24. Sayımız 15 Nisan 2003'den İtibaren
    Gazete Bayii ve Kitabevlerinde...


>">

ABD’nin Irak halkını “Şok ve Dehşet” operasyonu ile “özgürleştirme” girişiminin hukuksal ve uluslararası ilişkiler boyutu uzun zamandır tartışılmaktadır. Meşruiyet krizi içinde bulunan ABD’nin Irak’ı işgal ederek oluşturduğu fiilî durum, tartışmaların seyrinin Irak’ın yeniden yapılandırılması sürecine doğru kaymasına sebep olmuştur. Saddam’ın Bağdat’ta bulunan heykelinin kameralar önünde büyük bir gürültü ve halkın alkışları arasında yıkılması, ABD’nin hegemonik liderliğini ilân ettiği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, ABD’nin Irak’a yönelik saldırısına karşı çıktığını söyleyen ülkelerin -Irak’ın yeniden yapılandırılmasında rol almak adına- ABD ve İngiltere’nin başarısını öven açıklamalar yapmaları, meşruiyet krizinin pastadan alınan payla doğru orantılı olarak gündemden düşeceği gerçeğini göstermektedir. Aslında yaşananlar, bu ay dergimizde işlediğimiz dünyanın ahlâkî buhranının başka bir veçhesini işaret etmesi ve meseleyi bütün çıplağıyla gözler önüne sermesi açısından önemlidir. Bütün bu tartışmalar ve stratejik değerlendirmelerin gölgeleyemediği gerçek, şiddetin çeşitli biçimleriyle kazandığı yaygınlık ve insanlığın içine düştüğü ahlâkî zaafiyettir. Irak Savaşı’nda insanlık, son tahlilde kendi geleceğini karartan bu durumun farklı yönlerine şâhit oldu. 
devam


 HAARP Deneyleri
    Rus Milletvekillerini Endişelendiriyor...
 Casio’dan ajanlara saat: Wrist Camera 
 Jupiter'in Altı Yeni Uydusu Bulundu
 BM’den Su Uyarısı

                                                                      devam


ODTÜ Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ahmet İNAM İle Söyleşi:

Uluslararası İlişkilerde Sevgi Yok. Dolayısıyla Ahlâkî Değerler Hükmetmiyor...

İnsanlık Hâlâ Nefs-i Emmâre Basamağında
 



ayrıntılar


Irak Savaşı, Dünya Düzeni ve
Ahlâkî Çöküş

Dr. Esat ÖZ

Milletlerarası meşruluk temelinden yoksun bir şekilde ve adâletsiz şartlarda cereyan etmesine rağmen, Irak Savaşı’nın Batı’da ve Türkiye’de hararetli yandaşlar bulması insanlık adına utanç verici ve talihsiz bir gelişme olmuştur. Her devletin böyle bir fiilî durum karşısında güvenlik endişelerini giderecek farklı politikalar geliştirmesi ve önlemler alması, kendi bağlamı içinde anlaşılabilir bir girişimdir. Bu çerçevede mâzur görülemeyecek olan, entelektüellerin şaşırtıcı ve endişe verici tutumudur.



ayrıntılar


ABD/İngiltere’nin Doğu Politikasının
Ahlâken İflâsı

Doç. Dr. Özcan YENİÇERİ

Bombalanan Bağdat göstermiştir ki, merhameti “zayıfların çakılı olduğu çarmıh” olarak algılayan, saldırgan bir barbarlık anlayışı ile insanlık yeniden karşı karşıya gelmiştir. “Zayıflara acımayınız!” diyenlerin elindeki güç tarihin 21. yüzyıla dek tanık olmadığı kadar büyüktür. Geçmişin “hegemon” güçleri her türlü acımasızlık ve barbarlıklarına rağmen günümüzdeki barbarlara oranla çok daha ahlâk sahibiydi. Geçmiş dönemin barbarları öncelikle saldırılarını bir gerekçe üzerine oturtuyor, düşmanlıklarını ilân ediyor ve hasımlarına karşı cepheden ve açıktan saldırıyorlardı.



ayrıntılar


Dünyanın Ve İnsanlığın
Hâl-i Pür Melâli


Prof. Dr. Mehmet Kerem DOKSAT

Amerika Birleşik Devletleri demokrasinin, farklılıklar içerisinde birlikte yaşayabilmenin, insan haklarının, adâletin ve sûlhun simgesiydi. Bunu bütün dünyaya da yayacaktı. Biz de küçük bir Amerika olmalıydık. Bu hülya içerisinde 80 senede ABD’nin ve bizim geldiğimiz nokta ne peki? 



ayrıntılar


Gidişat uçuruma doğru mu? 

Edgar MORIN

Bilimsel ilerleme nükleer, kimyasal ve biyolojik kitle imha silâhlarının üretilmesine ve hızla çoğalmasına olanak verdi. Teknik ve sınaî ilerleme biyosferin yıpratılması sürecine yol açtı. Büyümeyle ekolojik bozulma arasındaki kısırdöngü de büyüyor. Dıştan düzenlenme olanağı da, içten düzenleme olanağı da olmayan ekonomik pazarın küreselleşmesi, bir yanda yeni zenginlik adaları, ama diğer yanda da sayısı giderek artan yoksulluk bölgeleri yarattı; zincirleme krizler çıkardı ve çıkarmaya devam edecek.



ayrıntılar

  
“ABD’nin Irak Savaşı" ve
Irak'ın Geleceği


Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’e saldırması ile başlayan süreçte ABD’nin rolü konusundaki yorum ve değerlendirmeler hâfızalardadır. O tarihte, ABD’nin sergilediği tavır, Irak’ın Kuveyt’e ilişkin yaklaşımında belirleyici olmuştur. Hatta, Irak’ın, ABD tarafından Kuveyt’i işgal etmeye isteklendirildiği bile ifâde edilmiştir.



ayrıntılar

  
Yeniden Yapılanan Dünya:
Sistem Çelişkileri, Çelişkiler Sistemi


Doç. Dr. Beril Dedeoğlu

Uluslararası sistem, her zaman eşit zaman aralıklarında olmayan, ritmik bir salınım içindedir. Salınım sırasında sistemi oluşturan unsurların tıpkı canlı organizmalarda olduğu gibi birleşip ayrıldıkları ve bu yolla büyüyüp küçüldükleri görülmektedir. Sistemi oluşturan unsurların ve/veya aktörlerin birleşip büyümeleri, büyürken dönüşmeleri ve dönüşmeleri sırasında çözülüp ayrışmaları söz konusu olmakta, tüm bu faaliyetler sırasında da ciddî biçimde enerjiye gerek duymaktadırlar.



ayrıntılar

  
Saldırgan Küreselleşme Çağı ve "Yeni Milliyetçilik"

Durmuş HOCAOĞLU

Milliyetçilik, birçoklarına göre1 -en azından bir ideoloji olarak- modern çağların, hattâ sâdece son iki yüzyılın, yâni sanâyi devriminin bir ürünüdür; çok yenidir, bir inşâdır, gelip-geçicidir. Burada zihinleri bulandıran “ideoloji” kavramı, bütün muğlaklığına rağmen, şâyet “siyâsî proje” anlamında algılanıyorsa hiç de öyle olmasa gerek; adı konmamış bir ideoloji olarak da eskidir, hem de çok eski.

ayrıntılar

  
Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Seyfi ÖĞÜN İle Söyleşi

Milliyetçilik "İcât" Edilmemiş, "Keşfetilmiştir"


ayrıntılar

  
Türkiye-AB İlişkilerinin Hatırlattıkları:
"I. Dünya Savaşı'nda Avrupa'da Kaybedilen Yüz Bin Türk Askeri"


Yrd. Doç. Dr. Selma YEL

12 Aralık 2002 tarihi, Türkiye için AB yolundaki en önemli dönemeçlerden biri olacaktır. Zira, Kopenhag’da biraraya gelen birlik üyesi ülke temsilcileri, yeni üye ve aday ülkeleri belirlerken, Türkiye’yi yine bekleme odasına almışlardır.1 Hâlbuki Türkiye, 31 Temmuz 1959’da AET’ye üyelik için ilk müracaatını yapmış olup, 2002 Aralık ayına kadar uzun bir yol kat etmiştir.

ayrıntılar

Teknoloji
   
ODTÜ Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet İNAM İle Söyleşi:
İnsanlık Hâlâ Nefs-i Emmâre Basamağında
  
Irak Savaşı, Dünya Düzeni ve Ahlâkî Çöküş
Dr. Esat ÖZ
  
ABD/İngiltere'nin Doğu Politikasının Ahlâken İflâsı
Doç. Dr. Özcan YENİÇERİ
  
Dünyanın Ve İnsanlığın
Hâl-i Pür Melâli

Prof. Dr. Mehmet Kerem DOKSAT
  
Gidişat Uçuruma Doğru mu?
Edgar MORIN
  
"ABD'nin Irak Savaşı" ve Irak'ın Geleceği
Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK
  
Yeniden Yapılanan Dünya
Sistem Çelişkileri, Çelişkiler Sistemi

Doç. Dr. Beril DEDEOĞLU
 
Saldırgan Küreselleşme Çağı ve "Yeni Milliyetçilik"
Durmuş HOCAOĞLU
  
Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Seyfi ÖĞÜN İle Söyleşi
Milliyetçilik "İcat" Edilmemiş, "Keşfetilmiştir"
  
Gözucu
   
Türkiye-AB İlişkilerinin Hatırlattıkları:
"I. Dünya Savaşı'ndas Avrupa'da Kaybedilen Yüz Bin Türk Askeri"

Yrd. Doç. Dr. Selma YEL
  
Okuma Salonu
  


2023 e-grubuna
üye olmak için aşağıdaki
boşluğa e-mailinizi yazıp
onaylayınız.

    




Dretnot,
Tank ve Uçak
Modern Çağda Savaş Sanatı
Jeremy Black
Kitap Yayınevi

Avrupa Savaşları, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı, iç savaşlar, sömürge savaşları, deniz ve deniz gücü savaşları... Son iki yüzyılın askerlik ve askerî güce ilişkin fikir ve uygulamaların yanı sıra askerî tarih yazınının da konu edildiği bir kitap; Modern Çağda Savaş Sanatı.
Askerlik ve savaşla ilgili, kuramda ve uygulamada hemen her şey başlangıçta çok sâde ve değişmezdi. 1840’larda bile Fransız piyadesi 1770 tasarımı tüfekler kullanıyordu. 1870’de bir Fransız süvari generali, coğrafya ve topografyadan küçümseyerek söz ediyordu. Prusya topçusu öylesine isabetsiz atışlar yapıyordu ki, çevre yollardan geçenleri bir nöbetçiyle uyarıyorlardı.
Savaş anlayışı ve teknolojisinde değişim 19. yüzyılda başladı. Savaş gemilerinde buhar enerjisinden yararlanmaya başlayınca çok güçlü zırhlara ve büyük toplara sahip dretnotlar savaş sahnesine çıktı. Kara savaşları için çok daha isabetli ve seri atış yapabilen toplar üretilmeye başlandı.
Sanki dünya sessizce Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’na hazırlanıyordu. Savaş teknolojisinde asıl baş döndürücü dönüşüm 20. yüzyılda gerçekleşti. Pervaneli uçaklardan süpersonik jetlere, büyük obüs toplarından lazer güdümlü füzelere ve tarihin en büyük imha gücüne sahip atom bombalarına bu yüzyılda, bir anda geçtik...



  devam
  






Piyano
“canlı kalkan” olursa


Geçmişte yaşanan bir Jenosit vakası gerçekten var mı? Jenosit’le ilgili anlatılanlara bakıldığında, Yahudiler’in, dünyanın gelmiş geçmiş en mazlum milleti olduğu inancının her toplumdan ve nesilden insanın zihnine kazınmak istendiği, açıklıkla görülür. Roman Polanski’nin son filmi “The Pianist” de bu reklam ve propaganda örneklerinin en iyisi olmaya aday. Bir Polonya Yahudisi olan yönetmen Polanski, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından iki yıl önce, doğum yeri olan Paris’ten anavatana (Polonya) dönüş yapar. Savaşın patlak vermesiyle birlikte Polanski, filminin başkahramanı olan Wladyslaw Szpilman’la (Adrien Brody) benzer bir kaderi paylaşacaktır. Polanski’nin anne ve babası toplama kamplarına gönderilecek, kendisi ise Yahudi gettosundan kaçmayı başaracak başarmasına ama Katolik ailelerin yanında kalmaya ve kimliğini gizlemeye mecbur olacaktır. Film, 1939’un siyah-beyaz Varşova’sından; renksiz meydanların, birbirlerini yakalamaya çalışırcasına hızlı hareket eden insanların ve tek-tük arabaların yer aldığı görüntülerle açılıyor. 

Çanakkale gazilerinin anıları İngilizce’de 

Çanakkale Savaşları’na katılan gazilerle 22 yıl önce röportaj yaparak, cephe anılarını kitap hâline getiren Gazeteci Cahit Önder, kitabı İngilizce olarak da yayımlayacak. 
Önder, kitapla ilgili olarak “Çanakkale Savaşları ile ilgili bugün çok önemli bir belge olan gazilerin anılarından oluşan kitabımın yanı sıra elimde slayt ve 8 mm’lik filmleri bulunuyor. Atatürk ile aynı cephede savaşmış, bugün hiçbiri hayatta olmayan gazilerimizin bu anıları Çanakkale Savaşları’nın canlı bir belgeselidir” diyor. 1981 yılında Çanakkale’nin 587 köyünü gezerek yaşayan Çanakkaleli gazileri bulup, anılarını yazan Önder, “Bugün hepsi birer tarih olmuş gazilerimizin cephe anılarının yer aldığı kitabımın İngilizce baskısını yayına hazırlanması bana gurur veriyor” dedi. Bugüne kadar değişik kentlerde, ‘Yaşayan Çanakkaleli Gaziler’ fotoğraf sergisi açtığını anlatan Önder, Atlas Dergisi’nin elindeki belgeleri ‘Türünün En İyi Örneği’ seçtiğini kaydetti.


  devam








Son Güncelleme Tarihi: 16.NİSAN.2003
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif