25. Sayımız 15 Mayıs 2003'den İtibaren
    Gazete Bayii ve Kitabevlerinde...


>">

Yeryüzündeki hayatı sudan ayrı düşünmek mümkün değildir. Eski çağlardan günümüze kadar medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler hep su havzalarının yakınında kurulmuş, yeryüzü medeniyeti suyun hayat verdiği topraklarda yeşermiştir. Tarih boyunca akarsulardan yararlanma imkânı bulan toplumlar dönemlerinin en ileri medeniyetlerini kurmuşlar, bulamayanlar ise yurtlarını terkedip göç etmek zorunda kalmışlardır. Yeryüzündeki medeniyetin ilk kaynağı olarak gösterilen, yazının bulunduğu, verimli topraklarında ilk tarımın yapıldığı, hatta ilk dünya savaşına şâhitlik eden ve “bereketli hilâl” olarak da adlandırılan Mezopotamya, bu ev sahipliğini Dicle ve Fırat’ın bereketli sularına borçludur. ABD’nin Irak’ı işgali bir kez daha göstermiştir ki, dünya hâkimiyeti Ortadoğu’dan geçmektedir. Bir ülkenin Ortadoğu ülkeleri üstünde tesis edeceği bir hâkimiyet, aynı zamanda o ülkeye Orta Asya ve Anadolu üstünde de yaptırım kâbiliyeti kazandıracaktır. 
devam


 Patlayanı Tepki Çeker
    Size Elektrikli Mayın Verelim
Kanser Geçirmez Fare
Mucize Printer Endüstri Devrimi Vaat Ediyor

                                                                      devam


Ortadoğu'da Sınıraşan Sular ve Alternatif Çözüm Önerileri

Prof. Dr. Ali İhsan Bağış 

Su her zaman olduğu gibi, özellikle günümüzde birçok bakımdan daha da önem kazanmıştır. Bilindiği gibi tarihsel süreç içerisinde ekonomik ve sosyal gelişme su ve barışın birlikte olmasıyla sağlanmıştır. Aslında su insanoğluna pekçok fırsatlar sunduğu gibi felaketlere de neden olabilmektedir. Dolayısıyla söz konusu olumsuzlukları önceden görülerek felâketlerin kontrol altına alınması gerekir. 



ayrıntılar


Su: Medeniyetin Vazgeçilmez Girdisi 

M. Ragıp VURAL

“Hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak. Ve rüzgâr.” İsmet Özel


Yeryüzündeki hayatı sudan ayrı düşünmek mümkün değildir. Eski çağlardan günümüze kadar medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler hep su havzalarının yakınında kurulmuş, yeryüzü medeniyeti suyun hayat verdiği topraklarda yeşermiş, âdeta su medeniyete de hayat vermiştir. Zâten insanoğlunun yeryüzündeki serüveninde tabiat şartlarının etkisinin varlığı inkâr edilemez bir gerçekken, hayatın kaynağı olan suyun bunda başrolü oynaması kaçınılmazdır.



ayrıntılar


Türkiye'nin Uluslararası Su Politikaları ve Sınıraşan Sular

Yrd. Doç. Dr. Cemal ZEHİR - Arş. Gör. Mehtap ÖZŞAHİN

Giriş
Dünyaya hayat veren dört unsur vardır. Bu dört unsur antik çağ filozoflarının keşfettiği; toprak, su, hava ve ateşten ibârettir. Zira, yeraltına doğru uzanan bütün zenginlikleriyle toprak; atmosferden öteye doğru genişleyen ve henüz pek az sırrına vâkıf olabildiğimiz fezâ; artık, onsuz parmağımızı bile kıpırdatma imkânımız olamayan enerji ve giderek kıtlığını yoğun bir şekilde hissettiğimiz su, hâlâ beşerin ve diğer varlıkların hayatının esası olmaya devam etmektedir.



ayrıntılar


Ulaşıma Elverişli Olmayan Uluslararası Su Yollarının Hukukî Statüsü
ve 1997 BM Sözleşmesi


Doç. Dr. Enver BOZKURT

Birden çok devlet ülkesini kesip geçen, devletler arasında sınır oluşturmayan ve üzerinde ulaşım yapılamayan su yolları ulaşıma elverişli olmayan uluslararası su yollarıdır
Önceleri uluslararası su yolları tanımlanırken ulaşıma elverişlilik unsuru ele alındığından, ulaşıma elverişli olmayan su yolları, uluslararası su yolları kapsamı içerisinde sayılmamaktaydı. 



ayrıntılar


Türkiye ve Su Politikaları

Prof. Dr. Zekai Şen

Üç kelimeden ibâret bu başlığın anlamının ülkemizin geleceği açısından açıklanması ve buna göre uygulamaya yönelik plânların ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu kelimelerin her birinin ayrı anlamı olmasına karşılık, üçü biraraya geldiğinde dünya ve ülkemiz gündeminde çok tartışmalı olabilecek bir konuyu ortaya çıkarmaktadır. Şimdilerde ülkemiz tarafından tam olarak kavranamamış olan bu üç kelimenin ifâde ettiği anlam, gelecekte değişik güç odakları tarafından temcit pilavı gibi ortaya atılarak, ülkemizle ilgili bazı yaptırımların ortaya konulmasına bile sebep olabilecektir.



ayrıntılar

  
Akdeniz Havzasında Su Sorunları ve Türkiye

Dursun YILDIZ

1. Giriş

Akdeniz Havzası, tarihinin başlangıcından bu yana, çeşitli kültür ve uygarlıklar arasındaki iletişimin, ticarî ilişkilerin ve çatışmaların yoğun bir şekilde yaşandığı karakteristik bir havza olma özelliği taşımıştır. Ulaşım ve iletişim alanında son yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmeler, ülkelerin artan karşılıklı ilişki ve işbirliği ihtiyaçları ve havzanın büyük bir bölümünde yaşanan ortak sorunlar, havzayı geçmişe nazaran göreceli olarak küçültmüş ve ortak bir kadere doğru yaklaştırmıştır.



ayrıntılar

  
Millî Devlet ve Kültürlerin Meşru Müdafaa Hakkı
Küresel Entellektüel ve Kültürel İstilâ Karşısında Milliyetçilik

Dr. Esat ÖZ


21. yüzyılı, fiilî olarak, küreselleşme olgusunun kendini daha çok hissettirdiği ve “soğuk savaş” döneminin yerini “sıcak ekonomik ve kültür savaşları”na bıraktığı 1990’lı yıllardan itibaren başlatmak, şüphesiz gerçekçi bir tespit ve teşhisi içerir. Yeni yüzyılın ayırt edici vasıflarından biri olan küreselleşme süreci, son tahlilde toplumlar ve ekonomiler arasında artan ve giderek eşitsiz bir ilişki biçimi olarak gelişen etkileşim yoğunluğunu ifâde eder.



ayrıntılar

  
Türkçülüğü Kavramlaştıran Tartışmalar

Doç. Dr. Özcan Yeniçeri

Leon Cahun, Orhun Abideleri’ndeki “Ölecek hâle gelen milleti diriltip doğrulttum; çıplak milleti giydirdim, fakir milleti zenginleştirdim; azlık milleti çoğalttım” şeklindeki eşsiz üslûba dikkati çekerek, “millet yiyen” krallara mukâbil Türk Hakanı’nın “millet besleyici” özelliğinden bahseder. Felsefî derinlik, etik kalite ve mefkûreleri dikkate alındığında, Orhun Abideleri’nde adı geçen hakanların “bilge” yanlarının siyasal yanlarına üstün geldiği görülür. Türk milletinin, kendisini yüce ideallerle besleyebilen bilge liderlere sahip olduğunda, çağa, coğrafyaya ve diğer kavimlere egemen olabildiğine tarih sürekli şâhitlik etmiştir.

 

ayrıntılar

  
Bilişim Çağı ve Küresel Dünya Devleti

Fahri ATASOY

Sanayi devrimi ve sanayi çağı insanlık tarihinin en önemli dönüşüm devrelerinden birisidir. Sömürgeci Batı dünyası, yarattığı sermaye birikimi ve bilgi altyapısı sâyesinde üretimde fabrikalaşmaya başlamıştı. Sanayi devrimi geleneksel tarım ekonomisi yerine bütün alışılmış yapıları alt üst eden bir dönüşüm meydana getirerek “sanayi toplumu” kavramının doğmasına yol açmıştı. Üretimin sanayileşmesi sonucunda sosyo-ekonomik yapıların ve ilişkilerin buna göre şekillendiği bir toplum yapısı ortaya çıkmıştır.
 

ayrıntılar

Teknoloji
   
Ortadoğu'da Sınıraşan Sular ve
Alternatif Çözüm Önerileri

Prof. Dr. Ali İhsan Bağış 

Türkiye ve Ortadoğu'nun Geleceği
Açısından Su

M. Ragıp VURAL

Türkiye'nin Uluslararası Su Politikaları
ve Sınıraşan Sular

Yrd. Doç. Dr. Cemal ZEHİR - Arş. Gör. Mehtap ÖZŞAHİN

Ulaşıma Elverişli Olmayan
Uluslararası Su Yollarının
Hukukî Statüsü ve 1997
BM Sözleşmesi

Doç. Dr. Enver BOZKURT

Türkiye ve Su Politikaları
Prof. Dr. Zekai ŞEN
Su Vakfı Başkanı

Akdeniz Havzasında
Su Sorunları ve Türkiye

Dursun YILDIZ

Millî Devlet ve Kültürlerin
Meşru Müdafaa Hakkı
Küresel Entellektüel ve Kültürel İstilâ Karşısında Milliyetçilik

Dr. Esat ÖZ

Türkçülüğü Kavramlaştıran Tartışmalar
Doç. Dr. Özcan YENİÇERİ

Bilişim Çağı ve Küresel Dünya Devleti
Fahri ATASOY

Okuma Salonu


2023 e-grubuna
üye olmak için aşağıdaki
boşluğa e-mailinizi yazıp
onaylayınız.

    




Milyon Birinci
Alla Dudaeva
Şule

Daha anne sütünü emmekteyken kendi halkıyla, o çileli halkıyla beraber kanların hüküm sürdüğü Kazakistan’a sürülen bebek, yedi yaşında canından çok sevdiği babasını kaybeden küçük çocuk, “çöl generalliği”nden çıkıp elit birliklerin generali olmuştu: SSCB Birliklerinin generali. Bu mevkiye çıkması için, bütün gücünü kullanması, ölüm korkusundan kurtulması, Çeçen subayların önüne konmuş engelleri, onlar için belirlenmiş sınırları, çetin çatışmalar ve gergin mücadeleler sonucu aşması gerekmişti. Zaten bütün hayatı öne atılımdan ibaret olmuştu.

Asi Cumhuriyet’in istisnasız her ferdi tarafından seçilerek Cumhurbaşkanı olan Cevher, aynı zamanda mükemmel bir siyasetçi, reformcu ve nihayet Genel Komutan’dı. Rus-Çeçen savaşında, yüz kat daha güçlü olan düşman karşısında, askerlik sanatını kullanarak sayısız zaferler kazanmış, bu sûretle bütün dünyayı hayrette bırakmış bir generaldi o. Cevher’in yanında Çeçen Ulusu’nun en iyi evlatları “Karanlık İmparatorluğa” karşı savaştılar. Bu gönüllü kurbanlar, ateşten kavrulmuş, bombalar altında yok edilmiş başkentte, onunla birlikte parçalanarak, işkence görerek, kurşuna dizilerek, çarmıha gerilerek, soğuğa, açlığa mâruz kalarak ölen, suçsuz oldukları hâlde aşağılanan ve hakaretlere uğrayan bütün bu insanlar, bağımsızlığa giden yolu hayatları pahasına, bedenleriyle açtılar; kanlarıyla da hürriyetlerini akladılar.

Onları yok etmek için çabalamak, insanlık dışı bir eylem olduğu gibi yararsızdır da... Zira fikirler ölümsüzdür. 

Ancak başkaları uğruna ölmeye hazır olanlardır ki; tarihin savcı, dünyanın da, yüce fikirlileri, üstatları ve hatta peygamberleri, özgürlüklerden ve hayattan mahrum bırakmaya çalışmaktan sanık olduğu bu meydanda, tek endişeleri kendi varlıkları olan ruhlarını uyandırırlar.



  devam
  









Son Güncelleme Tarihi: 16.MAYIS.2003
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif