Yıl:5   Sayı: 60   Fiyatı: 6.5 YTL



  

İnsanoğlu belki de en çok kavramları eskitiyor... Her kavram içinde yaşadığımız dünyayı biraz daha anlaşılır kılmak adına bir anlam evrenine yaslanırken, aslında asıl gücünü zihinlerde oluşturduğu farklı tedailere borçlu… Kavramlar adeta kendini yeniden üreterek, hepimizin zihin haritasına farklı izler bırakarak yol alıyorlar. Böylelikle farkında olmadan, aynı kavramları kullanıp da farklı anlamları murad eden yığınlar hâline dönüşüyoruz. Dolayısıyla ekserisi sığlıktan kurtulamayan gazete yazılarının, televizyon konuşmalarının ve günlük sohbetlerin içerisinde geçen kavramlar, bizim birbirimizi ve dünyayı anlamamız için anahtar vazifesinden hızla uzaklaşarak, derin kopuşlarımızın üstüne örtülen tüller hâline dönüşüyor. Kavramın beslendiği anlam evreni ile bizim zihnimizdeki yansıması arasındaki bu uçurum, iletişim çağı olarak tanımlanan günümüzde biraz daha arttı ve bir zamanlar dünyayı daha güzel bir yer yapacağına derinden inandığımız kavramların içi özellikle boşaltılmaya çalışıyor. Özgürlük, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi değer eksenli kavramların Amerikalı ya da Avrupalı için çağrıştırdığı anlamlar ile Ortadoğu coğrafyasında mukim bir Müslüman ya da Iraklıyla aynı mı? Şüphesiz sâdece onlar için değil, kürede yaşananları anlama gayreti içindeki insanlar için de bu kavramların anlamı artık farklı. Birçok Amerikalı, Başkanları Bush’un diline pelesenk ettiği kavramları yakın mesai arkadaşları neoconlar gibi anlamıyor artık... Belki evi bombalanan ya da çocuğu öldürülen bir Iraklı kadının gibi de anlamıyor ama Bush’tan çok Iraklı kadına yakın olduğu söylenebilir. Özetle söylemek gerekirse, küredeki insanların hepsini yakından ilgilendiren “küresel geçiş dönemi” olarak tanımlanabilecek içinde yaşadığımız süreç, eskiye nazaran çok daha hızlı bir şekilde kavramları eskitiyor ve onlara dayanarak kurulmuş toplumsal yapıları hızla erozyona uğratıyor.

Mîlât olarak kabul edilen Sovyetlerin dağılması sonrasında telaffuz edilmeye başlayan Yeni Dünya Düzeni, kapitalizmin egemenliğini ilân edişe de işaret ediyordu. Yeni Dünya Düzeni, liberal kapitalizm ve genel olarak Batı olarak adlandırılan dünyanın değer yargıları dışındaki kültürlere, toplumlara, devletlere hayat alanı kalmadığının ifâdesiydi. Yerini daha sonra küreselleşmeye bırakan Yeni Dünya Düzeni, kendisini ifâde etmek için yeni kavramlar geliştirmeye aslında çok önceden başlamıştı. Zira yeni bir dönem başlıyordu ve daha sonra yeni emperyalizm olarak tanımlanacak bu dönemin yeni kavramlara ihtiyacı vardı. Modernizm soğuk savaşın sona ermesine kadarki süreçte emperyalizmi besleyen kaynak olarak görevini layıkıyla ifa etmişti yeni dönemde postmodernizm emperyalizme bu imkânı sunacaktı.

 
  

   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  



Türkiye’de Postmodern Siyaset
-İzafiliğin İktidarı,
Dinî ve Millî Değerlerin Parçalanışı-


Prof. Dr. Nadim MACİT

İdeolojilerin ve dinlerin, toplumu disiplin altına aldığı ve denetlediği çıkarımına bağlı olarak “izafiliği” öne çıkaran postmodernistler; insanın özgürlük arayışı ile çoğulcu toplum arasında doğrudan ilişki kurarlar. Kurdukları ilişkiyi belirleyen ana çizgi; büyük anlatıların ortak ve kuşatıcı prensipleri ile farklılıklar arasında görülen çelişkinin sınırını belirler. Buna göre farklılıkları dışlayan büyük anlatılar ferdi ve toplumu kendi potasında eritmeyi amaçlar. Öyleyse bir taraftan aklî temellendirmeye yaslanmak, diğer taraftan özgürlükten bahsetmek mümkün değildir. Bunlardan biri ancak diğerinin yokluğuna bağlı olarak düşünülebilir.

   



Postmodern Toplumsal Tasavvur ve Ulusal Devletin Geleceği 

Doç. Dr. Fazlı ARABACI

Yirminci yüzyılın sonları insanlık tarihinin son derece hızlı değişimlerine sahne oldu. Öyle ki dünyayı yönlendiren aktörlerin dışındakiler kendilerini “küreselleşme” olarak nitelenen yeni düzeninin anaforu içinde savrulurken buldular. On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda yeni keşif ve sömürgeleştirme hareketlerine bağlı olarak yerini sağlamlaştıran kapitalizm, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde dünyayı parsellemişken, bu sefer daha teknik yöntemler, estetik görüntüler ve cezp edici söylemlerle “küreselleşme” adı altında yeni bir yapılanmaya doğru gidiyor.

   



Türkiye’de Politik Zihniyet Değişimi: Postmodern Siyaset
ve Bürokrasi 


Turgut ŞAHİN

Çağdaş dünyada meydana gelmiş büyük değişim ve dönüşüm dönemlerine baktığımızda, insanoğlunun kaderini değiştirmiş sosyal değişimlerin arkasında büyük savaşlar, ekonomik ve politik krizler, ara dönemler, zamanın büyük güçlerinin müdâhaleleri ve etkileri olduğunu görürüz. Nitekim bugün temelleri sarsılmaya başlayan modern ulus devlet, 1789 Fransız İhtilâli’yle önce Avrupa daha sonra ise bütün dünya toplumları için model hâline gelmiş; Otuz Yıl Savaşları (1618-1648) Felemenk hegemonyasına, Napolyon Harpleri (1792-1814) İngiliz hegemonyasının gerçekleşmesine, Birinci ve İkinci Dünya Harpleri ise Amerikan hegemonyasının kurulmasına sebep olmuştur.
   



Tüketim Toplumunda Tüketilen Kültür

Yrd. Doç. Dr. Taner TATAR

Hemen her şeyin tüketilmek amacıyla üretildiği bir çağda yaşıyoruz. Hayatın her anı geçicilikle dolu ya da esasında boş. Moda, kavram olarak artık sâdece geçiciliği anlatır hâle gelmiştir. Dolayısıyla geleneğin özü olan kalıcılık artık ortadan kalkma tehdidi ile baş başadır. Bu çerçevede geçicilik, hayatın tamamına sirayet etmekte, her şey kullanılıp atılan bir nesne hâline dönüşmektedir. Kullanılıp atılan ürünler, madde ile insan arasındaki duygu dolu bağı koparmakta, insanı da maddeler dünyasında bir soğuk demir hâline getirmektedir.

   



Postmodern Dış Politika mı, Varlık İçinde Yokluk mu?

Doç.Dr. Celalettin YAVUZ

Türkiye “postmodern” terimini yaygın anlamda, Alvin ve Heidi Toffler’in 1990’lı yıllarda Türkçe’ye çevrilen ve bir bakıma “moda” hâline gelen kitaplarından okudu. Toffler; “postmodern teriminin pek çok kişi tarafından ‘modernlikten sonra gelen şeyler için kullanıldığını’ ama aslında 1980’li yılların başında, Birinci Dalga ya da tarımsal; İkinci Dalga ya da endüstriyel ve şimdiki Üçüncü Dalga iletişim ordularından” söz eden açıklamasında, toplumdaki büyük değişikliklerin çatışma yaşanmadan gerçekleşemeyeceğini ifâde etmektedir.

   



Kitle İletişimi Vâsıtasıyla Küreselleşen Tüketim

Hüsniye CANBAY TATAR

İletişim bilginin, duygunun, düşüncenin aktarılması ya da anlamların paylaşılması; kitle iletişimi ise bunların teknoloji sayesinde çeşitli araçlarla paylaşılmasını ifâde eder. Burada işaret edilmesi gereken şey, tek taraflı bir iletimden ziyade karşılıklılığı ve etkileşmeyi de vurgulamasıdır. Kitle iletişiminin bir başka özelliği, genelde derinlikten ziyade yaygınlaştırmayı olduğu kadar sathileşmeyi de yedeğinde taşımasıdır.

   



Modernden Postmoderne Ekonomik Dönüşüm ve Türkiye

Doç. Dr. Mehmet GÜNAL

Postmodernite (ya da postmodernizm), günümüzde sanattan felsefeye, bilimden teknolojiye kadar birçok alanda tartışılan bir kavramdır. Postmodernizm, modernizm sonrası anlamına geldiğine göre, önce modernin ve modernizmin ne olduğuna bakmak, daha sonra da modernden postmoderne geçiş sürecini ele almak gerekmektedir. Bu çalışmada, modernizmden postmodernizme geçişin ekonomik dönüşüme etkileri incelenecek ve Türkiye’de yaşanan ekonomik dönüşüm de bu çerçevede değerlendirilecektir.
   



Dinlerarası Diyalog Vâsıtasıyla Medeniyetler İttifakı Mümkün mü?

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN

Terakkî ile eş anlamlı kullanılan medeniyet kelimesinin sözlükteki karşılığı; ilim, teknik, sanayi ve ticaretin nimetlerinden gerçek anlamda yararlanılarak, bolluk, rahatlık ve güvenlik içinde yaşayıştır.1 İ. Kafesoğlu, medeniyeti, “milletlerarası ortak değerler seviyesine yükselen anlayış, davranış ve yaşama vâsıtalarının bütünü” olarak tarif eder ve bu ortak değerlerin kaynağını ise kültürlerin bütünü olarak gösterir. Bu noktada “Batı medeniyeti” denildiği zaman anlaşılması gereken; din bakımından Hıristiyan toplulukların mânevî-sosyal değerleri ile, müspet ilme dayalı teknikleridir.

   



Türk İktisat Sistemine Etikal Bir Yaklaşım

Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN


Son günlerde Türk basınında “İslâm’ın Protestanlaştırılması” türü Calvinist görüşler yaygınlık kazanmaya başladı. Konu ana unsurları ile belirtilmeden bu tür değer yargılarına gidilmesi, kültür yaşantımız için büyük yanılgılara yol açabilir. Bu nedenle, 16. yüzyılda Batı’da belirten Hıristiyan reformist akımlar yanında, bu akımlara dayalı ekonomik sistemlerin yeni yorumlarına yer vermek gerekmektedir. Böylece, konular saptırılmadan raylarına oturtulmuş olur kanısındayız.

 



Medya- Kültür Ve Kimlik Üçgeninde, Bir Model Olarak “Polat Alemdar” Kimliği

Ersan ERSOY


Sanal dünyada kopan, sosyal dünyada büyük yankı ve tesir uyandıran Kurtlar Vadisi, son yıllarda Türk televizyonlarının en önemli fenomeni, Polat ise en önemli kahramanı. Bir Kurtlar Vadisi, bir televizyon dizisi olmanın da ötesinde, toplumsal boyutta önemli sosyolojik yansımaları ve gerçeklikleri olan sanal bir olgu.

 



Seçim Sürecindeki İsrail’de Son Siyasal Gelişmeler

Yrd. Doç. Dr. M. Bürkan SERBEST


İsrail’de Ocak 2003’te yapılan Knesset seçimleri sonrasında oluşan parlamento yapısı istikrarsız koalisyonları beraberinde getirdi. Özellikle Gazze’nin tamamı ve Batı Şeria’nın bir bölümünün boşaltılması kararı ülke siyasetinde büyük çalkantılara yol açtı. 2003 seçimleri sonrasında kurulan ilk Ariel Şaron hükümetinde, Likud büyük koalisyon ortağıydı, hükümetin diğer ortaklarını merkezdeki laik kimlikli Şinui partisi ve milliyetçi partiler oluşturmaktaydı. Ancak, Şaron’un Gazze’nin İsrail tarafından boşaltılması kararında ısrarı Likud’un koalisyon ortaklarının hükümetten ayrılmasına yol açtı.

 

Son Güncelleme Tarihi: 15.NİSAN.2006
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu