22. Sayımız 15 Şubat 2003'den İtibaren
    Gazete Bayii ve Kitabevlerinde...


>">

Colin Powell, Yugoslavya’nın parçalanma sürecinin, Sırplar’ın Hırvat ve Müslümanlar’a yönelik saldırılarıyla başladığı yıllarda Amerikan Genelkurmay Başkanlığı görevini yürütüyordu. Avrupa’nın göbeğinde işbaşı yapan Sırp kasaplarının katliamlarına ve BM Barış Gücü askerlerine yönelik saldırılarına ses çıkartmayan Clinton döneminin bu “izleme” politikasında da Powell önemli bir rol üstlenmişti. Powell’ın Amerika’dan uzak bir bölgede cereyan eden bu savaşa karşı olması “Vietnam sendromu” ile açıklanmış ve Powell askerlerini ceset torbalarıyla karşılamaya gönlü razı olmayan bir general profili çizerek kendine “güvercinler” safında haklı bir yer edinmişti. Aynı Powell, BM’ye Saddam’ı devirmek için ellerinde bulunan delilleri açıklarken “şahin” olarak tanımlanan Amerikan politika yapıcılarını aratmayacak kadar savaşa hevesli bir asker hâline dönüştü. Bu tavır değişikliğinin saikleri üzerinde düşünmek gerekmektedir.
devam


 

 Yıldız Gezegeni Yutacak
 Kolonlanmış İnekten Peynir için Özel Süt
 Dünyanın En Küçük Zinciri
 Uzay Çekirgesi İle Yolculuk
 Microsoft’tan Elektronik Günce
 Cep Telefonları Alzheimer’a mı
    Yol Açıyor?
 Yeni HP Dijital Kamera ile Ailece
    Fotoğraf Keyfi
 Süper-Siyah
 Artık balıkçılara hep ‘rasgele’cek
 Japonlardan biyometrik pasaport
                                                                      devam


İsrail Devleti'nin Kuruluşu ve Günümüzde Ortadoğu'da Yaşanan Olayların Siyasal Arkaplanı

Doç. Dr. Mediha AKARSLAN
Tarih boyunca tüm devletlerin ele geçirmek için birbirleriyle kıyasıya mücadele ettikleri Ortadoğu, tarihin ilk dönemlerinden itibaren önemini korumuştur. Öyle ki, Ortadoğu her dönemde değişik devletlerin çıkarlarının çatıştığı bir arena konumunda olmuştur.



ayrıntılar


İsrail’in Beka Stratejisi çerçevesinde Irak Operasyonu

M. Ragıp VURAL
Uluslararası Sistem Değişirken
Adım adım, meşru olmayan ve hiçbir istihbarat raporunun meşru kılmaya gücünün yetmeyeceği bir savaşa sürükleniyoruz. Saddam’ı tanımlamak için kullanılan hiçbir sıfat da, o bunları ne kadar hak ederse etsin, insanların zihninde ve gönlünde bu savaşı meşru kılacak bir etki yapmaya muktedir olamayacaktır.



ayrıntılar


ABD'nin Irak Operasyonu:
Bir İsrail Projesi mi?

Yrd. Doç. Dr. Sedat LAÇİNER
2002-2003 Irak krizi sâdece Irak’ı değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek. Hatta bazı uzmanlara göre küresel dengelerde dahi etkisi olacak. Diğer bir deyişle ABD’nin Irak’taki savaşı yalnızca “Saddam Savaşı” olarak nitelendirilemez. Irak operasyonu Ortadoğu’yu yeniden yapılandırmada ilk adım olarak da yorumlanabilir. 



ayrıntılar


ABD'nin Ortadoğu Politikası
Çerçevesinde Irak Krizi

Yrd. Doç. Dr. Kamer KASIM 
Abant İzzet Baysal Üni., Uluslararası İlişkiler Bölümü ve 
ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi
ABD’nin soğuk savaş dönemi Ortadoğu politikası, temelde Sovyetler Birliği’nin bazı rejimleri etkisi altına alarak Ortadoğu’daki etki alanını genişletmesini önleme ve Batı’nın bölgenin petrol kaynaklarına ulaşmasını garanti altına alma amaçları taşımaktaydı. ABD, bu amaçları gerçekleştirmek için “radikal” olarak nitelendirdiği Arap rejimlerine karşı Amerika yanlısı rejimleri desteklemiş ve İsrail ile de stratejik işbirliğine gitmiştir. 



ayrıntılar


Musul Petrolleri Meselesi

Prof. Dr. E. Semih Yalçın
Gazi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Petrolün askerî, siyasî ve iktisadî anlamda paraya tahvil edilebilen bir güç olarak kavranmaya başlanması daha çok 19. yüzyılın son çeyreğine denk gelmiştir. Petrolün ticarî bir emtia olarak ilk kullanılışı Rusya’da gerçekleşmiş ve 1820’de Bakü yakınlarında ilk rafineri kurulmuştur. İlerleyen yıllarda petrolün1 öneminin fark edilmesi, petrol endüstrisinin oluşmasına ve bu endüstri ile birlikte büyük bir “iktisadî güç”ün meydana çıkmasına yol açmıştır. 



ayrıntılar

  
AB ve ABD’nin Kıbrıs ve
Irak Özelinde Türkiye’ye Yönelik
Stratejileri 

Doç. Dr. Özcan Yeniçeri
Avrupa Birliği sevdası Türkiye’de âdeta zihinsel bir burkulmaya neden oldu. Devlet erkini bir biçimde eline geçirmiş olanlarda bir ruh kamaşması hâli gözleniyor. Karasevdaya dönmüş olan AB aşkı yüzünden işadamları “işleri”ni, öğretim üyeleri “akademik araştırmaları”nı, siyaset adamları “siyaseti” düşünemez hâle geldi. 1970’li yıllarda tarihi, felsefeyi, psikolojiyi, romanı, tiyatroyu, filmi, sanatı, ahlâkı sınıf mücadelesine dayandırmayan hiçbir tavır hüsnükabul görmezdi. Zira burjuvazinin hezeyanları “tarihin amansız yasaları” karşısında “tarihin çöplüğüne” atılmaya mahkûm olarak görülürdü.



ayrıntılar

  

Kofi Annan Belgesinin Siyasi Yapılanma, Toprak ve Garantiler Konusundaki Düzenlemeleri

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS)'nin 11 Kasım'da taraflara sunduğu Belge (buna plân demek doğru değildir) Kopenhag Zirvesi'ne kadar geçecek süre içerisinde Anayasa, Toprak ve Yerlerinden Edilmiş Kişiler konularını öne çıkararak uzlaşmayı öngörmektedir. Bu hâliyle sunulan Belge'nin Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyelik takvimine ve bakış açısına endekslendiği görülmektedir. Son derece teknik ve profesyonelce hazırlanmış Belge'nin niteliği, sunuluş yöntemi, içeriği ve bu içerikle hiç dengeli olmayan inceleme süresinin kısalığı bunu açıkça ortaya koymaktadır. 



ayrıntılar


2023 e-grubuna
üye olmak için aşağıdaki
boşluğa e-mailinizi yazıp
onaylayınız.

    




Perişan Gazeller
Yazar: İskender Pala
Yayınevi: L&M

Şiire olan merak hiç tükenmemiştir. Yüzyıllar boyunca süregelen bir alışkanlık ya da insanın özünden gelen bir istek ve ihtiyacın sonucunda hâsıl olan, doğallıktan uzaklaştığı dönemler olsa da genel itibariyle sevgi ve sevda üzerine yapılan bir yolculuktur şiir. Yol alındıkça bitmesi istenmeyecek; her adımda daha uzaklara gidilmek istenecek; özlemler, vuslatlar bir kenara itilecek ve şiirle iç içelik sürdüğü müddetçe hayatın anlamı seyyahlık ve seyahat olacaktır.
Yılların getirdiği farklı akımlar oluşmuştur şiir üzerine. Ama her akım bir diğerini aratmıştır. Daha iyiye, güzele doğru akan bir gelişim beklenirken, dilde meydana gelen erozyon, dilin serbestlikten uzak kalması, sunîliklerin hâkimiyeti, maalesef, şiirimizi olduğu yerde saydırmakla da bırakmamış, geriye götürmüştür.
Yeninin, yeniden bekleneni vermemesi, eskiye olan özlemi artırmıştı. Ancak dilin sâdeleştirilmesi adına yapılan kıyımlar da eskinin anlaşılmasını engellemişti. Kendi medeniyetimize ait şiirleri anlamak, kendi kültürümüze açılan kapıdan girmek zorlaşmıştı. Eskiye ait metinlerin yorumlanması ve üzerinde çalışılması gerekiyordu. Dönemin edebiyatçılarının bildikleri ve bildikleri için de muhataplarına açıklama gereği duymadıkları geleneklerin, genç nesle daha açıklayıcı bir şekilde sunulması gerekiyordu. Hayat hızla değişirken, nesillerin birbirinden farklı düşünceleri, eski olanı daha da yıpratıyor ve anlaşılmaktan daha da uzaklaştırıyordu.
Klasik şiirin yorumu için her şeyden önce klasik zamanların nefes alıp verişini hissetmek, fısıltılarını duymak gerekiyordu.


  devam
  





“Yitik Mirasın 
Dönüş Öyküsü” 

Kültür Bakanlığı’na bağlı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Yitik Mirasın Dönüş Öyküsü” isimli kitap, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen bir davetle tanıtıldı. 
“Arkeolojik” ve “İslâmî” eserler olarak iki kısma ayrılan kitapta, 215 resim ve bir harita yer alıyor. Kitabın görsel yoğunluklu hazırlanmasının nedeni “kamuoyunu etkilemek ve bilinçlendirmek” şeklinde açıklanıyor. Yurtdışına kaçırılan eski eserlerin, iade çalışmaları sürdürülenlerle, iade edilenlerin, tanıtımını yapmak da açıklanan amaçlar arasında.
Proje çerçevesinde, ülkemize iadesi istenen tüm kültür varlıklarımızın, Prehistorik dönemlerden, Klasik çağlara ve Bizans, Selçuklu, Osmanlı devirlerine kadar bir bütün olarak korunması, gelecek nesillere aktarılması plânlanıyor. 
Türkiye’de bulunan fakat daha sonra yasadışı yollarla yurt dışına kaçırılan eserlerimiz; dâva açılarak, anlaşma yoluyla ya da müze ve ören yerlerinden çalındığının belgelenmesi sonucunda tekrar kazanılıyor. Define avcılığının yaygınlığı, köy ve kasabaların yakın çevresine hâkim arazilerdeki ören yerlerinin denetimlerden uzak olması, eserlerin aidiyetiyle ilgili yeterli belge bulunmaması, eğitimsiz, kültür bilincinden uzak insanların para kazanma tutkusu eski eserlerimizin talan edilmesine sebep oluyor.

  devam


Son Güncelleme Tarihi: 16.ŞUBAT.2003
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif