E-mail: bilgi@2023.gen.tr

Dağıtım Noktaları » Abonelik Formu » Görüş ve Öneriler »

Lozan-Serv Çatışma Düzleminde
Türkiye-AB İlişkileri

 

Bilkent Üni. Uluslararası İlişkiler Bl. Öğr. Üyesi
Doç.Dr. Hasan ÜNAL ile Söyleşi

Yolsuzlukla En Fazla İtham Edilenler
En Fazla AB Yanlısı Görünüyor

 

15 MART'TAN İTİBAREN GAZETE BAYİLERİ VE KİTABEVLERİNDE

SUNUŞ

Modernizmin insan ihtiyaçlarında meydana getirdiği değişiklikler, yaşam alanlarının da farklılaşmasına neden olmuştur. Özellikle sanayi devriminden sonra hızla gelişen kentler, büyük kitlelerin göç dalgalarına mâruz kalmıştır. Bu gelişme farklı kültür adacıklarının kentlerde hayat bulmasına vesile olduğu gibi, banliyölerden uydu kentlere varıncaya kadar bir dizi yerleşim yerinin merkezin etrafında kümelenmesi ile yeni sosyal ve iktisadî sorunların ortaya çıkmasını da beraberinde getirmiştir. Özellikle toprağa dayalı üretim tarzının insanların ihtiyaçlarını karşılamaya yetmemesi, kentlere olan göçlerin artışına ve yoğunlaşmasına yol açmıştır. Büyük şehirlerin eğitimden ulaşıma kadar bir dizi alanda ülke geneline nispetle daha iyi şartlar vaat etmesi, bu göçü hızlandıran en önemli etkenlerden biri olmuştur. Ülkemiz de, dünyadaki bu gelişmelerden derinden etkilenmiş ve payına düşeni almıştır.
Şu günlerde bir kez daha karşı karşıya kaldığımız deprem gerçeği, yaşadığımız yerlerdeki sorunları bize yeniden hatırlatmış ve binaların sağlamlığından yerleşim alanlarının planlanmasına kadar pek çok konuda alınması gereken tedbirlerin tekrar tartışılmasına vesile olmuştur. Pek üzerinde durulmayan ve aslında hiç unutulmaması gereken bir başka nokta ise, kentlerimizin bugün içinde bulunduğu sağlıksız durumunun gerisinde imar ve planlama gibi sorunlar kadar, insanların yaşadığı çevreye sahip çıkmamasının da büyük rolü olduğudur


Ayrıntılar İçin Tıklayınız...


Teknoloji

Yüzen Kentte Yaşamak İster misiniz?
Beyin Hücreleri ve Silikon'un Ortak Yaşamı
Trafik Kaosuna "Ultra" Çözüm
Dijital Ses Kayıt Cihazı
Cep Telefonu Hırsızlarına Kötü Haber
Görünmez Klavye
Döllenmemiş Maymun Yumurtasından Kök Hücresi
Çiplerin Geleceği
Kontrol Paneli Gibi Monitör
Dünyanın En İnce CD Çaları
Geleceğin Yakıtı Benzinliklerde


Kent ve İnsan
İçinde bulunduğumuz "pop çağı"nda kültür bir birikimin neticesini ifâde etmekten çok, tüketileni işaret etmektedir ve tüketilen ise sosyal statüye göre farklılaşmaktadır. Günümüzde kentler birbirinin aynı olan binâların birleşmesiyle oluştuğundan, dışsal bir bütünlük hüviyetine sahiptir. Bu; aynı tarz apartmanlarda yaşayan yüz binlerce insanın evlerindeki davranış kalıpları, geldikleri yere özgü tutumları ve aidiyetleri bağlamında içsel bir çelişkiyi kentlerde yaygın hâle getirmektedir. Dışsal benzerliklerin içsel ayrışmaları gizlediği kabul edilirse, aslında zorunlu birlikteliklerin kentlerdeki hayata hâkim olduğu ve bunun da kaçınılmaz olarak yabancılaşmaya yol açtığını söylenebilir. Özellikle ülkemizde kent olgusundan bahsederken, aynîleşme ve farklılaşmaların atbaşı gittiği iddia edilebilir. Dışsal aynîleşme/içsel farklılaşma ya da içsel aynîleşme/dışsal farklılaşma kaçınılmaz olarak kentli insanların yeni aidiyetler peşinde koşmasına neden olmaktadır. Bunlar ise, kültürel bir zenginlik olmaktan ziyâde, toplumsal bir ayrışmaya zemin hazırlamaktadır. Birbiriyle konuşmayan, gülmeyen, paylaşmayan, çevresine ilgisiz parçalardan kentli bir bütün oluşturmak mümkün değildir. Bu zorunlu birlikteliklerin sağlıklı bir yapı arz etmesini ummak, oradan buradan toplanarak bir çuvala doldurulan organlardan, uyumlu, birbiri ile etkileşim içindeki bir insan organizmasının faaliyetini göstermesini beklemek kadar abesle iştigaldir.


Bilgi Çağında Yeni Kent Oluşumları
Kâzım ÜTÜK

Çağımıza adını veren bilginin ve buna dayalı yüksek teknolojinin, milletlerin sosyo-ekonomik hayatının gelişmesinde oynamaya başladığı hayatî önemdeki başrol, bilgi gücünün üretilmesinin, işlenmesinin ve satılmasının belli kural ve kurumlar çerçevesinde gerçekleştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu amaçla bilim ve teknoloji politikaları oluşturulması ve bu politikaların hayata geçirilmesi için çeşitli bilgi üretim ve dağıtım organizasyonlarının yapılması, bilgi gücünün sermaye ve emek gücüyle verimli bir işbirliği içine sokulmasına yönelik yapılanmalara gidilmesi gibi çalışmalar, devletin bu konularda devreye girmesini gerekli kılmaktadır. "Sanayi-Üniversite-Devlet" (SÜD) ilişkisini sağlam ve sağlıklı bir zeminde gerçekleştirerek yeni ve ileri teknolojilerin üretimini amaçlayan bilim ve teknoloji merkezlerinin kurulması bu konuda yapılan somut çalışmaların temelini oluşturmaktadır. En genel anlamda, adına "bilgi kentleri" denilen bu merkezler, bugün bilgi toplumu aşamasına yükselen ülkelerin bu seviyeye gelmelerinde itici motor görevi üstlenmişlerdir ve sözkonusu merkezlerin sayı ve nitelikleri her geçen gün hızla artmaktadır.


Mimar Cengiz Bektaş ile Söyleşi:
Önce Kültür Kirlendi
Sonra Hava, Su ve Toprak...

2023-Modern hayatın ya da modern hayat diye sunulan bir dayatmanın bireylerin yaşam alanlarını şekillendirdiği, onları kendilerine ait olmayan bir hayatı sürmeye zorladığı söylenebilir mi?

C.Bektaş- Daha önemli bir şey var, herkes kentten ve yaşadığı oylumlardan yakınıyor, ama hiç kimse kentini savunmuyor. Bizde bir söz vardır; "Pazarda adam ağzı görmedin mi?" Herkes birbirinden bir şeyler öğrenir. Kent yaşamı da böyle. Şimdi İstanbul'da örneğin insan yere tüküremezdi. Çünkü durup herkes birden bakardı. Kentlilik kentine sahip çıkmaktır. Kente yeni gelenler, sahip çıkan olmadığı için, bu durumda bir şey öğrenemediler. Bu temel sahiplenmeme sorunu sonucunda kuşaktan kuşağa bir şey aktaramaz olduk. Bunu tümüyle ikincil, üçüncül başka etkenlere bağlayanlar var. Aslında onlar önemsiz olduğu için değil, ama asıl neden bu iken, örneğin kuşaklar arasındaki iletişimsizlik gibi başka nedenlere bağlanmaya çalışılıyor bu yozlaşma.
Sahip çıkmadığınız zaman yabancılaşma olur. Yabancılaşma ile birlikte yalnızlaşma geliyor elbette. Ama en önemli bir başka nokta, "aidiyet" duygusunu yitiriyor olmamız. Eskiden Sivaslı iken, şimdi Sivaslı ama Sivaslı değil. İstanbullu ama İstanbullu değil. Bir yere ait olma duygusunu yitiriyoruz. Bu nedenle insanlar kendi duygularını dile getiren müziğe, onu söyleyen adama sahip çıkıyor.
Önemli olan burada insanın gerçekten bütün boyutlarıyla hesaba katılması. Yoksa sorun Batılı anlamda bir şehircilik plânı olmadığından değil, yollar, tren garları filan hepsini yaptık, ama sahibi yok. Bir evi boşalttığınız zaman geride kaplumbağa kabuğu gibi yalnızca hüzün kalır. Bunun daha ileri dereceleri dünya üstünde yaşandı. Örneğin Sovyet Rusya'da prefabrik yoluyla çok hızlı konutlar üretildi, fakat bunlar bugün birer çöküntü bölgesi durumuna geldi. Çünkü yerli halkın yaşama biçimiyle hiç ilişkisi yoktu bu binâların.
İnsanoğlu bir kez kendi çevresi ile ilgili kararların oluşturulmasına katılamaz oldu mu, yabancılaşır gider oraya. Şimdi bunlar başka erklere bırakılınca "sahiplenmek" ve "ait olmak" duyguları zaman içinde gevşedi, giderek yok olmaya yüz tuttu. Örneğin imar plânı yapıyoruz, o imar plânından haberli olanlar, ilgili olanlar yararlanıyor, ama öbürleri yararlanamıyor. Bütün bunların sonucunda kentte herkes otelde yaşamaya başlar gibi yaşıyor.


Eğitim Dili
Doç. Dr. Şeref ÜNAL

Dünyada, homojen bir etnik nüfusa sahip bir devlet hemen hemen yok gibidir. Her devlet az veya çok etnik köken, dil ve din bakımından farklı gruplardan oluşmaktadır.
Bir ülkede farklı etnik grupların yaşaması, hiç kuşkusuz sosyal ve kültürel açılardan bir zenginlik ve bunların barış ve huzur içinde birlikte yaşamaları ideal bir durumdur. Günümüzde ekonomik ve siyasî açılardan gelişmiş bir çok devlet, ülkesinde yaşayan farklı etnik gruplara karşı ayırımcılık yapmayarak, onlara fırsat eşitliği sağlayarak, bunu başarmış ve millî güvenlik ve ülke bütünlüğünü koruyabilmiştir.
Son zamanlarda ülkemizde yapay ve maksatlı olarak ana dilde eğitim taleplerinin gündeme getirildiği gözlenmektedir. Terör ve şiddet yöntemleriyle devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bölücü örgüt ve onların destekçileri bu kez çocuk ve gençleri öne sürerek emellerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Ayrıntılar İçin Tıklayınız...


ABD'nin Irak Operasyonu Bölgede Yeni
ve Farklı Bir Dönemin Başlangıcı Olabilir

Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK

ABD'nin Afganistan operasyonu ile birlikte gündeme taşınan hususlardan biri de, yine terörizmle mücadele kapsamında Irak'a müdahale edilmesidir. ABD'nin bile kendi içinde Irak'a müdahale konusunda tam bir fikir birliğine varamadığı bu konunun, ısrarla uluslararası kamuoyunun gündemine taşınması çok yönlü olarak üzerinde durulması gereken bir husustur.
Yaklaşık 10 yıl önceki Körfez krizinde etkili görevler almış ve sorumluluklar üstlenmiş, şimdi de oğul Bush ile çalışma imkân ve fırsatını yakalamış Başkan Yardımcısı Cheny ile Dışişleri Bakanı Powell, içinde bulunduğumuz dönemde, Irak'a operasyon düzenlenmesine karşı çıkmaktadır. Bunların bugün izledikleri bu yaklaşımı, 10 yıl önce edindikleri deneyimleri de dikkate alarak irdelemek gerekir.

İÇİNDEKİLER
ŞUBAT 2002 - Sayı 10
Teknoloji
Kent ve İnsan
M.Ragıp VURAL
Bilgi Çağında Yeni Kent Oluşumları
Kâzım ÜTÜK
Coğrafî ve Kent Bilgi Sistemleri
Ayhan ŞEN
İnsan Yaşadığı Yere Benzer
Mustafa YİĞİT
Mimar Cengiz BEKTAŞ ile Söyleşi
Kentte Herkes Oteldeymiş Gibi Yaşıyor
"Önce Kültür Kirlendi Sonra Hava, Su ve Toprak"
Gecekondu Olgusu
Cumhur BULUT
Kent ve Özürlü
Yrd.Doç.Dr. Nurhayat ŞAHİN
Geleneksel Türk Ev Mimarîsi
Mehmet UYSAL

Eğitim Dili
Doç. Dr. Şeref ÜNAL

ABD'nin Irak Operasyonu Bölgede
Yeni ve Farklı Bir Dönemin Başlangıcı Olabilir

Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK

Farklılıklar Sorunu, Demokrasi ve Türkiye
Doç. Dr. Özcan YENİÇERİ
Fotoğrafa Işık Anlam Katar, Peki Ya Hayata?
Mehmet Ziya VAROL
Okuma Salonu
Hazırlayan:Mehmet KUTAY

Doğu ve Batı Ekseninde Türkiye

11 Eylül saldırısı, 'terör ve terörist' algılamalarının yanı sıra bir çok kavramı da değiştirdi. Bu yeni dönemin uluslararası ilişkiler alanında da farklı boyutları gündeme getireceği söylenebilir. Bu noktada Türkiye'nin, diğer bir çok ülkeden daha fazla imkâna sahip olduğu dikkati çekmektedir. 'Dünün argümanlarına sarılarak gelişmeleri izlemek' şeklinde ifade edilebilecek olan Türk dış politikası yaklaşımları, bugüne kadar muhafaza edilmiş olsa da, yavaş yavaş bu tercihten vazgeçildiği gözlenmektedir..... Şüphesiz, 'bugünden yarına' her şeyin değişmesini beklemek mümkün değildir ama, bugün atılan adımların gelecekte önemli neticeler vereceğini ifâde etmek mümkündür. İstanbul'da Türkiye'nin öncülüğünde gerçekleştirilen 'İKÖ-AB Ortak Forumu', bu çerçevede, geleceğe yapılmış bir yatırım olarak değerlendirilebilir.
2023 dergisinin 15 Aralık 2001 tarihli 9. sayısında, "Türkiye yeni strateji arayışlarına yönelmelidir. Türkiye'nin bu arayışının, kendisi ile olduğu kadar insanlığın geleceği ile de yakından ilgili olduğunun ne yazık ki çok az kimse farkındadır." diyerek , "Doğu-Batı, Kuzey-Güney Ekseninde" Türkiye'yi önemli bir misyonun beklediğini işaretlemeye çalışmıştık. Hakim küresel paradigmanın beslediği öfke ve şiddetin, kimi, ne zaman ve nerede vuracağı belli değilken, Türkiye, tarihin, kültürün ve coğrafyanın kendine tanıdığı imkân ve birikimleri gerek kendi, gerekse de insanlığın geleceği açısından değerlendirme sorumluluğundadır. Bizce bunun ilk adımı 'İKÖ-AB Ortak Formu' ile atılmıştır. Dileğimiz ve beklentimiz Türkiye'nin, bu ve benzeri girişimleri arttırarak sürdürmesi ve uluslararası siyasetteki etkinliğini yükseltmesidir....


11 Eylül Petro-Politik İçin Bahane miydi?

11 Eylül'de gerçekleştirilen saldırıların ardından yaşanan gelişmeler, birçok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. Özellikle ABD gibi istihbarat ağı geniş bir ülkenin böyle büyük bir organizasyondan haberdar olmaması ve saldırı ardından yapılan tutarsız açıklamalar, olay üstündeki şüpheleri giderek artırmıştır.

2023 dergisi olarak saldırının ardından çıkardığımız sayılarda 11 Eylül'ün değişik yansımalarına -Ekim ayısında küresel hegemonya arzusunun doğurduğu nefret ve bununla gelen felsefî açmazlar, Kasım sayısında işin gerisinde bulunan petro-politik unsuru, Aralık sayısında ise Türkiye'nin yeniden şekillenen düzende alması gereken rol- dikkat çekerek, bu olayın kimler tarafından gerçekleştirildiğinden çok ne anlama geldiğini ve geleceği nasıl etkileyeceğini tahlil etmeye çalıştık. Bu amaca yönelik olarak çıkan Ekim, Kasım ve Aralık sayılarımızda yer alan makalelerde değinilen hususların bazıları, şimdilerde dünya kamuoyu ile birlikte ülkemizde de gündeme gelmektedir.

Kasım 2001 tarihli 7. sayımızın kapak konusu olarak "Afganistan, Hazar ve Türkiye Ekseninde Petro-Politik"i ele almış ve ABD'nin Afganistan'a yönelik saldırısında enerji kaynaklarının önemine dikkat çekmiştik. Özellikle bazı ABD firmalarının Taliban ile anlaşma yolu deneyerek Hazar'daki enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek için uğraştıklarına ve Türkiye'nin bölgesel etkinliğini yitirmemesi için daha aktif roller üstlenmesi gerektiğine işaret etmiştik. Bu konuda dünya kamuoyunda dile getirilen iddialar ve yeni Afgan Hükümeti'nin başkanının adı geçen firmanın danışmanı olduğuyla ilgili haberler, bizim işaret ettiklerimizin doğruluğunu teyit eder niteliktedir. Bu konuda CNN-Türk'te ve benzer birçok kanalda konuşan uzmanlar aynı paralelde görüşler ifade etmişlerdir. Son olarak Fehmi Koru "Kulis" köşesinde bir Alman politikacının görüşlerine yer vererek bizim sorduğumuz soruyu yinelemektedir: 11 Eylül Petro-Politik için bahane miydi?


 
ESKİ SAYILAR

Ocak 2002 - Sayı 9

Küresel Kıskaçta
Can Çekişen
TÜRK TARIM
I

Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP İle Söyleşi
Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLUİle Söyleşi:
Dili Yok Olan Milletler Tarih Sahnesinden Silinir

Aralık 2001 - Sayı 8

Taşlar Yerinden Oynarken
Türkiye Stratejisini Arıyor
Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU İle Söyleşi
Kuzey-Güney, Doğu-Batı Ekseninde
Türkiye'nin Stratejik Derinliği


Kasım 2001
- Sayı 7

TÜRKİYE, HAZAR VE AFGANİSTAN EKSENİNDE
PETRO
POLİTİK

Alev ALATLI İle Söyleşi
Ergenekon'dan Kızılelma'ya
Bir Rüya'ya Yeniden Uyanmak


Ekim 2001 - Sayı 6

3. Dünya Savaşı Tehdidi Altında Tercihimiz:


NEFRETİN SAVAŞI MI?
SEVGİNİN BARIŞI MI?

 

Eylül 2001 - Sayı 5

Türkiye Ne Kadar Güvenlikte?...

Bilge Kağan Hazinesi
Tika Başkanı Dr. Öner Kabasakal ile Söyleşi

İş ve Zihniyet Dünyasının Kimyası Değişirken

Ağustos 2001 - Sayı 4

Kâzım Mirşan: Türk Tarih Tezi Üzerinde Yeniden Düşünülmeli

Deprem

Uzgörü

İklim

Temmuz 2001 - Sayı 3

The Türkçe

Prof. Dr. Mehmet Aydın ile "Din Felsefesi Üzerine sohbet

Yeniden Doğan Vatan: Kırım

Türkiye Kıbrıs Politikasını Gözden Geçirmelidir

Haziran 2001 - Sayı 2

Uyanan Ejderha: ÇİN

Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen'le Röportaj

İhanet İdeolojisi

Biz milenyumlular

Mayıs 2001 - Sayı 1

Dünya dönüyor...
Kimin için?


Alev Alatlı ile İkinci Aydınlanma Çağı

Bilgi Toplumunda Savaş

Ekonomik Gelişmeler ve İktisadi Kriz

 

 
Bu sitenin yapımı ve internet hizmetleri FORSNET tarafından sağlanmaktadır