Yıl:5   Sayı: 57   Fiyatı: 6.5 YTL



  

“Kimiz, kimlerdeniz; nereden gelmişiz, nereye gideriz?” Şüphesiz ki bu sorular ontolojik sorgulamalar yapan bir varlık olan insanoğlunun yeni karşılaştığı bir meseleyi ifâde etmiyor. Fakat modernleşme ile birlikte ağırlığını giderek hissettiren, küreselleşme süreciyle ivme kazanan bir kimlik sorunuyla bireyin ve toplumların karşı karşıya kaldığı da bir vakıa. 
“Ben kimim” sorusunun “biz kimiz” sorusuyla birlikte düşünülmesi hâlinde cevaplandırılması mümkünken ve/fakat buna rağmen bir hayli çetrefilli bir zihinsel ve ruhsal çabayı gerektirirken; “biz”in küreselleşme ile birlikte yıpratılmaya başlanması aynı zamanda küresel bir kimlik bunalımına kapı aralamaktadır.

Şüphesiz kürenin yeni bir düzene evrildiği/itildiği bir ana denk gelen içinde yaşadığımız süreç, “ulus devletlerin mevcudiyetinin tartışmaya açılması” şeklinde özetlenebilecek bir menzile doğru ilerlerken; nihâî durağını da, yeni emperyalizmin çıkarları doğrultusunda, vatanların araziye, milletlerin bireylere dönüştürülmesi olarak tanımlamak mümkündür. Fakat yukarıda da değinilmeye çalışıldığı gibi bireysel kimliğin şekillenmesinde toplumsal kimliğin referansları önemliyken, toplumsal kimliğin tahrip edilmesi bireysel kimlik tanımlaması yapmayı da mümkün kılmamaktadır. 

Küreselleşme adı altında insanların dinlerine, dillerine, dünya algılamalarına, kıyafetlerine, davranış biçimlerine velhasıl-ı kelâm kendilerini tanımlamak için gerekli olan değer evrenine sistemli saldırıların olduğu günümüzde; millî kimlikler yerine, içi Batılı değer yargılarıyla doldurulmuş ve “evrensel kültür” diye paketlenmiş sanal kimlikler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bunun için ulus devlet yapıları “Yeni Kabilecilik” anlayışı çerçevesinde tehdit edilmekte; bireyler âit oldukları kimliklerinden kopartılmak sûretiyle küresel eritme potasında global devletin tüketim köleleri hâline getirilmek istenmektedir.

Türkiye’de son zamanlarda yaşanan kimlik ve ulus devlet tartışmalarını, sosyal dokudan kaynaklanan rahatsızlıkların bir ürünü olarak görmek bu çerçeveden bakıldığında mümkün değildir. Bu gelişmeleri emperyalizmin uluslararası düzene vermek istediği yeni biçimden ve Irak’ta meydana gelen gelişmelerden bağımsız düşünerek değerlendirme yapmak, yanlış teşhiste bulunmaya vesile olacağı gibi tabiî olarak yanlış tedaviye baş vurulmasına da yol açar. Maalesef, Türkiye’deki hâkim zihniyet küresel sistemde meydana gelen gelişmeleri ya kasten ya da bilerek yanlış okuyarak, Türkiye’de kimlik tartışmalarına zemin hazırlamış, dahası bu tartışmalarının federalizm ya da “yeni Osmanlıcılık” olarak tarif edilen ve Amerikan emperyalizmine hizmet eder bir zemine kaymasına müsaade etmiştir.

Atatürk’ün tarifiyle, "dil, kültür ve mefkûre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasî ve içtimaî heyet” olan millet algılaması yerine Orta Çağ’a dönüş anlamına gelecek “Kabilecilik” anlayışının desteklendiği günümüzde, ulus devletlere ve ulusal kimliğe ihtiyaç bir lüks değil belki de modern çağa nazaran çok daha büyük bir ihtiyaçtır.

.
  


   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  



Türk Toplumunda Kültürel Kimlik

Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN

Bu makalemizde, kimlik olgusunun sosyo-ekonomik ve kültürel yaşantımızla ortaya çıkan boyutlarını ele almak istiyoruz. Bu nedenle, kimliğin Orta Asya’dan başlayarak, Osmanlı ve Cumhuriyet’e kadar gelen toplumsal dönüşümlerine yönelik tarihsel gelişmelere yer vermeyeceğiz. Bu hususları aşağıda adı geçen yayınlarımızda ele almış bulunuyoruz. Kimlik sosyolojisi üzerinde durmayacağız. Bu nedenle, doğuştan (innated) veya kazanılmış (ascribed) kimlik tipleştirmelerine de girmeyeceğiz. Sâdece, Kemalist sistemin yapı taşlarını oluşturan ulus-devlet biçiminin toplumsal ilerleme süreci içindeki aşamalarına değinmek sûretiyle kimliğin günümüzdeki metamorfizmine değineceğiz.

   



Türkiye'de Kimlik Tartışmalarının Arka Planı ve Hasarlı Aydın Sorunu 

Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ 

Kimlik üzerine tartışanlar var olan bir kimliği yeniden keşif mi etmeye çalışmaktadırlar, yoksa yeni bir kimlik üretimi gibi beyhude bir hastalığa mı tutulmuşlardır? Soruyu başında soralım, kimlik tartışması bir keşif midir yoksa inşa mıdır? Kimliğin istimlâki ile yurtsuz, soysuz, sopsuz, özsüz, köksüz, tarihsiz, değersiz, ilkesiz ve ilgisiz bir “melekler ırkı” yaratmak mümkün müdür? Bir biçimi reddetmek ama başka bir biçime de bürünememek toplumların yaşamlarında nasıl bir metafor yaratır?
   



Tarih - Toplum ve Kimlik 

Doç. Dr. Vedat BİLGİN

Millî kimlik sorunlarını ele almak oldukça zor bir işe girişmek demektir. Bunun birkaç probleme işaret etmek anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Bunlardan ilki, toplumda varolan önyargıları kırarak meselenin esasına nüfuz etmekle ilgilidir. İkincisi, milli kimlikle, etnisite, ırk ayrımcılığı veya ırkçılık gibi kavranılan birbirinden ayırt edebilecek zihnî zeminin çoğu kere az gelişmiş olması veya düşünce bulanıklığıyla malûl olmasıyla ilgilidir. Üçüncüsü ise, içinde bulunduğumuz toplumsal ilişkilerimizi meşrulaştırma ve rasyonelleştirme aracı olarak işleyen ideolojik perspektiflerin içerisinden bir seçim yaparak meseleye hazır kalıplarla bakma alışkanlığından kurtulmanın zorluğuyla ilgilidir.
   



Son Zamanlardaki Kimlik Tartışmaları

Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN

Ülkemizde son günlerde yoğun bir kimlik tartışması yaşanıyor. Özellikle bazı çevreler sürekli ve ısrarlı olarak kimlik konusunu gündemde tutmak için çok büyük gayret gösteriyorlar. Türkiye’nin gündemine birden bire sokulan bu tartışmaları ülkemiz için son derece zararlı buluyoruz.
Kimlik tartışmalarını zararlı buluyoruz çünkü, Avrupa Birliği’nin toplumumuzdaki “alt kimlik” gruplarını küreselleşme bağlamında ön plâna çıkararak ülkenin üniter yapısını, birlik ve bütünlüğünü parçalama gayretlerinin bir aşaması olarak görüyor ve değerlendiriyoruz.

   



Kimlik Tartışması Devlet Tartışmasıdır

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

Türkiye son günlerde yeniden bir kimlik tartışmasına doğru sürüklenmektedir. Kimlik tartışmaları, yeni dünya düzenine yönelik olarak başlatılan küreselleşme akımının ortaya çıkarmış olduğu yeni bir durumu yansıtmaktadır. 20. yüzyılın sonlarına kadar devam eden soğuk savaş döneminde söz konusu olmayan bu tür tartışmalar, eski düzenden yeni bir yapılanmaya doğru geçildiği aşamada gündeme getirilmiş ve küreselleşme doğrultusunda uluslararası merkezler tarafından yönlendirilmiştir.

   



Kürtçülük ve Çözüm

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ

Kimisine göre Güneydoğu sorunu, kimisine göre terör sorunu kimisine göre Kürt sorunu veya Kürtçülük sorunu… Sorunun adı ne olur ise olsun, sürdürülen yanlış ve eksik politikalar neticesinde bu mesele Türkiye için “yaşamsal tehdit” hâline gelmiştir. Yaşamsal tehdit bir ülkenin devlet ve ülkesini varlığını ortadan kaldırmayı, anayasal rejimi yıkmayı veya ülke ve milletin bölünmesi sonucunu doğuracak türde tehdittir. Ülkemiz, bugün bölünme ihtimali her geçen gün biraz daha artan bir konumdadır.

   



Türkiyelilik Çokkültürlülük

Ali Tayyar ÖNDER

6 Ekim 2004 tarihli AB İlerleme Raporu ile T.C. Başbakanlık İHD Kurulunun, “Azınlık Haklan ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu”nun raporu, 10.12.2004 tarihinde The International Herald Tribune ve Le Monde gazetelerinde yayınlanan 200 imzalı “Kürtler Ne İstiyor?” başlıklı bölücü ilân ve bu ilân doğrultusunda DEHAP’lıların Diyarbakır’da başlattıkları imza kampanyası, sonrasında KÜRTDER’in öncülük ettiği TBMM ve İngiliz Parlamentosu’na toplu federasyon başvuruları, bazı yetkililerin açıklamaları, ulusal kimlik, Türkiyelilik, azınlık, çok kültürlülük, alt-üst kimlik, üniter yapı, kurucu unsur gibi kavramlarını yoğun tartışma konuları hâline getirmiş, bu belgelerdeki talep ve yaklaşımlar ile “kamu oyunda etkin malum kesimin” bu konulardaki görüşleri, T.C. Devleti’nin üniter yapısının, “ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün” ne denli sinsi bir tehdit karşısında olduğunu bir defa daha göstermiştir.
   



Irak'tan Şemdinli'ye Uzanan "Kirli Eller"in Kimlik Mesajı

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ

20 Mart 2003 tarihinden beri ABD’nin başını çektiği çok uluslu güçlerin işgali altındaki Irak’ta ilki 30 Ocak 2005’te olmak üzere iki genel seçim ve bir de referandum yapıldı. Sünnîlerin büyük bir çoğunluğunun katılmadığı ilk genel seçimlerden Şîiler ve Kürtler büyük yarar sağladılar. İlk geçici Devlet Başkanı Kürt liderlerden Celal Talabani olurken, Dışişleri Bakanlığına Kürt Zebari’nin yürütmüş, Şii İbrahim el-Caferi de Başbakan olarak görev almıştı.

   



Batı Emperyalizminin Hizmetindeki Tarih/çilik: Sevr ve Soykırım Tartışmalarında Stratejik ve İdeolojik Boyut

Dr. Esat ÖZ

Türkiye’nin, Batı ile ilişkilerine hâkim olan tek yanlı bağımlılık siyasetinde sürüklendiği noktanın, 21. yüzyılın başına gelindiğinde çok daha görünür hâle geldiği ve önem kazandığı açıktır. Özellikle, Avrupa merkezci bakış açısının siyasî ve entelektüel temsilcileri tarafından tercih edilen, “Türkiye’nin AB’ye demirlemesi” tabirinin, bu açıdan taşıdığı sembolik değer büyüktür. “Türkiye’nin demirlenmesi meselesi”, aynı zamanda, AB yönetiminin izlediği stratejinin özlü bir ifâdesidir.

 



Kırgızistan Notları... Kırgızistan’da Bir Şeyler Değişti mi? 

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Antropologların, etnologların ve filologların elde ettikleri verilere göre; dünya Türkolog ve kültür tarihçileri, Türklerin anayurdunun Kırgızistan olduğu üzerinde birleşmektedirler. Kırgızistan’ı ilk gören Türklerin, adını bir türlü koyamadıkları, fakat vücutlarını bir anda kaplayan bu topraklara âitlik duygusu, bu gerçeğin bir yansıması olsa gerek... Türklerin ilk yurdudur Kırgızistan aynı zamanda bir çelişkiler ülkesidi… Çelişkiler içerisinde yaşamak da Türklere özgü değil mi? Bu bakımdan da bizleri çok iyi ifâde edebilmektedir, dünyanın merkezindeki bu topraklar…

 

Son Güncelleme Tarihi: 15.OCAK.2006
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu