Yıl:4   Sayı: 39   Fiyatı: 5 milyon



  

31 Mart 1492 tarihinde ülkedeki bütün Yahudiler’in 2 Ağustos tarihine kadar ülkeyi terk etmeleri için ferman çıkartan İspanya Kraliçesi İsebella, Türkler ile Yahudiler arasında 500 yıldan fazla sürecek bir ilişkinin de tetikleyicisi olmuştu. “İspanya’dan sürülen ve Avrupa ülkeleri tarafından kabul edilmeyen Yahudi göçmenlerine sığınma hakkı tanıyan Sultan II. Beyazıt bu tarihî kararı ferman buyurmasaydı, Yahudiler’in ‘yeryüzündeki macerası’ nasıl gelişirdi?” konusu hakkında oturup düşünmek lâzım. Tabiî bizden ziyade Yahudiler’in bu tarihsel gerçek perspektifinde bir tefekkür sürecine girmeleri gerekiyor. Özellikle küresel sistem içinde oynadıkları rolün üstüne yapılan spekülasyonların kendi bekaları açısından nasıl bir “nefret dalgası”na vesile olduğunu sorgulamaları, belki daha iyi bir dünya için atılacak en anlamlı adım olacaktır. Yahudi entelektüellerin üzerine düşen en büyük görev, Siyonizm’in kurguladığı dünyanın -İsrail’in Filistin halkına reva gördüğü muameleden yola çıkarak- ne kadar yaşanır bir yer olduğunu sorgulamak ve bir iç muhasebe yapılmasının öncülüğüne soyunmak olsa gerek. Çünkü dünya kamuoyunda giderek artan bir şekilde Yahudiler’in rol aldığı şiddet eleştirilmeye ve sorgulanmaya başlandı. Rüzgâr ekenin fırtına biçtiği bir vakıa ise, çok uzak olmayan bir gelecekte Siyonizm, Yahudiler’i yeniden “öteki” olma sorunuyla karşı karşıya bırakabilir. Hele ABD’nin Irak’ı işgal etmesinde ve orada yaşanan zulümde “neocon” olarak adlandırılan isimlerin oynadığı etkin rolün bir şekilde İsrail’in beka stratejisi ile çakışmasının, “küresel bir Siyonist komplo” ile karşı karşıya olunduğuna ilişkin genel bir kanâatin yaygınlaşmasına hizmet ettiği de düşünüldüğünde; Yahudi entelleküel ve siyaset adamları açısından bu iç muhasebe ivedi bir zorunluluk hâline gelmiş, diğer yandan, İsrail’in beka stratejisini sorgulayan ve daha insanî bir yol açmaya kadar gidecek sürecin başlatılmasının gerek Yahudiler’in gerek insanlığın geleceği açısından önemi giderek artmıştır. 

  

   
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan
bazı yazıların tam metinleri
  
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını
Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...



 



  


Türkiye-İsrail
İlişkileri Kronolojisi


-28 Mart 1949: Türkiye İsrail'i resmen tanıdı.
-2-9 Mart 1950: Türkiye ile İsrail arasında ilk siyasal temsilciler (maslahatgüzarlar) göreve başladı.
-4 Temmuz 1950: İmzalanan "Ticaret ve Ödeme Anlaşması" ile Türkiye ile İsrail arasında ilk somut siyasî adım atıldı.

   


Araştırmacı-Yazar, Av. Suat PARLAR ile Söyleşi:

İSRAİL: Emperyalizmin Ortadoğu’daki Koçbaşı
Şark Meselesi’nin İkinci Perdesi: Sıra Anadolu’da...
   


B Plânı

Seymour M. Hersh

Savaş, Temmuz 2003’de, Başkan Bush Irak’ta zafer ilân ettikten iki ay sonra, bırakınız yavaşlamayı, oldukça kritik bir noktaya ulaştı. Savaşın en şevkli savunucularından olan İsrail mevcut idareyi; Amerikan önderliğindeki işgalin yaz sonundan itibaren artan bir direniş dalgası -bombalama ve suikast kampanyası- ile karşı karşıya kalabileceği yönünde, uyarmaya başladı.
   


Kıbrıs Sorunu ile İsrail Yakından İlgili

İsrail ve Kıbrıs

Prof. Dr. Anıl ÇECEN

İsrail ve Kıbrıs, Türk basınında fazlasıyla yer alan iki ülke olarak, Türkiye'deki tartışmalarda sürekli olarak en başta yer almışlardır. Ne var ki, ayrı ayrı fazlasıyla ele alınan bu iki ülkenin beraberce düşünüldüğüne pek sık rastlanmamıştır. 

   



İsrail - Kürt İlişkisinin Tarihsel Arka Plânı

Hakkı ÖZNUR

I. Dünya Savaşı sonrasında İngilizler’in mandasına verilen Filistin, Yahudi ve Arap çatışmalarından dolayı İngilizler’in uzun bir süre başını ağrıtmıştı. Bölgenin İngiliz emperyalizminin kontrolüne bırakılması, 14 Mayıs 1948’e kadar sürecekti. İngiltere, Yahudi-Arap çatışmalarından yakasını kurtarmak için Filistin meselesini 2 Nisan 1947’de BM’ye getirdi. 
   



NATO İstanbul Zirvesi Sonrası Yeni Algılamalar

Doç. Dr. Esat ARSLAN

Geçen yılın sonlarına doğru İstanbul’da birbiri peşi sıra patlayan bombalar, yıkımlar ve kan gölü görüntüleri; NATO Zirvesi’nin zamanında yapılıp, yapılmayacağı yolunda tereddütlere bile yol açmıştı.

   


Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye’ye Yansımaları
Jeopolitik Değerlendirme Toplantısı


l Prof. Dr. Tayyar ARI
l Onur ÖYMEN
l Nejat ESLEN
l Prof. Dr. Hasan ONAT
l Kâmran İNAN
l Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ
l Dr. Hüsnü MAHALLİ
l Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
   


Diplomatik Misyonda ve Diplomatlarda Yenilenme İhtiyacı

Doç. Dr. H. Bülent OLCAY

Devletler ve uluslararası örgütler ile ilişkilerde her geçen gün değişen fırsatların ve risklerin değerlendirilmesi, kişi ve kurumların bilgi, beceri ve tutumlarının çağın koşullarına göre güncelleştirilmesi, dinamik ve vizyon sahibi bir yapıya büründürülmesi gerekmektedir.
   


Demokrasiye Geçişinin 10. Yılında
Mandela'nın Ülkesi: Güney Afrika

Dr. Osman Nuri ARAS

Güney Afrika; dünyanın öteki, yâni güney, yarım küresinde, Afrika kıtasının güney ucunda, Hint Okyanusu ile Atlantik Okyanusu’nun birleştiği noktada yer alan, Hint Okyanusu ile Atlantik Okyanusu’nun sırt sırta vermekle birlikte birbirine karışmamasına inat, bir yandan akla-karanın karıştığı, daha doğrusu karıştırıldığı, öte yandan akla-karanın arasına okyanus aşırı mesafelerin konulduğu bir ülke. 
   

Son Güncelleme Tarihi: 11.TEMMUZ.2004
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif