaklaşık 40 yıldır peyderpey inşa edilmektedir. Herkes konuya bir veçhesinden yaklaştığından ve kendi ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda bir AB profiline sâhip olduğundan, zihinsel operasyonlarla inşa edilen bu imajlar, gerçek AB resminden giderek uzaklaşmıştır. 40 yıllık süre zarfında yaşanan küresel ve yerel ölçekteki kırılmalar da, toplumsal bir proje olarak sunulan AB’ye tam üyelik hedefine âdeta ‘ideolojik bir kimlik’ kazandırmıştır. AB’ye tam üyelik hedefinin dışında bir gelecek inşasına entelektüeller ve siyasî aktörler tevessül edemez hâle gelmişlerdir. Başka bir deyişle, entelektüeller ve siyasî aktörler, ‘AB karşıtları’ ve ‘AB taraftarları’ şeklinde cereyan eden mücadelede saf tutma kolaycılığını tercih ettiklerinden, Avrupa Birliği Türkiye’ye her şartı dayatacak bir konuma yükselmiştir. Yaşanan bu süreç neticesinde artık kimse zihnindeki AB imajının gerçek AB resmiyle olan irtibatını sorgulama cesaretini gösterememekte ve onun yıkılmaması adına kendisinden yapılması istenen her türlü fedakârlığa rıza göstermektedir.” Türkiye’ye 17 Aralık Zirve Kararları ile sunulan üyelik perspektifinin “özel statü” olduğunun altı, söz konusu nüshada gayet net bir şekilde çizilmişti. 3 Ekim tarihinde açıklanan Müzâkere Çerçeve Belgesi ise, bu “özel statü”yü perçinleyecek yeni hükümler içermekte, dahası hiç bir şüpheye yer bırakmadan müzâkere edilecek olanın tam üyelik perdeli “özel statü” olduğunu sarih bir şekilde ortaya koymaktadır.

.
  


   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  

Robot Araba Yarışları
Amerika’da Pentagon’un teknoloji merkezi DARPA tarafından desteklenen ve Nevada’nın Moivae Çölü’nde gerçekleştirilen yarışta 212 km boyunca 20’den fazla robot araç kıyasıya yarıştılar.

20 Milyon Yıllık Örümcek Fosili 
İngiliz bilimadamlarının, 20 milyon yıllık bir örümcek fosili bulduğu ve çok iyi korunmuş olan örümcekten DNA örneği almayı ümit ettikleri açıklandı.
Gelecek 5 Yılda Dünyada 50 Milyon “Çevre Mültecisi” Olacak! 
Bilim adamları gelecek 5 yılda 50 milyon insanın çevresel felâketler nedeniyle mülteci durumuna düşeceklerini açıklarken, geçen yıl için bu sayının savaşlar nedeniyle mülteci konumuna düşenlerden fazla olduğuna dikkat çektiler. Felâketlerin dünyayı kapladığı geçen yıl bu sayı 25 milyona ulaştı.

Samanyolu’ndan 8 Kat Büyük Gökada
Yeni keşfedilen gökadanın çok uzakta, diğer galaksilerin “genç ve küçük” olduğu bir yerde bulunduğunu belirten yetkililer, bugüne dek bilim adamlarının kâinatın ilk döneminde oluşan gökadaların, sonradan oluşanlara göre daha az yıldıza sahip olduğunu düşündüğünü ve bu keşfin şaşırtıcı olduğunu kaydettiler.
Çin Uzaya İkinci Kez Adım Attı
Çin Bilimler Akademisi'nden araştırmacı Pan Houren, Şencou uzay araçlarına yapılan harcamaların 19 milyar yuanı (2.3 milyar dolar) bulduğunu belirterek, bu rakamın ABD'nin uzay çalışmalarına ayırdığı yıllık bütçenin yüzde 10'undan az olduğunu söyledi.
Dünyanın İlk Robot Balığı
Tuna balığı kadar hızlı yüzebilen ve bir turnabalığı gibi hızlanabilen robot balığın, bir yılanbalığının yön bulma yeteneğine sahip olduğu belirtiliyor. 







  



Korgeneral (E) Suat İLHAN ile Söyleşi:

Müstemleke Anlaşması

"AB’ye karşı olanların büyük bir kısmı zaten “almayacaklar” şeklinde bir düşünceden hareket ediyorlar, bir kısmı da “onurumuzla girelim” diyor. Ben bunları anlamakta zorluk çekiyorum. Bana göre AB’ye üyelik, Türkiye için bir dış politika seçeneği değildir. AB’ye üyelik aslında bir yönetim şekli seçeneğidir. Yâni Türkiye Cumhuriyeti, ulus devleti bırakacak, onun yerine de bir birliğin üyesi olacaktır. Bu büyük bir değişikliktir, hatta bana göre Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete geçişten bile daha büyük bir geçiştir. Çünkü, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçtiğimiz zaman, iktidar yine aynı toplumun içinde el değiştirmişti."

   



3 Ekim Belgesi Ve Gerçekler 

Doç. Dr. Hasan ÜNAL

Eski ya da muvazzaf siyasiler arasında 3 Ekim’de önümüze konulan Müzâkere Çerçeve Belgesi (MÇB) konusundaki en gerçekçi tahlilleri Mesut Yılmaz yaptı. Yılmaz’a göre, aslında Türkiye’ye 17 Aralık günü ikinci sınıf bir üyelik perspektifi sunulmuştu; şimdi MÇB ile bu ikinci sınıf üyelik pekiştirilmiş oldu. AB üyesi olmuşuz gibi yürütülen propaganda ve binbir şaklabanlık arasında bu sözlerin özel bir önemi olsa gerektir.
   



Bilgi Üniversitesi'ndeki Ermeni Konferansı'nın Ardından 

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Ermeni aktivistlerin üçüncü milenyumla birlikte, Yahudi Soykırım platformlarını da kullanma çabaları içerisine girdikleri ve bu yaklaşımı büyük bir ivme ile arttırmaya çalıştıkları dikkatli gözlerden kaçmamıştır. Oysa, XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, İkinci Dünya Savaşı sonrası Yahudi Soykırımı (Holocaust) teriminin tekliği ve başka uluslara uygulanmayacağı olgusu, Yahudiler tarafından tartışılmaz bir gerçek olarak âdeta toplumların belleklerine kazınmıştır.
   



Ermeni Tezleri, Türkiye'ye Rejim İhracıdır

Mahmut Niyazi SEZGİN

Büyük tartışmalarla Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılması engellenerek Bilgi Üniversitesi’nde yapılan Ermeni sorunu toplantısı; ülkemizde bilim, düşünce ve demokrasi konularındaki kavram kargaşasını ve bulanıklığını bir kere daha gözler önüne serdi. Toplantı, “Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” şeklinde adının konuşundan, bilim ve demokrasiyi tekeline alma iddiasını daha en başından ortaya koyuyor ve alternatif ya da muhalif herhangi bir başka görüşü daha en başından demokrasi ve bilim çerçevesinin dışında gösterme gayreti içine giriyordu.

   



İki Yeni Ermeni Tasarısı 2005 Sonbaharında ABD Kongresi'nde

Yrd.Doç.Dr. Şenol KANTARCI

Her ne kadar 1878 Berlin Konferansı öncesi/sırasında cereyan eden İngiltere-Rusya mücadelesinde Ermeni sorunu konusu siyasî bir kimlik kazanmış olsa da, sorunun boyutlanmasında ve derinleşmesinde hatta uluslararası platforma taşınmasında Amerika Birleşik Devletleri’nin göz ardı edilemeyecek ölçüde hatırı sayılırı bir rolü vardır.
   



82. Yılında Cumhuriyet'in Kaygıları

Prof. Dr. Semih YALÇIN

Atatürk'ün, Cumhuriyeti, devletin siyasî bir rejimi olarak seçmesinin en önemli nedeni; Türkiye'nin modernleştirme çabalarına cevap verebilecek bir rejim biçimi olmasıdır. Cumhuriyeti fazilet olarak niteleyen Atatürk, bir konuşmasında Cumhuriyeti şu şekilde tanımlamaktadır: “Türk milletinin tabiat ve şiârına en mutabık olan idare Cumhuriyet idaresidir.”

   



Merkez'de Doğu-Batı Sentezi

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

Tarihin her döneminde doğu, Doğu’yu, batı ise Batı’yı temsil etmiştir. Ne var ki, dünyanın merkezî bölgesinde karşı karşıya gelen bu iki kavramın bir çatışmanın iki tarafı durumuna gelebildikleri görülmektedir. Birbirinden ayrı oldukları zaman bir elmanın iki yarısı gibi tamamlayıcı olan Doğu ve Batı kavramları, dünyanın merkezî bölgesinde karşı karşıya gelmekte, bazen birbirlerini tamamlamakta bazen ise kendi yapılarını koruyarak birbirleriyle çatışmaya girebilmektedirler.
   



Açık Toplum ve         Karl R. Popper

Rahmi ŞEYHOĞLU

“Felsefeci olmayı özür dilenmesi gereken bir şey” olarak gören felsefeci Karl R. Popper* iki yönüyle bilinir. Bunlardan ilki, “Bilimsel Araştırmanın Mantığı”nda dile getirdiği bilim felsefecisi yanıdır. Diğeri yönü ise, “Açık Toplum ve Düşmanları” ve “Tarihselciliğin Sefaleti” isimli eserlerinde dile getirdiği siyaset felsefecisi yanıdır. Popper, hem kendi siyaset felsefesinde, hem de bilim felsefesinde ortak yanlar olduğunu belirtir. Her iki alanda da ortak olan; insanın yanıldığı, yanılgılarından da ders çıkarabildiğidir.

   



Orta Asya'da Önemli Bir Çevre Sorunu: Aral Gölü Ve Etrafında Yaşananlar

Haktan BİRSEL

Kazakistan ile Özbekistan’ı birbirinden ayıran büyük Kızıl Kum Çölü’nün ortasında yer alan Aral Gölü, dünyanın diğer büyük gölleri arasında olmasının yanında, tarihsel süreç içerisinde, Türk medeniyetinin gelişmesinde ve dünyaya yayılmasında, çok önemli bir rol oynamıştır. Tarih boyunca Türkistan’ı ele geçirme amacını taşıyan bütün milletler için Aral Gölü, vazgeçilmez bir hedef olmuştur.

   



Türkiye'deki Ekonomik İstikrar Programlarının Ve Özelleştirme Anlayışının İki Yüzü

Dr. Mustafa TALAS

Ülkemizde uygulanan istikrar programları incelendiğinde, sosyal ve kültürel yapının büyük oranda ihmâl edildiği ve yalnızca ekonomik endişeler taşıdığı rahatlıkla ileri sürülebilir. Son otuz, kırk yıl boyunca devleti yönetenlerin yetersizliği sebebiyle, borçlanma yoluna gidilerek kontrol neredeyse tamamen IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlara geçmiştir.

   



Atatürk Düşünüyor

Yazar: Muazzez İlmiye Çığ

Yayınevi: Epsilon

 

“... Evlerde henüz radyo yoktu. Bu marşın herkes tarafından öğrenilmesi isteniyordu. Ben elimde keman, arkamda öğrenciler marşı çalarak söyleyerek sokak sokak dolaştım.

Bizi duyanlar kapılara çıkıyor, alkışlarla marşa katılıyorlardı. 19 yaşında bir kızdım. Ne utanıp sıkılmak, ne kınamak, ne alay etmek vardı. Çünkü vatan görevi yapıyordum.”
Değerli Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ, “Atatürk Düşünüyor” kitabını yazmayı da bir vatan görevi bilmiş. Yakın tarihimizin öyküsünü içeren bu kitapta, Atatürk'ün insanî yönü belki de ilk kez bu kadar açık bir dille anlatılıyor. Cumhuriyetin kurucusunun büyük başarılara ulaşırken karşılaştığı güçlükler, kendisine karşı olanların da varlığı ve bunların yarattığı engeller, ilk kez böylesine içten bir anlatımla, anlattıklarını yürekten yaşamış gerçek bir aydının sözleriyle dile geliyor.

  

Son Güncelleme Tarihi: 15.EKİM.2005
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu