Yıl:5   Sayı: 58   Fiyatı: 6.5 YTL



  

ABD ve İsrail, saatlerini artık İran için ayarlıyor... ABD-İsrail tarafından verilen bu talimata hangi ülkelerin uyacağı şimdilik kesinlik kazanmış değil ama, İran’ın BM Güvenlik Konseyi’ne Rusya ve Çin’in sessiz bakışları arasında sevk edilmesi; Almanya’nın yeni Şansölyesi Angela Merkel’in ABD-İsrail’e destek mahiyetindeki sözleri; İran’ın küresel emperyalizm tarafından işgalinin uygar dünyanın bakışları arasında gerçekleşebileceğine dair hayal kırıklıklarını besliyor. Demek ki, işgalin ardından Irak’ta yaşananlar, 21. yüzyıl insanlarının ve onların demokratik, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne inanan liderlerinin bir nasihat çıkartması için yeterli bir musîbet değilmiş. Anlaşılan, Irak’ta ölen veya eziyete uğrayan on binlerce sivil, uygar dünyanın gönlünü yaralamamış hatta bir sızıya bile sebebiyet vermemiş. 

Medyaya düşebilen Irak manzaraları bile insanın kanını dondurmaya yeterken, bir işgalin neticesinde İran halkını da aynı akıbetinin beklediği bilinirken, ABD ve İsrail marifetiyle hazırlanan işgal senaryosunun sessiz izleyicilerinin veya pay almak derdine düşerek ortak olanların bakacakları bir ayna yok mu? Bütün bu vahşeti gizlemek nasıl bir maskenin hüneri olabilir? Irak laboratuarı, İran’a yönelik bir emperyalist saldırıya küresel bir karşı duruş geliştirmek için yeterli kan, gözyaşı, zulüm içermiyor mu yoksa? Peki ne kadar insanın ölümü, kaç ülkenin işgali gerekir; uygar dünya adına atılan güçlü nutukların pratikte izdüşümünü bulabilmesi için… 21. yüzyıl karanlık olarak telakki edilen Ortaçağ’dan farklı olarak insanlığa ne getirdi, daha çok insanın daha muhkem silâhlarla yok edilmesinden gayrı… O zaman şu anda hâkim olan paradigmanın remzettiği uygarlığı, “Hollywood uygarlığı” olarak tarif etmek mümkündür; retoriğin muhteşemliğinin pratikte bir anlam ifâde etmemesi… Ya da Irak’ın işgali sonrasında yaşananlar ışığında Batı uygarlığının ve teknolojik ilerleme mitinin insanlığa sunduğu geleceğin mahiyetini sorguladığımız 2023 dergisinin 23. sayısında söyleşi konuğumuz olan Ahmet İnam’ın sözleri üzerinde, İran’a yönelik küresel emperyalizmin hazırlık yaptığı şu günlerde, yeniden düşünmemiz yerinde olacaktır: “İnsanlık hâlâ nefs-i emmâre basamağında”…

Irak’ın işgali sonrasında yaşananlar, İran’ın işgal olması hâlinde yaşanacaklara da açıklık getiriyor; önce karşı çıkıyormuş gibi yapılacak, sonra karşılığı nispetinde göz yumulacak! Olan yine zavallı İran halkına ve Ortadoğu bölgesine olacak!

 
  

   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  



Sorunlu Komşu İran:
Çıkarlarımız Örtüşüyor mu, Çakışıyor mu?


Doç. Dr. Celalettin YAVUZ

2004 Kasım ayında Rusya Devlet Başkanı Putin’in; “Başka ülkelerin sâhip olmadığı ve olamayacağı türden bir atom bombası geliştiriyoruz...” şeklindeki açıklamasıyla sanki bütün dünya manşetlerine de bir atom bombası düşmüştü. Rus Interfaks ve ITAR-Tass ajanslarında yer alan haberlere göre; yeni nükleer füze üzerindeki çalışmaların sürdüğünü açıklayarak Putin, atom bombasının “yakın zamanda ortaya çıkacağı” ifâdeyle, geliştirdikleri bu bombanın diğer nükleer güç devletlerinin (ABD, İngiltere, Fransa, Çin) elinde bulunmadığını vurgulamış, hatta daha da ileri giderek, “bu silâhın gelecekte de kimsede olamayacağını” da ileri sürmüştü.1

   



Tuğgeneral (E.) Nejat ESLEN ile Söyleşi 

İran Üzerinde ABD ile Çin Arasında Güç Mücadelesi Var
“ABD Nükleer Darbe Yapabilir”
 


2023- ABD, İran ile niçin ilgileniyor?
N. Eslen-
Bu soruya doğru ve kapsamlı bir cevap verebilmemiz için Amerika'nın Avrasya jeostratejisinin esaslarını bilmemiz gerekir. Bir de bu jeostrateji içerisinde İran'ın önemini anlayabilmemiz lâzım. ABD, 11 Eylül'den sonra “Avrasya'nın yaşam sahası” olarak tanımladığımız Orta Asya, Ortadoğu ve Kafkasya'dan oluşan coğrafyada soğuk savaş sonrasında oluşan güç boşluklarını doldurmaya, bu bölge aynı zamanda enerji kaynaklarının merkezi olduğu için, kontrolü altına almaya çalışıyor. 

   



ABD’nin “İmparatorluk Projesi”ni Gerçekleştirme
Düşüncesi Çerçevesinde İran Krizi ve Türkiye 


Yrd. Dr. Şenol KANTARCI

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 21. yüzyılda Amerikan tek kutupluluğu ve yegâne güç olma amaçlı “imparatorluk projesini” gerçekleştirme gayesiyle; merkezini, Avrupa-Asya kıta bloğunun oluşturduğu coğrafyada, yeni bir askerî-politik yapılanma/konuşlanma gerçekleştirme politikasını tatbik etmeye başlamıştır. Merkez eksenleri Orta Asya, Güney Kafkasya ve Ortadoğu olan ve jeopolitik düzenlemeler de içeren bu Amerika’nın yaklaşımının iki temel hedefi vardır:
   



Devrim İçinde Yeni Bir Devrim Arayışı:
Ahmedinejad Radikalizmi

Arif KESKİN

1997’de Muhammet Hatemi’nin iktidara gelmesi ile İran’ın iç ve dış politikada köklü bir değişim geçireceği umudu doğmuştu. Ancak Hatemi’nin sivil toplum, özgürlük ve medeniyetler diyalogu söylemleri, İran siyasal sisteminin yumuşaması ile sonuçlanmadı. Sistem içi reform arayışlarının başarısızlığı sonucu Haziran 2005 cumhurbaşkanlığı seçimlerini Mahmut Ahmedinejad kazandı.

   



İran Dost mu, Düşman mı?

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN


Bu makalenin başlığı, içinde bulunulan bu günlerde herkesin ve her devletin kendisine sorması gereken soruların en başında gelmektedir. Çünkü İran’a karşı bir savaş süreci kasıtlı olarak belirli çevreler tarafından tırmandırılmaktadır. Normal koşulların ötesinde bazı çıkar çevrelerinin işine geliyor diye yapay olarak sürdürülen İran karşıtı tırmanma karşısında, aklı başında bir değerlendirme yapma olanağı giderek yok olmakta ve küresel kapitalist sistemin bütün dünya ülkelerine dayatmış olduğu sömürgeci emperyalizm, şu sıralar İran’ı gündemine almış durumdadır.

   



İran ve Olası Gelişmeler

Ali KÜLEBİ

1979’daki Devrimi’nden bu yana İran, ilginç gelişmelerin yaşandığı bir ülke görünümü kazandı. Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad’ın; “Ekonomik, politik ve siyasal çizgimizi Mehdi-İmam’ın dönüş günü için hazırlamalıyız” ve “Batı’yı taklitten sakınalım” şeklindeki söylemlerinin yanı sıra son günlerde özellikle İsrail’i hedef alan çıkışları da dikkat çekici.

   



İran’ın Nükleer Krizi: Senaryolar, Beklentiler…

Sinan OĞAN

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Guvernörler Konseyi’nin İran’ın uranyum zenginleştirme programını görüşme üzere Şubat başında Viyana’da yaptığı toplantıdan beklendiği gibi bu ülkenin BM Güvenlik Konseyi’ne sevk edilmesi kararı çıktı. 35 üyenin oy kullandığı toplantıda 27 üye evet derken, 3 üye (Suriye, Küba, Venezüella) hayır oyu kullandı ve 5 üye de (Beyaz Rusya, Güney Afrika, Endonezya, Cezayir, Libya) çekimser kaldı.
   



ABD İran’ı Göze Alabilir mi?

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Nereden ve hangi gözlükle bakılırsa bakılsın, ne şekilde düşünülürse düşünülsün, İran her iki Körfez Savaşı’nın da gerçek galibidir. Bu durum, sürecin değerlendirilmesi neticesinde ortaya çıkana somut bir gerçektir. Bunu bir anlamda, bölgenin en güçlü yönetimine sâhip olan İran bürokrasisinin zaferi olarak değerlendirebiliriz. ABD’nin Ortadoğu’ya ilişkin plânlarının bir şekilde İran’ın güçlenmesine imkân tanıdığını düşünürsek, ABD’nin bölgeden geri çekilme senaryolarının sık sık gündeme getirildiği bir ortamda, bölgede nükleer güce kavuşmuş bir İran’ın ABD yönetiminin uykularını iyece kaçıracağını söyleyebiliriz.

   



Yumurta Tokuşturması mı, Koç Toslaşması mı? ABD-İran İlişkileri İtibariyle Bölge Türklüğü’nün Geleceğine Dair

Dr. Yaşar KALAFAT


“Ortadoğu’da nükleer güce ulaşmış İran’a ABD gibi AB’de olumlu bakmayacaktır” ifâdesindeki “olumlu bakmayış” fiilini etkileyen kelime hangisidir: Ortadoğu mu, nükleer güç mü, İran mı? Nükleer enerjinin, nükleer teknolojinin, nükleer silâhın öteki adı güçlü olmaktır. Güçlü olması istenilmeyen ülke İran’dır. İran’ın özel durumunu belirleyen İslaâ oluşudur ki, bunun anlamı İsevi ve Musevi olmamaktır. Ortadoğu ülkesi olup nükleer gücü olan yegane ülke İran mıdır?

 



Orta Asya’dan Anadolu’ya, 16. Yüzyıldan Günümüze
Avrasya’da Yaşanan Türk Kimliği Erozyonu


Haktan BİRSEL


Avrasya coğrafyasında Türk kimliği her zaman dünyayı şekillendiren uygarlık merkezleri ile beraber anılmıştır. Buna paralel olarak da tarihin her döneminde diğer devletler tarafından yok edilmesi gereken en öncelikli hedef olarak algılanmıştır. Mevcut potansiyel tehdidin farkında olan Türk liderler de, Türk birlik ve beraberliğinin bozulmaması için, milletine gerekli uyarıları yapmaktan geri durmamışlardır.

 



Cârî Açığın Finansman Sorunu!

İzzet Ulvi YÖNTER


Ödemeler bilançosu hesabı, bir ülke vatandaşlarının diğer ülkelerin vatandaşlarıyla olan ekonomik ilişkilerinin sonucunu gösteren hesaptır. Bir ülkenin dış âlemden elde ettiği gelirlerin, dışarıya yaptığı ödemelere eşit olması arzulanan bir durumdur. Ödemeler bilançosunun iki ana kalemi bulunmaktadır: Cârî işlemler hesabı, sermaye hesabı. Cârî İşlemler hesabı, mal ve hizmet ticareti ile transferlerinin durumunu gösterir. Mal ticareti için görünür, hizmet ticareti için de görünmez ticaret tabirleri de kullanılmaktadır. Cârî hesap alacak (pozitif) veya borç (negatif) bakiye verebilir. Bu hâllerde cârî işlemler açığı veya fazlasından söz edilir.

 

Son Güncelleme Tarihi: 15.ŞUBAT.2006
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu