Yıl:5   Sayı: 49   Fiyatı: 6.5 YTL



  

2001 krizinden sonra Türkiye’nin gündemini işgal eden en önemli konu, ekonomi olmuştu: Öyle ki, ekonomi programları izlenme rekorları kırıyor, uzmanlar pop yıldızları kadar ilgi görüyor, insanların günlük hayatında kullandığı kelimelerin yanında ekonominin kavramları nadide bir yer ediniyordu. İnsanlar sabahları hava durumundan önce “piyasanın havasını” öğreniyor, ülkede yaşanan siyasî ya da sosyal olaylar; döviz kurlarına yansıması, borsanın seyri nispetinde anlam kazanıyordu. Bu dönemde adına sıkça duyuran “piyasa”, üzerine titrenilen ve ürkütülmemesi gereken nadide bir varlık olarak hayatımızda yerini alıyordu. Bu olağanüstü dönem, ekonomik anlamda ağır kayıpların verilmesiyle neticelendiyse de, belki de en ağır neticesi Türkiye ekonomisinin “kırılgan” yapısının “Demokles’in Kılıcı” gibi tepemizde sallanan bir tehdit hâlini almış olmasıdır. Artık iktidarlar atacakları adımlara, siyasî ve sosyal yönlerinden çok, ekonomik yönüne bakarak karar vermek zorundadırlar. “Piyasa’nın ne tepki vereceği” sorusu dahi başlı başına bir tehditken, küresel sisteme yön veren güçlerin sizin bu hassasiyetinizden faydalanmamaları mümkün değildir....

  

   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  


  



Küresel Şirketlerin İktidar Kültür ve Toplum Hayatı Üzerindeki Etkileri

Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ

İktidar; emr’ül evveldir. Yâni her şeyden önce emredici, belirleyici, tayin edici ve biçimlendirici bir erktir. Daha da açıkçası iktidar sahipleri tayin edilmezler tayin ederler, etkilenmezler etkilerler, yönlendirilmezler yönlendirirler.
Küresel süreçte iktidarlar büyük ölçüde diktatörlerin ya da seçilmişlerin elinden kayarken, yaşamda bireylerin iradelerine tâbi bir süreç olmaktan giderek çıkmaktadır.

   



İstatistiklerin Ağzı Var Dili Yok!
Büyüme Gerçek mi, Hormonlu mu? Ekonomi Düzeldi mi?


Doç. Dr. Mehmet GÜNAL

2004 yılı büyüme verilerinin açıklanmasıyla birlikte, kamuoyunda ve akademisyenler arasında büyümenin gerçek olup olmadığı yolundaki tartışmalar artmaya başladı... Bazı kesimler büyüme rakamlarını dünya rekoru olarak değerlendirirken, bir diğer kesim de rakamların hormonlu olduğunu, büyük ölçüde sıcak para girişine ve ithalâta dayalı olduğunu ve istihdam artışı sağlamadığını iddia ediyor. Tabiî bu durumda vatandaşın da kafası karışıyor: Acaba gerçek durum nedir? 
   



Türkiye Ekonomisinin Son Dönemdeki 
Gelişmeler Işığında Bir Değerlendirmesi

İzzet Ulvi YÖNTER

Türkiye ekonomisi dinamik karakterli bir yapıya sahip olmasına rağmen, muhtemel ve olası bir olumsuzluktan anında etkilenmektedir. Bunun nedeni olarak; güven eksikliği, yolsuzluk, dışa bağımlılık ve millî sermaye yapısının bir türlü oluşturulamaması gibi hususlar gösterilebilir.
   



Küreselleşmeye Karşı Millî ve İnsani Çözüm
Türkiye Merkezli Bir Bakış Açısı

Dr. Mete TURGUT

20. yüzyılın son çeyreğinde hızlanan teknolojik gelişmeler, finansal yenilikler ve liberalizasyon çabalarına paralel olarak küreselleşme olgusu çok tartışılır hâle gelmiştir. Ne var ki, küreselleşme ile ilgili tartışmaların çoğu ekonomik ve finansal boyutu ile sınırlı kalmaktadır.

   



Türkiye Ekonomisine Genel Bakış

Prof. Dr. Erinç YELDAN

Hazine Müsteşarlığı’nca yayımlanan veriler, konsolide bütçede 2005’in Ocak ve Şubat aylarında toplam 6.8 katrilyon TL düzeyinde faiz dışı fazla (FDF) yaratılmış olduğunu belirtiyor. Yıl sonu için belirlenen 27.3 katrilyon TL’lik FDF hedefinin yüzde 25’ine daha ilk iki ayda ulaşılmış olduğunu belgeleyen bu sonuç karşısında AKP hükümeti “piyasalar”ın büyük takdirini toplamış durumda.
   



Ödün Verilmeyen Ekonomik İlkelerle 
Kazanılan Topyekûn Savaş
“Türk Kurtuluş Savaşı”

Doç. Dr. Esat ARSLAN 

Keynes, “Savaşın Harcamaları Nasıl Yapılmalıdır ?” (How To Pay For the War) adlı yapıtında, “Savaş gereksinimlerinin tüketim mallarının üretimini kısıtladığını, buna karşılık hükümetin yaptığı harcamaların fazla satın alma gücü yaratarak nominal gelir seviyesine yükselttiği” biçiminde savaş finansmanın genel çerçevesini açıklamaktadır.

   



Gümrük Birliği’nin Zararı 
Ve AB İle Müzakereler 

Prof. Dr. Emin Çarıkçı

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile Türkiye arasında 12 Eylül 1963’te imzalanan Ankara Anlaşması 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girdiğinde Türkiye AET’ye ortak üye oldu. Nihâî hedef tam üyelik olmakla birlikte, önce kademeli olarak Gümrük Birliği (GB) kurulacaktı.
   



Yeni Bir Sadabat Paktı Zorunluluğu

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

Türkiye her geçen gün kritik bir dönemece doğru yol almaktadır. Bir yandan Avrupa Birliği süreci işlemekte ve bu doğrultuda önemli adımlar atılmakta öteki yanda ise, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu bölgesine askerî birlikleri ile girmesi sonrasında gündeme gelen Büyük Ortadoğu Projesi ile Türkiye’nin de içinde bulunduğu büyük bir alanı zorla dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

   



HOŞGÖRÜ ve DİYALOG -I
-Dinî-Politik Diplomasinin Küresel Yüzü-

Prof. Dr. Nadim MACİT

“Dinler arası diyalog” ve “hoşgörü”; stratejik nöbet değişimi ile başlayan süreçte “bağlantısızlara” yâni küreselleşmesi gerekenlere yönelik dinî-politik diplomasinin iki büyülü kavramıdır. Bunun en muhkem göstergesi bu misyonu üstlenenlerin anılan kavramları çok basit ve sıradan ifâdelerle tanımlayarak böyle bir duruş sergilemeyi insan olmanın gereği saymalarıdır.
  



Türkiye Etnik Bir Mozayik Değildir

Ali Tayyar ÖNDER

Türkiye’nin etnik bir mozayik olduğu; devlet, aydınlar dahil çok geniş bir kesimin benimsediği yaygın bir görüştür. Bütünüyle yanlış olan bu görüş, geleceği adım adım plânlayan Batılıların, özellikle Lozan Antlaşması sonrasında (1923), yarım asrı aşan bir süredir çok bilinçli ve maksatlı politikalarla Türkiye’ye empoze ettiği bir yakıştırmadır.
 



Ana Hatlarıyla Kıbrıs’ın Stratejik Önemi

Levent Aksu

“Stratejide yapılan hatayı taktikle düzeltemezsiniz” çok önemli ve ciddî bir strateji bilimi tanımlamasıdır. Kıbrıs’ın 9 bin 282 km2’lik yüzölçümü ve toplam bir milyona yakın nüfusuyla, dünya strateji masasında -boyutuyla ters orantılı olarak- yer alması, tabiî ki, Kıbrıs’ın taşıdığı jeostratejik ve jeopolitik konumuyla birebir ilişkilidir.
  

Son Güncelleme Tarihi: 15.MAYIS.2005
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif