Obama ABD’yi Kurtaramaz

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN


Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimlerini tamamlanarak geçen ay içinde Beyaz Saray’a siyah bir Amerikalı’nın dört yıl süre ile konuk olması dönemi resmen başlamıştır. Amerikan tarihinde ilk kez bir Afro-Amerikan kökenli bir Başkan’ın devletin başına gelmesi, ilk kez gerçekleştiği, dünyanın en büyük ülkesi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ni önemli bir dönüşümün eşiğine gelmiştir. Yıllardır ezilen ve ikinci sınıf insan muamelesi gören siyahların içerisinden bir ABD Başkanı’nın çıkarması, beyaz Amerika’nın bittiği aşamada gündeme gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanılan soğuk savaş döneminin alışkanlıkları ile küreselleşme sürecini tamamlamak isteyen ABD emperyalizmi, aradan geçen yirmi yıllık sürede hegemonyasını bütün dünyada kuramayınca süreç tersine işlemeye başlamış ve yalan ile sahtekârlık üzerine bir dünya egemenliği kurulamayacağı anlaşılmıştır. Özellikle 11 Eylül olaylarından yararlanılarak Orta Asya ve Ortadoğu bölgelerine askerî saldırı ve işgal girişimlerinin gündeme getirilmesi ve bu haksız askerî harekâtların bazı yalanlar ve sahte politikalar üzerine geliştirilmeye çalışılması, bütün dünya ülkelerinde çok ciddî boyutlarda tepkilere neden olmuş ve ABD’nin ilk siyah Dışişleri Bakanı Birleşmiş Milletler önünde basın toplantısı düzenleyerek bütün dünya uluslarından özür dilemiş ve istifa etmiştir. Fakat Siyonist Yeni Muhafazakârlar Bush’u kullanmaya devam etmişler ve bu adamın zayıflığından yararlanarak bütün dünya ülkelerini savaş ve saldırı ile tehdit etmişlerdir. Böylece bir yandan Birinci Dünya Savaşı sonrasında küresel düzende öne çıkan Amerikan hegemonyası etkisini yitirirken, diğer yandan 20. yüzyılda büyük emeklerle oluşturulan uluslararası hukuk düzeni Amerika Birleşik Devletleri elleriyle yıkmıştır.

ABD kendi çıkarlarını bütün dünya ülkelerine tek gerçek ya da alternatif olarak dayattığı için, dünya ülkelerinde haklı tepkilere neden olmuş ve yeniden çirkin Amerikalı imajı öne çıkmıştır. Eski bir alkolik, derin devletçi bir babanın oğlu olarak süper gücün başına geçince ne yapacağını şaşırmış, devleti işgal etmiş olan Siyonistlerin etkisi altına girerek onların resmen oyuncağı durumuna sürüklenmiştir. Ordu komutanlığından gelme Dışişleri Bakanı’nı çileden çıkaracak kadar yanlış politikalara angaje olan ABD yönetimi, daha sonraki aşamada katı inançlı bir Evanjelik papazın kızını Dışişleri Bakanı yaparak yoluna devam etmek istemiştir. Bu doğrultuda Afganistan ve Irak savaşları sürdürülmüş ve bütünüyle Müslüman halklar hedef alınmıştır. Bir yandan İslâm coğrafyasına haksız saldırılar sürdürülürken, diğer yandan Türkiye gibi bir Batı müttefiki İslâm ülkesi denge sağlamak üzere “ılımlı İslâm” politikaları ile Büyük Ortadoğu Projesi’ne yönlendirilmeye çalışılmıştır. “Tanrı’yı kıyamete zorlayan” Siyonist Yeni Muhafazakâr politikalara esir kılınan ABD yönetimi, yanlış üzerine yanlış yaparak bütün dünyayı tam bir kaosa sürüklemiştir. Dünya tarihinde hiç görülmeyen istekler ABD yönetimi tarafından çeşitli ülkelere ve devletlere yönlendirilmiş, bunlara karşı gelen ya da kabul etmeyen ülkeler haksız bir biçimde haydut devletler olarak ilân edilmiştir. Önce Irak sonra Afganistan hedef olarak seçilmiş daha sonraları da Suriye, İran ve Kuzey Kore sıraya konularak bu ülkelere de askerî saldırı girişimleri başlatılmıştır. Suriye’de Kürt ayaklanması, İran’da ise yine Kürtlerin ve Azerilerin isyâna yönlendirilmesi gibi senaryolar ABD istihbarat servisleri aracılığı ile devreye sokularak İsrail’i rahatlatacak birçok girişim, diplomasi görünümünde, birbiri ardı sıra gündeme getirilmiştir. Sovyetler Birliği sonrasında dünyanın merkezî coğrafyasına egemen olmak ve İsrail’i korumak isteyen ABD yönetimi Siyonist politikalarla bütün dünyayı bir üçüncü dünya savaşı tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır. İsrail’e tutsak olan ABD yönetiminin bu yanlışları yüzünden en çok tehlikeye mâruz kalyan ülkelerden birisi de Türkiye Cumhuriyeti olmuş ve bu nedenle de zaman zaman Türkiye ile ABD, İsrail politikaları yüzünden karşı karşıya gelmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonrası koşullarda tarih sahnesine çıkmış olan Türk devleti dünyanın merkezî bölgesinde bağımsız bir devlet olarak yoluna devam edebilmek için, dünya dengelerine dikkat ederek hareket ederken, Doğu ve Batı’yla ilişkilerini dengelemeye çalışmıştır. Soğuk savaş döneminde Türkiye bu konularda Sovyetler Birliği ile sınırlı ilişkiler geliştirerek yolunu bulmaya çaba göstererek kendini korumuş, ama Sovyetler Birliği’nin dağılması üzerine bozulan soğuk savaş dengeleri sonrasında ABD’nin İsrail’in çıkarlarına kilitlenen politikalarından fazlasıyla zarar görmüştür. Ortadoğu’daki küçük İsrail devletini korumak ve bunu Siyonizm’in hedefleri doğrultusunda büyütmeye dönük girişimlerin, ABD üzerinden bölgeye ve Türkiye’ye empoze edilmeye başlanmasıyla hem Ortadoğu’nun hem de Türkiye’nin dengeleri büyük ölçülerde bozulmuştur. Arap dünyasına karşı İsrail’i rahatlatmak üzere Kuzey Irak’ta oluşturulan kukla devlet, Türkiye’nin birliği ve üniter devlet yapısını tehdit etmeye başladığı için Türkiye’nin ulusal çıkarları ile ABD ve İsrail’in çıkarları Kuzey Irak üzerinden bölgede karşı karşıya gelmiş ve çatışma noktasına ulaşmıştır.


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.ŞUBAT.2009
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu