E-mail: bilgi@2023.gen.tr


2023 e-grubuna üye olmak için tıklayınız

Dağıtım Noktaları » Abonelik Formu » Görüş ve Öneriler »

Küresel Hakimiyet Mücalesinin Kadim Merkezi
ORTADOĞU

Dr. Nihat Ali Özcan ile Söyleşi
ABD Geri Durduğundan, Şaron Bu Kadar Pervasız Hareket Edebildi

Doç.Dr. Hasan Ünal
Ortadoğu ve Türkiye, Filistin Hadiseleri ve Irak Senaryoları

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk
ABD Ortadoğu'dan Dışlanıyor mu? Irak Operasyonu Bir Başka Bahara mı?

Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran
Irak'a Müdahale, K.Irak ve Türkmenler

Oksidantalist Araştırmacı Aytunç Altındal İle Söyleşi


13. SAYIMIZ 15 MAYIS'DAN İTİBAREN GAZETE BAYİLERİ VE KİTABEVLERİNDE

SUNUŞ

Elinizde bulunan sayı ile bir yılımızı doldurmuş bulunmaktayız. Geçen bu bir yıllık süre zarfında bizlere ilettiğiniz görüşler ve gösterdiğiniz ilgiden dolayı siz okuyucularımıza, dergimizin oluşumuna görüş ve yazıları ile destek verdikleri için de değerli akademisyen ve yazarlara teşekkürü bir borç biliriz. Her yayın organı gibi 2023'ün de hedefi mümkün olduğunca geniş bir kitleye seslenmek ve dergide yer alan görüş ve öneriler ile bir etki alanı oluşturmaktır. Bunu geride bıraktığımız 11 sayıda kısmen de olsa başardığımıza inanıyoruz. Medya tekelinin dışında varolmaya çalışan dergimizin, hedefleriyle karşılaştırıldığında az sayılacak, ama alınan mesafe açısından azımsanmayacak bu başarısı, bizlere gelecekte birlikte gerçekleştireceğimiz daha güzel sayıların ipuçlarını vermektedir.
İlk sayımızdan bugüne kadar üstünde durduğumuz konuların bir kısmında gündemle tamamen örtüşürken, bir kısmında gündemin tamamen dışında kalmayı ve "The Türkçe", "Kent ve İnsan" kapak konulu sayılarımızda olduğu gibi ihmal edilmemesi gereken meselelere eğilmeyi tercih ettik. Kimi sayılarımızda gündemin birkaç adım önünde yer almak ise, bizi en fazla gururlandıran ve teşvik eden husus oldu. Meselâ "Uyanan Ejderha Çin", "Petro-politik", "Türkiye Stratejisini Arıyor", "AGSK Sürecinde Türkiye Ne Kadar Güvenlikte" kapak konulu sayılarımızı bunların arasında sayabiliriz. Yoğun bir tempo ve derinlikli bir çalışma arzusunun baskısı altında yaptığımız bazı hatalar da oldu şüphesiz... Bunların siz okuyucularımız tarafından anlayışla karşılandığını umuyor, meydana gelen yazım yanlışları ve tashih eksiklerinden dolayı özür diliyoruz.


Ayrıntılar İçin Tıklayınız...

Teknoloji

ABD Ordusu Nano-Teknoloji Ürünü Üniformaların Peşinde
Yenilmez Savaşçılar
Ağrısız İğne de Yaptılar
Yaşlanmaya Son
Sürücüsünün Duygularını Algılayabilen Araba
Uzaya Turist Mekiği
Bütün Yollar Beyne Çıkar
DVD Demode Oldu, Artık Blu-Ray Zamanı
Cebe Sığan Uyuşturucu Arama Detektörü
Fantastik Plastikler
Planktondan Enerji


Türk Tarih Kurumu Başkanı
Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU ile Söyleşi
:
Avrupa Bizi Kendiyle Karıştırıyor
"Soykırım Politikası" Türk Devlet Felsefesine Aykırıdır

2023-Neden 24 Nisan? 24 Nisan'ın Ermeniler tarafından soykırım tarihi olarak alınmasının sebebi nedir?
Y.HALAÇOĞLU- Bilindiği gibi Ermeniler, başta Rusya olmak üzere İngiltere ve Fansa gibi devletlerin destekleriyle Hınçak ve Taşnaksütyun olmak üzere çeşitli partiler ve örgütler kurmuşlardır. Osmanlı Devleti'nin topraklarında yaşayan Ermeniler'e sözde özgürlük sağlamayı hedefleyen bu partiler, aslında sâdece Ermeniler'in özgürlüğe kavuşmasına değil, Rusya'nın Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir Ermenistan kurdurmak sûretiyle Bağdat Demiryolu'nu ele geçirme ve İskenderun'a kadar inen bir Ermenistan ile sıcak denizlere çıkma politikalarına da hizmet etmişlerdir. Yine aynı şeklide İngiltere'nin Uzakdoğu'daki sömürgelerinin ürettiği mamûl ve tekstil ürünleri için bir güzergâh oluşturma düşüncesine, Fransızlar'ın ise rekabet hâlinde bulunduğu devletlerin Osmanlı Devleti üzerinde kurmaya çalıştığı bu hâkimiyetten pay almak şeklinde özetlenebilecek emellerine hizmet etmiştir. Yâni bu devletlerde kendi çıkarları için Ermeniler'i desteklemişlerdir. Bu komiteler İstanbul ve diğer Anadolu şehirlerinde önemli merkezler meydana getirmişler, kırsal alandaki eşkıya örgütlerini de buralardan sevk ve idare etmişlerdir. Bu durum Osmanlı Devleti tarafından teşhis edilmişti.


Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Başkanı,
E. Büyükelçi Ömer E. LÜTEM ile Söyleşi:

Ermenistan Şunun Farkında Değil: Bir Ülkenin Toprak Bütünlüğünü Tanımazsanız,
O Ülke ile Diplomatik İlişki Kuramazsınız

Ö.E.LÜTEM - Ermeni soykırım iddialarının iki türlü amacı var. Diasporadaki Ermeniler için amacı ayrı. Ermeniler için amacı ayrı. Diasporadaki Ermeniler millî benliklerin böyle bir iddianın arkasına saklanarak koruyabiliyorlar, çünkü diasporadaki Ermeniler büyük bir asimilasyona tâbiler. Bu asimilasyon neticesinde Ermeni kimliklerini ve benliklerini kaybediyorlar, bu kimliği muhafaza edebilmek için kendilerine bir ideal gösterilmek lâzım geliyor, etrafında toparlanabilecekleri, toplanabilecekleri, sarılabilecekleri şey de; sözde soykırım iddiaları. Bildiğiniz gibi maalesef insanları bir kin etrafında birleştirmek, bir sevgi etrafında birleştirmekten çok daha kolay. Peki bu iddialar diasporada kimler tarafından ileriye sürülüyor? Başta diaspora Ermeni Kilisesi, diasporadaki Ermeni siyasî partileri ve diasporadaki kültür ve hayır faaliyeti yürütmek üzere kurulmuş Ermeni cemiyetleri. Bu iddiayı sürmek suretiyle de diasporadaki Ermeniler üzerinde nüfuzlarını devam ettirmek istiyorlar. Eğer böyle bir iddia olmazsa diasporadaki Ermeniler'in, zâten oraya gideli üç nesil geçmiş, hatta dördüncü nesildeyiz, yakın zamanda eriyip tamamen kaybolma ihtimali var.
Ermenistan'a gelince, orada apayrı bir durumla karşı karşıyayız. Her şeyden önce şunu söyleyeyim ki, Ermenistan aşağı yukarı 10 yıldır mevcut bir ülke. Bunun ilk yedi yılında Türkiye'ye karşı bir soykırım iddiasında bulunmadı, sonraları Koçaryan'ın Cumhurbaşkanı olması ile bu iddialar ileri sürülmeye başlnadı, yâni daha ziyâde Ermenistan bu konuda diasporadaki Ermeniler'e katıldı. Sebebi basit, böylelikle Türkiye ile olan bazı sorunlarını, Türkiye'ye karşı bir tür şantaj uygulayarak yahut da bir tür baskı uygulayarak daha kolay çözebileceğini zannediyorlar. Nedir Türkiye ile olan sıkıntıları? Karabağ meselesinde Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olmasıdır. Bu iddiaları ileriye sürerek, uluslararası kuruluşlarda veya ikili düzeyde devamlı Türkiye'yi bu iddialarla karşı karşıya bırakmak suretiyle Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında yer almasında Türkiye'yi geriletebileceklerini düşünüyorlar. Son üç yıldan beri bu sürüyor ve Türkiye hiçbir şekilde gerilemedi, olan bir tek şey var ortada, Türkiye ile Ermenistan'ın ilişkileri daha da bozuldu. Ter Petrosyan zamanında Karabağ olayına rağmen, diplomatik ilişki kurulmamış olsa da nisbî bir yumuşama varken, bugün bu ilişkilerde ciddî bir gerginlik var. Ermenistan'ın Türkiye ile iyi ilişkiler kurmasında Ermenistan'ın büyük menfaatleri var. Bu ilişkiler gerginleştikçe, kötüleştikçe Ermenistan da zarar görüyor.


Karabağ Meselesi
Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN


Karabağ bölgesi çok eski zamanlardan beri Türkler'in yerleştiği bir yer olmuştur. İskitler, Partlar, Arşaklar, Albanlar, Selçuklular, İlhanlılar, Timuroğulları, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevîler ve Osmanlılar bölgeye yerleşmişler ve Karabağ'ı yurt ve vatan edinmişlerdir. Bölgede yoğun olmamakla birlikte Ermeniler de varolmuştur. Ancak Ermeni nüfus hiçbir dönemde Karabağ'da Türk nüfusunun önüne geçmemiştir. Bölgede söz sahibi olmaya çalışan Ruslar, 1828-1829 Edirne Antlaşması'ndan sonra, Anadolu Ermenileri'ni, Türkmençay Anlaşması'ndan sonra da İran Ermenileri'ni Kafkaslar'a getirerek Karabağ'a yerleştirmişler ve bu tarihlerden itibaren, önce nüfus dengesini sağlamışlar, daha sonra da Türkler'i azınlığa düşürme çabalarına hız vermişlerdir.2 Karabağ'daki çatışmalara da böylece zemin hazırlanmıştır. 1829-1830 yıllarında Karabağ'da yaşayan ve sonradan Karabağ'a getirilen Ermeniler bir ayaklanma başlatmışlar ve Türk yerleşim yerlerine saldırmışlardır. Ruslar'ın bölgeye yerleşmesiyle başlayan çatışmalar, 19. yüzyıldan günümüze kadar devam etmektedir.


Amerikalı Misyonerlerin Osmanlı Topraklarındaki Faaliyetleri
Şenol KANTARCI

1870 yılında (henüz herhangi bir Türk-Ermeni anlaşmazlığı ortada yokken) Anadolu'ya Amerikan Board tarafından Ermeniler'in fethi için gönderilmiş olan Amerikalı misyoner George E. White'ın şu sözü oldukça ilgi çekicidir:
"...Bizim kaçınılmaz katılımımızın neticesi ve bütün zamanların bir dünya meselesi olması açısından Ermeni problemine ait kısa bir açıklama, Anadolu Koleji tarihinin bu dar kayıtlarını izleyen bir dizi açıklama bölümlerin arasında yer alacaktır..."1 White, Ermeni meselesi için "bütün zamanların bir dünya meselesi" değerlendirmesinde bulunmuştur.
Osmanlı Devleti, henüz tehcir kararını çıkartmadan çok önceleri Zeytun'da isyan çıkmıştır.2 Bu gelişme karşısında seferberlik ilânını çıkarmış olan Osmanlı Devleti, bir önlem alma düşüncesiyle buradaki Ermeniler'i Maraş'a nakletmek zorunda kalmıştır.3 Bölgede Amerikan misyoneri olarak faaliyet gösteren John E. Merill, Halep'teki Amerikan konsolosuna gönderdiği mektupta tepki göstererek olayı şöyle anlatmıştır:
"...Maraş bölgesinin okumuş ve kabiliyetli Hıristiyan halkının göç ettirilmesi, Amerikan misyonerlerinin menfaatlerine direkt darbedir. 50 yıldan fazla süren bir çalışmanın ve binlerce dolar masrafın neticesi tehlikeye sokulmaktadır..."4
White'ın sözleri ve Merill'in mektubu Anadolu'daki Amerikalı misyonerlerin amaçları hakkında açık ipuçları vermektedir.
ABD bağımsızlığını elde ettikten sonra, kazanılan bu bağımsızlığın korunmasını sağlamada, ülkenin sahip olduğu bütün zenginlikleriyle Avrupa'ya yem olmaması için "Amerika Amerikalılarındır" temel ilkesiyle saptanmış olan Monroe Doktrini'ni getirmiştir.5 Genel olarak bu politikasıyla ABD'nin Birinci Dünya Savaşı'na, hatta savaşa girdiği yıl olan 1917'ye kadar izlediği dış politika, Avrupa'da herhangi bir olaya karışmama eksenine oturtulmaya çalışılmıştır.6



Ermeni Kimlik Bunalımı ve Güç Politikalarının Bir Ürünü Olarak Ermeni Sorunu
Dr. Sedat LAÇİNER

Ermeni sorunu bugüne kadar Türkler ile Ermeniler arasında Osmanlı Devleti döneminden kaynaklanan anlaşmazlıklar olarak sunulmuştur. Ermeniler, sorunun temelinde 1915'te zorunlu göçe (tehcir) uğrayan Ermeniler'in "bilinçli bir şekilde yok edilmeleri" olduğunu iddia etmişlerdir. Hatta Ermeni gruplar bu iddialarını bir adım daha ileri götürerek, bunun "yüzyılın ilk soykırımı" olduğunu söylemektedirler. Bu iddialara göre "Türkler, ırkçı bir mantık ile Ermeni ırkını yeryüzünden silmek istemiş ve 1,5 milyon savunmasız Ermeni'yi yok etmişlerdir."1 Doğal olarak Türk tarafı bu iddiaları kabul etmemekte, tehcir konusundaki Ermeni iddialarının doğru olmadığını tarihî vesikalar ile ispatlamaya ve özellikle Batı kamuoyunu kendi görüşleri doğrultusunda ikna etmeye çalışmaktadır.2 "Bırakın tarihçiler karar versin" sözünü Ermeni sorununda âdeta sloganlaştıran Türkiye, bu hareketiyle aslında sorunun bir tarih sorunu olduğunu da îma etmektedir. Oysa ki bu çalışma belki de sorunun en az önemli olan kısmının tarihten kaynaklandığını iddia etmektedir. Bize göre Ermeni sorununun kökeninde tehcir ya da Ermeni isyanları değil, Ermeni kimliğini koruma çabası ve uluslararası alanda cereyan eden güç mücâdelesi bulunmaktadır. Diğer bir ifâde ile Ermeni sorunu tarihten çok, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, sosyoloji ve belki de psikoloji disiplinlerinin konusu olmalıdır. Aksi takdirde Türkiye ne kadar haklı olduğunu ispatlarsa ispatlasın, sorun hız kazanarak ve Türkiye'ye daha büyük zararlar vererek devam edecektir.



İÇİNDEKİLER
NİSAN 2002 - Sayı 12
Teknoloji
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU ile Söyleşi:
"Soykırım Politikası" Türk Devlet Felsefesine Aykırıdır
Albanlar Tarihi ve Ermeni Kültür Stratejisi
Dr. Yaşar KALAFAT
Mahmut Niyazi SEZGİN
Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Başkanı, E. Büyükelçi Ömer E. LÜTEM ile Söyleşi:
Bir Ülkenin Toprak Bütünlüğünü Tanımazsanız,
O Ülke ile Diplomatik İlişki Kuramazsınız
Hangi Antranik?
Yrd. Doç. Dr. Haluk SELVİ
Karabağ Meselesi
Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN
Diaspora'nın Ermenistan Dış Politikasına Etkisi
Yrd. Doç. Dr. Kamer KASIM
Amerikalı Misyonerlerin Osmanlı Topraklarındaki Faaliyetleri
Şenol KANTARCI
Ermeni Kimlik Bunalımı ve Güç Politikalarının
Bir Ürünü Olarak Ermeni Sorunu
Dr. Sedat LAÇİNER

Ermeniler'in Yahudi Soykırımıyla Benzerlik Kurma Stratejisi
Yrd. Doç. Dr. İbrahim KAYA

Rusya'da Ermeni Diasporası Oluşumu ve Faaliyetleri
Hatem HALFEOĞLU
Okuma Salonu
Hazırlayan:Mehmet KUTAY

B.Ü. U. İ Bl. Öğr. Üyesi Doç. Dr. Hasan ÜNAL
Uzun Zamandır AB Türkiye'de Psikolojik Bir Harekât Yürütüyor...

Yolsuzlukla En Fazla İtham
Edilenler, En Fazla AB Yanlısı Görünüyor...

Hasan ÜNAL - Şimdi Karen Fogg'un e-postalarının açıklanması diye bir şey yok, çünkü bunun devletin herhangi bir birimi tarafından toplandığı ve yine devletin bir birimi tarafından Aydınlık Dergisi'ne verildiğine dair elimizde bir malûmat yok. Bu bilgi olmadığı sürece de, bunun bir şekilde bu derginin eline geçmiş olduğunu düşüneceğiz, yani bunun devleti ilgilendiren doğrudan bir yanı yok. Böyle bir bağlantı olmadığı için de, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü ilişkileri etkileyecek bir bağlantının kurulması zor.

Ama şunu söyleyebiliriz, Karen Fogg'un e-postalarının muhtevası önemlidir, ki Türkiye'de üzerinde yeterince konuşulmayan tek konu da bu oldu. Muhtevanın analizi yapıldığında şu göze çarpıyor: AB, 1999 Helsinki Zirvesi'nden bu yana, Türkiye içerisinde ciddî bir psikolojik harekât yürütüyormuş ve öyle anlaşılıyor ki, bu psikolojik harekâtın merkezî de Karen Fogg'muş. Bu psikolojik harekâtın gâyesi de, Türkiye'deki devlet denen kavramı, -onların gözünde o kavramı neyi temsil ediyorsa artık- kurumları ve şahısları yıpratmak. Yazılardan anlaşılan o ki; bazen ordu, bazen ordu artı istihbarat örgütü ve başka kurumlar bu kavramın içerisine giriyor. Örneğin Millî Güvenlik Kurulu... Ama bu kavramın kapsamına eğer MGK giriyorsa, sivil iktidar da oraya dahil olduğuna göre, bundan ne anşalıdığını kestirmek biraz zor gibi... Ama benim kanaatim odur ki, elektronik mesajlarından çıkan sonuç da aynı noktayı teyid ediyor: Bunlar orduyu bir şekilde kuşatma altına almayı amaçlıyorlar.
AB, Türk siyasetçilerinden tavizler almaya yönelik bir siyaset izliyor ve bunu engellediğini düşündüğü Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya yönelik bir psikolojik harekât yürütüyor. Basın mensuplarından, televizyonculardan, üniversite çevresinden, pek çok devlet kuruluşunda çalışanlardan, oradan Sivil Toplum Örgütleri'ne varıncaya kadar bir çok insan bu psikolojik harekâtın mütemmim cüzü durumunda. Öyle anlaşılıyor ki bunların çoğu AB fonlarından değişik biçimlerde ve yollarla besleniyorlar.

Ayrıntılar İçin Tıklayınız...


ESKİ SAYILAR

Mart 2002 - Sayı 10

Lozan-Sevr Çatışma Düzleminde
Türkiye-AB ilişkileri

 

Yolsuzlukla En Fazla İtham Edilenler, En Fazla AB Yanlısı Görünüyor

 

Şubat 2002 - Sayı 9

Bir Yaman Çelişki KENT ve İNSAN

 

Bilgi Çağında Yeni Kent Oluşumları

Mimar Cengiz BEKTAŞ ile Söyleşi
"Önce Kültür Kirlendi Sonra Hava, Su ve Toprak"

Ocak 2002 - Sayı 9

Küresel Kıskaçta
Can Çekişen
TÜRK TARIM
I

Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP İle Söyleşi
Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLUİle Söyleşi:
Dili Yok Olan Milletler Tarih Sahnesinden Silinir

Aralık 2001 - Sayı 8

Taşlar Yerinden Oynarken
Türkiye Stratejisini Arıyor
Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU İle Söyleşi
Kuzey-Güney, Doğu-Batı Ekseninde
Türkiye'nin Stratejik Derinliği


Kasım 2001
- Sayı 7

TÜRKİYE, HAZAR VE AFGANİSTAN EKSENİNDE
PETRO
POLİTİK

Alev ALATLI İle Söyleşi
Ergenekon'dan Kızılelma'ya
Bir Rüya'ya Yeniden Uyanmak


Ekim 2001 - Sayı 6

3. Dünya Savaşı Tehdidi Altında Tercihimiz:


NEFRETİN SAVAŞI MI?
SEVGİNİN BARIŞI MI?

 

Eylül 2001 - Sayı 5

Türkiye Ne Kadar Güvenlikte?...

Bilge Kağan Hazinesi
Tika Başkanı Dr. Öner Kabasakal ile Söyleşi


İş ve Zihniyet Dünyasının Kimyası Değişirken

Ağustos 2001 - Sayı 4

Kâzım Mirşan: Türk Tarih Tezi Üzerinde Yeniden Düşünülmeli

Deprem

Uzgörü

İklim

Temmuz 2001 - Sayı 3

The Türkçe

Prof. Dr. Mehmet Aydın ile "Din Felsefesi Üzerine sohbet

Yeniden Doğan Vatan: Kırım

Türkiye Kıbrıs Politikasını Gözden Geçirmelidir

Haziran 2001 - Sayı 2

Uyanan Ejderha: ÇİN

Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen'le Röportaj

İhanet İdeolojisi

Biz milenyumlular

Mayıs 2001 - Sayı 1

Dünya dönüyor...
Kimin için?


Alev Alatlı ile İkinci Aydınlanma Çağı

Bilgi Toplumunda Savaş

Ekonomik Gelişmeler ve İktisadi Kriz

 

 
Bu sitenin yapımı ve internet hizmetleri FORSNET tarafından sağlanmaktadır