Yıl:6   Sayı: 61   Fiyatı: 6.5 YTL



  

2023 dergisinin altıncı senesinin ilk sayısıyla karşınızdayız. Geçmiş beş sene zarfında küresel ölçekte meydana gelen gelişmeleri Türkiye merkezli bir bakış açısıyla irdelemeye çalıştığımız 2023 sayıları, aynı zamanda küresel emperyalizmin yol haritası niteliğindeydi… Şahitliğini yapmaya çalıştığımız bu dönem, bizim kanaatimize göre önümüzdeki on yılları da etkileyecek ciddî gelişmelere sahne oldu...

11 Eylül saldırıları sonrasında gelişen, ABD’nin Afganistan’ı ve Irak’ı işgali ile zirveye çıkan olaylar silsilesi bugün de, gerek ülkemizi gerek yeryüzünü etkileyecek yeni krizlere doğru hızla yol almaktadır. İran-ABD arasında tırmanan gerilimin içerdiği tehlikenin yanı sıra Amerikan işgalin ardından Irak’ta yaşanan iç çatışmalar ve ülkenin fiilen bölünmüşlüğü, Türkiye’nin bölgesinde yaşadığı ciddî tehditler olarak karşımıza çıkmaktadır. Sebeplerin oluşturduğu sonuçların başka sonuçların sebebi olarak karşımıza çıktığı yâni sarmal krizlerin tesiri altındaki dünyamızda, ülkelerin sâdece fiilî saldırılarla işgal edilmediğine de şahitlik yaptık. Küreselleşme olgusuna iletişim imkânları sayesinde kendi rengini veren emperyalizm, en büyük maharetini zihinleri işgal etmekte ve toplumları hissizleştirmekte sergiledi...

Küresel emperyalizmin hedef seçtiği bölgelerin Türkiye’yi ekonomik, siyasî ve kültürel olarak yakından ilgilendiren coğrafyalar olması, gelişmelere ayrı bir hassasiyetle yaklaşmamıza yol açmışsa da şu sorunun üstümüzdeki ağırlığı giderek artmaktadır: Hedeflerden biri de Türkiye mi? Zira, Türkiye’nin üniter yapısının AB ve ABD marifetiyle aşındırılmaya çalışıldığının, ülkenin etnik ve dinî kamplaşmaya doğru sürüklendiğinin ciddî emareleri geçtiğimiz yıllar içinde ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin bağımsızlığını simgeleyen kurumsal yapıların küresel güç merkezleri tarafından vesayet altına alınması ve millet bilincini yıkmak adına yürütülen faaliyetler, bu endişesinin en büyük beslenme kaynağını teşkil etmektedir. Bu bağlamda 2023 sâdece küresel meselelerle değil, Türkiye’nin kendi iç gerilimlerine de sağduyulu olarak yaklaşmaya çalışmış, tehlikeyi işaret ederek çözüm yolları üretmeye gayret sarfetmiştir.

 
  

   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  



Küresel Mücadelenin Yeni Rekabet Alanı: Karadeniz

Sinan OĞAN

Noam Chomsky, “Korsanlar ve İmparatorlar” adlı kitabının girişinde, Büyük İskender ile esir aldığı bir korsanın hikâyesini nakleder: “St Augustine, Büyük İskender’in esir aldığı bir korsanın hikâyesini anlatır. İskender korsana ‘Hangi cesaretle denizlerde saldırganlık yapabildin?’ diye sorar. Korsan, ‘Sen hangi cesaretle tüm dünyaya saldırabildin?’ diye cevaplar. Ve sürdürür, ‘Ben sâdece küçük bir gemiye sâhip olduğum için ‘hırsız’ diye adlandırılıyorum.

   



Karadeniz’de ABD Satrancı ve Türkiye’nin Pozisyonu

Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ

ABD bahriyesinden Amiral Alfred Mahan deniz gücü ve bu gücün dünya hâkimiyetiyle olan bağlantısını 1890’lı yıllarda yazdığı “Deniz Gücünün Tarihe Olan Etkisi 1783-1812” adlı eserle ortaya koymuştu. Amiral Mahan’ın bu eseri dünya jeopolitiğini ilk kez bir bütün olarak ele aldığı için önemlidir. Mahan, güçlü bir devletin güçlü ekonomiye; güçlü ekonominin ticarete; ticaretin de deniz yollarına ihtiyacı olduğu tezinden hareket etmiştir.

   



Karadeniz’de Atlantik Emperyalizmi

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

Dünyanın en büyük içdenizlerinden birisi olan Karadeniz son zamanlarda yeni bir durum ile karşı karşıya kalmıştır. Yeryüzünün ikinci büyük okyanusu olan Atlantik Okyanusu’nun kıyısında ortaya çıkmış olan bir süper güç, onbinlerce kilometre öteden gelerek bu içdenizi kendi kontrolü altına almak istemektedir. Atlantik Okyanusu ile Karadeniz arasında hiçbir coğrafî ya da başka türlü bağ olmamasına rağmen, Atlantik kıyısındaki bir büyük devletin, merkezî kıtaların ortasındaki bir içdenizi fethetmeye kalkışması, siyasal tarihte çok yeni bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.
   



Karadeniz Jeopolitiğinde Küresel Egemenlik Mücadelesi

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ

Jeopolitik özellikleri dikkate alındığında, birden fazla ülkeye sahildar olma özellikleriyle Karadeniz’i Akdeniz’den ayrı düşünmek mümkün olamamaktadır. İşin içine Akdeniz girdiğinde Türk Boğazları Karadeniz’in en önemli stratejik bölgesi olarak ortaya çıkmaktadır. Türk Boğazları’na ilâveten yüzyıllardır bu yarı kapalı denizin en uzun kıyı şeridine sâhip olan ve Karadeniz’i dış dünyaya bağlayan Boğazların hâkimi Türkiye de, bu stratejik eksenin tamamlayıcı unsurudur.

   



Hâkimiyet Mücadelesi Gölgesinde Avrasya’da Güvenlik Stratejileri

Haktan BİRSEL

Tarih boyunca Avrasya, başta Orta Asya olmak üzere büyük güç mücadelelerine sahne olmuştur. Cengiz Han’dan Timur’a, İngiltere’den Rus İmparatorluğu’na kadar yaşanan hâkimiyet mücadelelerinde, Avrasya’da hâkimiyet tesis eden devletlerin, kendi inisiyatiflerine dayalı güçlü ve kalıcı bir güvenlik teşkil edilebilmesi için sâdece bir şartı yerine getirmeleri gerekmiştir: Tek ve tam hâkimiyet. Tarihî süreç incelendiğinde, Avrasya’da hâkimiyet tesis eden güçler, bir bütün hâlinde güçlerini etkin olarak ortaya koydukları sürece, Avrasya’yı kontrol edebilmişler, güç kaybetmeye başladıkları ve kıtasal hâkimiyetlerinde kopukluklar ve bölünmeler başladığında ise Avrasya hâkimiyetini kaybetmişlerdir.

   



Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da Kadife Devrimler

Yrd. Doç. Dr. Giray Saynur BOZKURT

SSCB coğrafyasında ilk devrimler, soğuk savaşın en şiddetli olduğu 1980’li yıllardan itibaren yapılmaya başlanmıştır. O dönemlerdeki sivil ayaklanma plânının ilk aşamasında SSCB’nin yıkılması hedef alınmış ve bunda da başarı sağlanmıştır. İkinci aşamada ise yıkılan eski Sovyet kuşağının yasal mirasçısı olan Rusya’nın etkisinin kırılmasına yönelik yeni bir plân devreye konmuştur. Öncelikle, NATO operasyonlarının da yardımıyla, Yugoslavya’da Slobodan Miloseviç rejimi devrilerek yerine Batı yanlısı bir iktidar getirilmiştir.

   



İstanbul Üniversitesi’nde Yapılan Ermeni Kongresi’nin Ardından Yeni Algılamalar 

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Ermeni Kongresi’yle 2005 güzünü karşılayan, Kürt Kongresi’yle 2006 ilkbaharına “hoş geldin” diyen Bilgi Üniversitesi’ne nazire, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nin görkemli Cemil Bilsel salonu, 15-17 Mart 2006 tarihlerinde “Türk Ermeni İlişkilerde Yeni Yaklaşımlar” sempozyumuna ev sâhipliği yaptı. Kürt Konferansı’ndan sonra sancılı geçmesi beklenilen Nevruz etkinlikleri öncesi olası toplumsal olaylara karşı Vezneciler’e açılan kapı dışındaki çevik polisin araçları ve teyakkuz hâlinde bekleyen polisler, olağanüstü bir günün yaşandığı izlenimini veriyorlardı. Pankart, afiş ve tanıtım kitapçıklarında yeşil renk benimsenmişti.
   



Ermeniler Çalışıyor, Peki Ya Biz Türkler?

Yrd. Doç. Dr. Şenol KANTARCI


2002 yılı Nisan ayında Hollanda Apeldoorn’da Ermeni sorunu konusu üzerine konferans veriyorum. Aynı dönemde, Ermeni yönetmen Atom Egoyan, Ermeni tezlerini işlediği, Ermenileri mâsum(!) Türkleri katil olarak gösterdiği “Ararat” isimli filmi, gösterime hazırlamakta… Gündemde olan bir konu olduğu için konferansımın bir bölümünde, Ermeni yönetmen Egoyan’ın rivayete göre, 20 ile 50 milyon dolarlık bir bütçe ile hazırladığı Türk/Türkiye düşmanı sinema filminden bahsediyorum...

   



Çin’in Yeni Yüzyıldaki Yeri 

Aybek GÖREY


Çin’in son on yıldaki devasa ekonomik gelişimi, pek çok kafada soru işaretleri doğurmaktadır. Kimi uzmanlar 21. yüzyıl için “Çin Yüzyılı” ifâdesini kullanırken, diğerleri Çin’in ekonomik olarak bir dev olmasına karşın, aynı etkinliği siyasî ve askerî alanda gösteremediğine ve durum böyle devam ettikçe asla bir süper güç olamayacağına dikkati çekiyor.

 



Irak Karmaşığı ve Yaşadığımız Dünya

Dr. Vakur KAYADOR


Son on beş yılın en soğuk kışının yaşandığı 2006 Şubatının son günlerinde komşu Irak kan gölüne dönmüştü. Irak yaşadığımız dünyanın en karmaşık coğrafyası belki de. Bu ülke günümüzde stratejik analiz uzmanlarının pek çok düşünce ürettikleri bir yer. Üretilen her türlü öngörünün birçok argümanla desteklenmesi mümkün; ama aynı öngörünün tam tersi iddiaların da kendisini destekleyecek görüşlere sâhip olduğu bir gerçek. Irak’ta pek çok doğru, pek çok yanlış var.

 

Son Güncelleme Tarihi: 15.MAYIS.2006
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu