Gürcistan Krizinin “Liderlik” Boyutu 

E. Haldun SOLMAZTÜRK


"Kumandanlık vazife ve sorumluluğunu yüklenecek kadar omuzlarında ve özellikle kafalarında kuvvet bulunmayanların acıklı sonuçlarla karşılaşması kaçınılmazdır..”

Genellikle, “harp tarihi” çalışmalarının askerlere özgü ve askerler için olduğu düşünülür ve sivil kesimlerde bu çalışmalara ve bu alandaki kitaplara pek ilgi gösterilmez. Tarihe ilginin zaten çok sınırlı olduğu Türkiye’de de durum çok farklı değildir. Bu tespiti yaparken Türkiye’deki “askerler” arasında da harp tarihine ilginin giderek azaldığını, hatta pek kalmadığını dürüstçe not etmek gerekir.1 Hâlbuki, tarih milletlerin “bakıp bakıp da hatalarını göreceği”2 bir ayna ise, harp tarihi bu aynaların en doğru konuşanıdır. Çünkü harpte, muharebe alanlarında sâdece askerî kuvvetler değil, milletlerin topyekûn “millî güçleri” karşı karşıya gelir ve mücadele ederler. Millî gücün en önemli öğesi de sivil ve asker “liderler”dir.

Atatürk, Zabit ve Kumandanla Hasbihal’de3, Birinci Dünya Savaşı öncesi dönemde Osmanlı ordusunda katıldığı bir tatbikatta gördüğü bir tümen komutanı ile onun emrinde görev yapan alay komutanlarından örnekler vererek, nereye gittiğini bilmeyen yöneticiler ve onları izleyenlerin gidişinin “elbette (ancak) felâkete, utanca doğru bir gidiş” olacağını vurgular. Nutuk’ta da; 1920 yazında Anadolu’da başlattıkları ileri harekete paralel olarak Tekirdağ’a da bir tümen çıkartan Yunanlılar karşısında aciz kalan bir kolordu komutanını ağır şekilde eleştirir. Elinde kuvvet olmasına rağmen, hiçbir etkinlik gösteremeyip birliklerin sevk ve idareden mahrum kalmasına, dağılmasına, esir düşmesine, sonuçta Trakya’nın tamamen Yunanlıların eline geçmesine sebep olan, “kavrayış, dikkat ve fedakârlıktan” uzak bu kolordu komutanını örnek göstererek; “Kumandanlık vazife ve sorumluluğunu yüklenecek kadar omuzlarında ve özellikle kafalarında kuvvet bulunmayanların acıklı sonuçlarla karşılaşması kaçınılmazdır” der.4 Gürcistan’da son bir ayda meydana gelen gelişmeler herhâlde en iyi böyle açıklanabilir. Kafasında, omuzlarındaki sorumluluğu taşıyacak kadar güç olmayan bir lider; ihtiras, bağnazlık, basiretsizlik, deneyimsizlik ve yetenek eksikliğiyle, sâdece kendisini değil, tüm bir ülkeyi felâkete ve utanca sürüklemiştir.

Krizin Geri Planı

Güney Osetya5 ve Abhazya6 1990’dan beri fiilen Gürcistan’dan bağımsızdırlar, her iki bölgede de ruble kullanılır ve bu bölgelerde sâdece etnik Oset ve Abhazlar değil, başka etnik gruplar yanında çok sayıda Rus da yaşamaktadır. Bunların büyük bir kısmı, özellikle Güney Osetya’da, etnik olarak “Rus” olmasalar bile Rusya Federasyonu pasaportu da taşımaktadırlar.

Şaakaşvili, 2003 yılında Gürcistan liderliğine geldiğinden beri, Rusya karşıtı bir tavır içinde olmuş, hatta Rusya’ya karşı, giderek artan şekilde, açıklanması zor agresif bir tutum benimsemiş; siyasî söylemiyle Güney Osetya ve Abhazya’nın bir gün mutlaka “anavatan” topraklarına katılacağı özlemini sürekli canlı tutmuştur. Rusların, sâdece bu nedenle bile, kendisini iktidardan uzaklaştırmak ve Rusya yanlısı olmasa bile “muhasım” olmayan bir Gürcistan liderliği görmek istedikleri ve bunun için fırsat kolladıkları uzun zamandır bilinmektedir. Öyle anlaşılıyor ki sâdece Saakaşvili’nin kendisi bunun farkında olmamıştır (!).

Bu “ikili” bazdaki gerginliğe ilâve olarak Gürcistan uzunca bir süredir -bir zamanlar Kore’de, Küba’da ve Vietnam’da olduğu gibi- Batı ile Rusya arasında semboller ve aracılar üzerinden yürütülen çok boyutlu global etkinlik mücadelesinin bir alanı hâline gelmiştir. Örneğin, 1990 tarihli Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA/CFE)’nın, beklenmedik şekilde ve tümüyle değişen jeopolitik koşullara bağlı olarak yeniden düzenlenen 1999 Uyarlama Anlaşması’nın yürürlüğe konulması yıllarca mümkün olmamış ve geçtiğimiz Aralık ayında Rusya Federasyonu, NATO’yu uyuşmazlık ve “kötü niyetle” suçlayarak AKKA uygulamasını tek taraflı olarak askıya almıştır. Bu tıkanmanın temelinde, esas olarak Gürcistan’daki, yâni Güney Osetya ve Abhazya’daki Rus askerî varlığı vardır.7


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.EYLÜL.2008
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu