Yıl:4   Sayı: 47   Fiyatı: 6.5 YTL



  

W. Bush önderliğinde insan hakları, demokrasi ve özgürlük kavramlarının arkasına sığınarak küresel emperyalizme soyunan ABD’nin emperyal vizyonu sâdece Ortadoğu ile sınırlı değil, ama bu vizyona bağlı olarak en “kanlı” sahnelerin yaşandığı yer şüphesiz Ortadoğu. Amerikan emperyalizmi kimi coğrafyalara “kadife eldiven içinde demir yumruk” olarak, kimi coğrafyalara ise -Irak’ta olduğu gibi- bombardıman uçaklarından atılan tonlarca bomba ve ardından sökün eden askerî birlikler marifetiyle iniyor. Daha sarih bir ifâdeyle, Ortadoğu coğrafyasında Amerikan emperyalizmi kadife eldiven ihtiyacı hissetmeden mazlum milletlerin tepesine biniyor. Kimi ülkeler kendilerini Amerikan çıkarlarına müzâhir kılarak, topraklarını Amerikan askerlerine açarak, insan ve doğal kaynaklarını çok-uluslu şirketlerin emrine sunarak bu tehdidi fiilî işgale uğramadan savuşturma ve en yalın hâliyle hayatlarını kurtarma hakkına sahipken; kimi ülkelerin ise bu şansı dahi yok. Bu ülkelerin halklarını bekleyen muhtemel gelecek ise, maalesef Irak’ta sahnelenen vahşetten başka bir şey değil.

  

   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan
bazı yazıların tam metinleri
  
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını
Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  


  



İran: Eski Dost, Yeni Düşman

Prof. Dr. Tayyar ARI 11 Eylül sonrası değişen Amerikan politikasının temel hedeflerinden biri hâline gelen İran’a karşı Washington’un sertleşen tutumu yeniden askerî operasyon tartışmasını gündeme getirmiştir. ABD, Irak için öne sürdüğü argümanların neredeyse aynısını şimdi İran’a karşı ileri sürerek bu ülkeyi izole etmeyi, dış dünya ile bağlantısını kesmeyi ve uygun yöntemleri devreye sokarak rejimi devirmeyi ve yerine kendi öngördüğü hükümet biçimini getirmeyi plânlamaktadır.

   



İran Dış Politikasında ABD Ve Türkiye

Doç. Dr. Türel YILMAZ

Ortadoğu bölgesinin en büyük devletlerinden biri olan İran, kuzeyde Hazar Denizi, Azerbaycan, Nahçıvan, Ermenistan ve Türkmenistan, doğuda Afganistan ve Pakistan, güneyde Basra Körfezi ve Umman Denizi, batıda ise Türkiye ve Irak ile sınırlara sahiptir. Yüzölçümü 1.643.958 km. kare olan İran’ın nüfusu günümüzde 65 milyon kadardır. Birçok etnik grubu içinde barındıran İran, âdeta bir “ırklar mozaiği” görünümündedir.
   



İranlılık Paradigmasının Çöküş Süreci ve
Güney Azerbaycan Millî Hareketi’nin Yükselişi 

Dr. Yaşar Kalafat - Arif Keskin

İran, Türkiye’den sonra Türklerin en çok nüfusa sahip olduğu ülkedir. Yaklaşık 70 milyon nüfusa sahip olan İran’ın 35 milyon Türk nüfusunu barındırdığı tahmin edilmektedir. İran Türklerini, Azerbaycan Türkleri, Türkmenler, Halaçlar, Kaşkaylar ve Kazaklar oluşturmaktadır. İran Türkleri içerisinde Azerbaycan Türkleri 30 milyonla en geniş Türk topluluğudur. İran sınırları içerisinde olan Azerbaycan siyasî literatürde Güney Azerbaycan olarak adlandırılmaktadır.
   



Yeni Selçuklu Vizyonu

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan otorite boşluğu alanında Ortadoğu ve Ön Asya bölgeleri öne çıkarak önem kazanmıştır. Soğuk savaş döneminin koşullarında Doğu ve Batı Blokları arasında bir tampon bölge olarak varlığını koruyan Ön Asya ve Ortadoğu bölgeleri, Doğu Bloku’nun dağılması üzerine eski konumunu yitirmiş ve yeni koşullarda nereye doğru gideceği belli olmayan bir aşamaya gelmiştir.

   



Türkiye-İran Suriye İlişkileri: Ortadoğu’da Bölgesel Politikaların Limitleri

Doç. Dr. Bülent ARAS

Ortadoğu coğrafyası, Afganistan ve Irak’taki müdâhaleler ve bölgeyi sosyal, politik ve ekonomik olarak dönüştürmeye yönelik siyasî girişimler aracılığıyla doğrudan uluslararası müdâhale ile karşı karşıyadır. Reform ve yenilenme çağrıları artmakta ve Batılı devletler Ortadoğu toplumlarını iyi yönetişim, demokrasi ve insan haklarının geliştirilmesi konusunda zorlamaktadır.
   



Nükleer tehlike ve Amerikan tehdidi gölgesindeki
Avrupa-İran İlişkileri

Mahmut Niyazi SEZGİN

11 Eylül’den sonra ABD Başkanı George Bush’un “şer ekseni” olarak tanımladığı üç ülkeden biri olan İran, son üç yıldır, her zamankinden daha fazla hedefteki ülke. ABD’nin “uluslararası terör”e karşı açtığı savaşın belki de en önemli ayağını; Irak, Kuzey Kore ve İran’ın küresel sisteme ve güvenliğe yönelttikleri ileri sürülen kitle imha silâhları tehdidi oluşturmaktaydı. Irak işgal edildi ve ülkede kitle imha silâhı olmadığı Birleşmiş Milletler raporlarıyla gün ışığına çıktı.

   



İran’ın Türkistan Açılımı ve Enerji Güzergâhlarındaki Yeri 

Fazıl BURGET

ABD’nin kendi küresel düzenini oluşturma plânı çerçevesinde ardı ardına düzenlediği askerî ve sivil operasyonlar devam ederken, bir sonraki hedefin kim olacağı tartışmaları bölge ülkelerinin dış politikalarına da şekil vermektedir. 11 Eylül sonrasında düzenlenen Afganistan operasyonu, ABD’ye Avrasya bölgesinde varlık tesis etme konusunda çok önemli bir fırsat yaratmış, Irak operasyonu ile birlikte gözler Ortadoğu’ya çevrilmiştir.
   



İran’ın Nükleer Çabaları:
Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar 

Arif KESKİN

İran, 1979 İslâm Devrimi’nin ardından sürekli dünya gündeminde olmuştur. İran sürekli “terörizmi desteklemek”, “Ortadoğu barış sürecini engellemek”, “insan haklarının ihlâli” ve “kitle imha silâhları üretmek” suçlamaları ile gündemden düşmemiştir. İran, bu konularda suçlansa da dünyayı ciddî anlamda endişeye sevk etmemiştir.

   



Suriye-Lübnan Ekseninde
İsrail ve ABD’nin Açılımları

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiliz İstihbarat Servisi (BİS)’nin Ortadoğu uzmanlarından Thomas Edward Lawrence, -yakın arkadaşı Bayan Gertrude Bell ve Hubert Young’un olağanüstü çabaları ile- Ortadoğu’da sınırların cetvelle çizilmesini ve üzerinde yaşayan toplumsal yapıyı dışlayan yapay ülkeler oluşturulmasını sağladı.
  



Büyük Güçlerin Kıskacında Suriye

Oytun ORHAN

Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri suikastının ardından, Suriye ve Suriye’nin Lübnan’daki askerî varlığı konusu yoğun olarak dünya gündemine taşınmıştır. Bu olayın ardından Suriye’nin askerlerini çekmesi yönündeki uluslararası baskı yoğunlaşmış ve en son, her ne kadar ABD tatmin olmadığını açıklasa da, Suriye askerlerini kademeli olarak geri çekeceğini açıklamıştır.
 



XVIII. Asırda Sünnî-
Şiî İttifak Arayışları Üzerine

Prof. Dr. Hasan ONAT

Müslümanlar, on dört asrı aşan tarihlerinin belki de en zor döneminden geçmektedirler. Bunun adı, bir anlamda varlık-yokluk mücadelesidir. Ya bütün insanlığa ışık tutacak yeni bir din anlayışı ile yeni bir uygarlık yaratmayı başaracaklardır ya da tarihin karanlıklarında kaybolmaya mahkûm olacaklardır. 
 



Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilci
Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi


Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi Kürtlere Sunulmaktadır
   



Kerkük’ün Demografik Yapısı ve 
Bu Yapıyı Değiştirme Çabaları

Habib HÜRMÜZLÜ

Sümerler’in Türklerin en eski ataları olduğu bazı tarihçiler arasında yaygın bir görüştür. Tarihçi F. Mommel’e göre, en eski Türk kabilelerinden olan Sümerler, M.Ö. 5. yüzyılda Orta Asya’dan Küçük Asya’ya (Anadolu) gelerek “Sümerler” adı altında idarî teşkilatlar kurmuşlardır.

Son Güncelleme Tarihi: 15.MART.2004
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif