Fener Rum Patrikhanesi'ndeki
Metropolit Revizyonu
Mevcut Statü'ye Rağmen Neden Yapıldı?

Salim GÖKÇEN


Türkiye'de yaşamakta olduğumuz AB ve ABD'nin istekleri doğrultusundaki reform atmosferi, Fener Rum Patrikhanesi’nin gerçekleştirmek istediği Ekümenik yapılanma doğrultusundaki önemli adımlardan birini atmasına neden olmuştur. 

Patrikhane, 12 kişilik St. Synode üyeliğine, 6 Türk vatandaşı metropolitin yerlerine iki Yunanlı metropolitin yanı sıra Amerika ve İngiltere başpiskoposları ile Yeni Zelanda ve Finlandiya'nın metropolit olan eski başpiskoposlarını atamıştır. Yapılan bu atamalarla hem Lozan, hem de 1923 yılında çıkarılan dinî özgürlükler tezkeresi uyarınca Fener Rum Patriği'nin Türk vatandaşı olması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olmaktadır. Patrik, St. Synode'a atanan metropolitlerden seçildiği için Bartholomeos'dan sonra patrikliğe Türk vatandaşı olmayan bir metropolitin getirilmesi olasılığı da ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Patrikhane, Osmanlı Devleti içerisinde "Ekümenik" bir statüye sahipti. Yâni, dünya Ortodokslarının liderliğini üstlenen evrensel bir kurum niteliğinde idi. Ayrıca, Osmanlı Devleti'nin son 60 yılında 1861-1865 Nizamnâmesi’ne1 göre idare edildi. Sultan Abdülaziz tarafından onaylanan bu Nizamnâme'ye göre Patrikhane, Patriğin nezaretinde olup sivil işler için dört metropolit ve sekiz kişiden meydana gelen karma bir meclisin de yardımını temin eden 12 kişilik Synode tarafından idare ediliyordu. Ancak Patrik ve Patrikhane görevlilerinin 1453 yılı ile Lozan Andlaşması'na kadar geçen süre zarfında yürüttüğü faaliyetler, devleti parçalama, asıl unsur olan Türk unsurunu yok etme ve dinsel hâkimiyet kurma çalışmaları, Patrikhane'nin statüsünün zorunlu olarak değiştirilmesine ve siyasî faaliyetlerden uzak tutulmasına yol açacak önlemlerin alınmasını da beraberinde getirmiştir.

İstanbul'daki Ortodoks Rumların bir azınlık kilisesi durumundaki Fener Rum Patrikhanesi, bugün hâlâ kendisini Osmanlı Devleti'nin kendisine vermiş olduğu statüde kabul etmekte ve bu şekilde uluslararası zeminlerde meşruiyet aramaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasalarına tabiî olan Fener Rum Patrikhanesi artık Osmanlı Devleti dönemindeki gibi imtiyazlı bir statüye sahip değildir. 
Patriğin seçimi, İstanbul Valiliği’nce hazırlanan 1092/6-12 sayılı ve 1923 tarihli tezkere ile belirlenmiştir. Bu tezkereye göre Patriğin Türk vatandaşı olması şart olduğu gibi Ortodoks olmasına rağmen Türk vatandaşı olmayan ya da Türkiye'deki metropolitliklerde görev yapmayan papazların Patrik olarak seçilmeleri de engellenmiştir. 

Patrikhane'de işler, komisyonlarca yürütülür. Her komisyonun başında bir metropolit bulunmaktadır.2 Fener Patriği, 6 Aralık 1923 tarihli Valilik Tezkeresi’ne dayanan bir prosedür içerisinde3 St. Synode tarafından seçilir. St. Synode, patrik adayları listesini İstanbul Valiliği’ne sunar. Bu adaylar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup makamları, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan metropolitliklerdir. İstanbul Valiliği, gerekçe göstermeden seçilmesini istemediği adayları listeden çıkarabilir. Valilikten gelen listedeki adaylar, St. Synode'da oylanır ve biri patrik seçilir.

Fener Patrikleri, Türkiye Cumhuriyeti yasaları çerçevesinde idarî açıdan, Eyüp Kaymakamlığı'na, Fatih Savcılığı'na ve İstanbul Valiliği'ne bağlıdırlar. Çoğu cemaatsiz 18 metropolit tarafından yapılan seçimin onayını İstanbul Valiliği verir. Buna göre patriğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti içindeki en yüksek dereceli muhatabı İstanbul Valisi'dir.

Bugün Patrikhane'nin yapmış olduğu bu usulsüz atamalardan anlaşıldığı üzere ekümenik olma yolunda önemli bir oyun daha oynanmaktadır. Patrikhane'nin başına Türk vatandaşı olmayan birinin gelmesi, ileride Ankara'nın Patrik'e karşı tavır almak zorunda kaldığı bir dönemde başta Patrik'in vatandaşı olduğu ülke olmak üzere uluslararası arenada sert tepkilerle karşılaşması olasıdır.

Zaten Fener Rum Patriği, Anayasa, Lozan Antlaşması, 3335 Sayı ve 26.03.1987 tarihli yasa, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, Türk Medeni Kanunu'na göre kurulan vakıfların eylemlerini düzenleyen 25.07.1970 tarih ve 7-1066 sayılı Tüzük'e göre Bakanlar Kurulu'nun izni olmadan uluslararası faaliyetler yapmaması gerekirken bundan önceki bir çok olayda da görüleceği üzere yapmış olduğu faaliyetlerle bu yasaları da çiğnemiştir.
Geçmişte 1923 tarihli Valilik Tezkeresi bir kez daha ihlâl edilmişti. Lozan Andlaşması'nın ardından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabiî olan Patrikhane, 1948 yılından itibaren ABD'nin ilgi alanına girdi. II. Dünya Savaşı ile birlikte bir canlanma içerisine giren Patrikhane'nin bu hareketliliği ABD'yi rahatsız etmeye başlamıştı.6 21 Şubat 1946'da patrik seçilen Maksimos'un Sovyet yanlısı olduğu iddiaları üzerine ABD el altından yeni aday arayışına girmiş ve sonunda Patrik Maksimos, 1948'de istifa ettirilerek Kuzey ve Güney Amerika Başpiskoposu Athenagoras patrikliğe getirilmiştir.7 ABD'nin bu dönemde Patrikhane ile yakından ilgilenmesinin temel nedeni, Stalin'in II. Dünya Savaşı'ndan itibaren Rus Kilisesi'nin üzerindeki baskıları hafifletmeye başlaması, buna karşılık bu kilisenin de "Komünizme muhalefet"ten vazgeçmesidir.8 
Patrikhane'nin bu atamaları yapmakta bir çok amacı bulunmaktadır. Öncelikle, yasalara uymayan böyle bir uygulama ile Ruhban Okulu’nun kapalı olmasına dikkat çekilerek ruhban yetiştiremediğini, bu nedenle yurt dışından ruhban getirtmek zorunda kalındığı gösterilecektir. Bununla birlikte, "Eğer yurt dışından ruhban getirtemiyorsam Ruhban Okulu’nu açın" teklifi ile yetkililerin karşısına çıkılacaktır. Diğer önemli amacı ise Ekümenik Patrikhane statüsünün fiilen gerçekleşmesidir. Bu atamalarla Bartholomeos'dan sonraki patriğin Türk vatandaşı olmaması gibi bir durum ortaya çıkmıştır ki, bu durum patrikhanenin ekümenikliğini tescil edecektir.

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Basın Danışmanı Dositeos Anagnostopulos aracılığıyla neden yabancı üye atandığını şu şekilde açıklamıştır: "Kilise Meclisi'nin 12 üyesinden 2'si geçtiğimiz 2 ay içinde öldü. 2'si ağır hasta. Geriye kalan 4 kişi ise oldukça yaşlı. Üye olarak kabul edilirler. Ancak toplantılara gelemezler. Meclisi çalışır bir hâle getirmek için meclisin kararıyla, 6 ayda bir rotasyon edilmek üzere bu kişiler üye yapılmıştır. Bu karar kendilerine tebliğ edilmiştir." Patrik, bu atama için özel bir izne ihtiyaç olmadığını da savunmaktadır: "Patriğin Türk vatandaşı olması şarttır ve durum da değişmemiştir. Rotasyon sistemine dayanarak hariçten gelen Ortodoks başrahipler, en fazla 6 ay İstanbul'da kalıp, mecliste çalışacaklar, bu husus için özel bir izne ihtiyaç yoktur.”

Aytunç Altındal ise ABD ve AB'nin uzun zamandır Fener Rum Patrikhanesi'nin başına Türk vatandaşı olmayan bir patriği getirmek için uğraştığını iddia etmektedir: "Hükümet gizli bir genelgeyle azınlıkları izleme komisyonunu kaldırdı. Bu sırf Fener Rum Patrikhanesi'ne yabancı din adamlarının gelebilmesi için kaldırıldı. Buna dayanarak '6 aylık rotasyon' adı altında geliyorlar. Böylece kılıfına uydurulmuş oldu. Bu şekilde Fener Patrikhanesi'yle ilgili Lozan Anlaşması'nın 38-44'üncü maddeleri çöpe atıldı.” 


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   

Son Güncelleme Tarihi: 11.ŞUBAT.2004
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif