Yıl:5   Sayı: 51   Fiyatı: 6.5 YTL



  

Genetik mühendisliği ve biyoteknoloji alanında yaşanan gelişmeler, hem insanlığın geleceğine pozitif anlamda katkı yapma, hem de aynı oranda bu geleceği tehdit etme potansiyeline sâhip. Yaşam kalitesinin artırılması ve hastalıkların tedavisi hususunda biyoteknoloji ve genetik alanında yapılacak çalışmalar bir umut kaynağı olarak ortaya çıkarken, bu çalışmaların küresel şirketler tarafından sürdürülüyor olması ise yeni ve güçlü endişeler doğurmaktadır. Bu gelişmeler, küredeki sosyal adâletsizliklerle birlikte düşünüldüğünde, bulunacak tedavilerden bedelini ödeyebilecek azınlık bir zümrenin faydalanabileceği sonucu çıkmaktadır. Başka bir deyişle sosyal devlet anlayışının hızla yerini liberal devlet anlayışına bıraktığı az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki insanlar, söz konusu gelişmeleri ancak uzaktan seyredeceklerdir. Bugün biyoteknoloji alanındaki gelişmelerin en fazla uygulama alanı bulduğu tarımda yaşananlar, hâdisenin tehlikeli bir seyir izlediği noktasındaki iddiaları da doğrular niteliktedir. Uzun süredir, biyolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak, belirli özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikro organizmalar üretilmektedir. “Genetiği değiştirilmiş organizmalar” olarak adlandırılan bu ürünler, insan sağlığını ve tabiattaki türlerin çeşitliliğini tehdit eder bir hâle gelmiştir. Tarım tekelleri tarafından üretilen bu ürünlerin tohumlarının zürriyetsiz olmaları, zaman içinde o ülkenin tarımının ciddî anlamda dışa bağımlı hâle gelmesi riskini de beraberinde taşımaktadır. Ayrıca ve özel olarak ele alınması gereken bu sorun hakkında bir çok ülke ciddî önlemler alırken, ne yazık ki Türkiye’de yeterince çalışma yapıldığını söylemek mümkün değildir.

  

   
   


        
Geçmiş Sayılarda Yayınlanan bazı yazıların tam metinleri
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI ile Söyleşi
İstediğiniz Şerhi Düşün, Uyum Protokolü’nün İmzalanması; “Kıbrıs Cumhuriyeti” Adı Altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Tanımak Anlamına Gelir
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı ile Irak Seçimleri ve Yaşanan Gelişmeler Üzerine Söyleşi
Kerkük, Savaş Ganimeti Gibi
Kürtlere Sunulmaktadır
Seksen Yıllık Cumhuriyet'in
Kimlik Meselesi...

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
Prof. Dr. Sina AKŞİN ile Söyleşi
Türkiye Bağımsızlığını Yitirmiş Durumda
Büyük Ortadoğu ve Kafkasya
Prof. Dr. Anıl Çeçen
2023 e-mail grubuna üye olmak için;
Yukarıdaki Form kutusuna mail adresinizi yazıp,
Üye Ol butonuna basınız...




  


  



Küreselleşmenin Millî Devletlere Yönelik Irkçı Saldırısı: 
Genom Projesi


Prof. Dr. Özcan Yeniçeri

Bilindiği gibi yüz elli yıldan bu yana sosyalistler; sömürünün kalkmasının, eşitliğin, adâletin ve insanî bir düzenin kurulmasının ancak tekelci kapitalizmin yıkılmasıyla gerçekleşebileceğini iddia etmişlerdi. Bunun tek yolunun da “devrim” yapmaktan geçtiğini savunmuşlardı. Gerçeği ve geleceği kendi tekellerinde gören sosyalist ideologlar savundukları ideolojinin “bilimsel” olduğunu söylerken onlara karşı çıkanları da bilim dışı, gerici ve şoven kategorilere dahil ediyorlardı.

   



Genetik ve Toplum 

Arş.Gör.Armağan Erdem ÜTÜK

Yirminci yüzyılın en önemli gelişmelerinden birisi, canlıların özelliklerinin nasıl meydana geldiği ve bu özelliklerin yavru bireylere nasıl aktarıldıklarının aydınlatılması olmuştur. Tek yumurta ikizleri ve klon tipi populasyonlardaki bireyler dışında doğada iki bireyin birbirine tıpatıp benzemesi mümkün değildir. Canlılar ve bir canlı topluluğunu meydana getiren bireyler arasındaki benzerlikler, bu canlıların ya da bireylerin biyolojik akrabalık dereceleri ile yakından ilişkilidir.
   



Yeni Cesur Dünya’ya Hoş Geldiniz!

Mehmet Ziya VAROL

İnsanoğlunun yeryüzündeki macerası bize, bilimsel alanda meydana gelen yeni açılımların, insanlığın pozitif anlamda ilerlemesine sağlayacağı katkı nispetinde riski de bünyesinde barındırdığını göstermiştir. Yâni “nötr” olarak tanımlanacak bilime, ona yön veren zihniyetin dünya algılaması içerik kazandırmaktadır. Kaldı ki bu artık, bilim adamlarının değer yargılarına ve etik kaygılarına da birebir bağlı değildir.
   



"Biz Kimiz?" Gerçeğine Sosyolojik Bir Bakış

Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 

Üç evrensel dinin rahmini oluşturan Ortadoğu yöresi, günümüzde Judeo-Hıristiyan eylem biçiminin ideolojik arenasına dönüşmüştür. Nil’den Fırat’a uzanan “Ahdiatik” teorisi, ülkemiz topraklarını da aşarak, kuzeye doğru yönelmiş bulunmaktadır. Tarihsel Şîa-Sünnî kuşağı ise, keskin çizgileriyle kimliklerini sürdürmektedir.

   



Aral'ın Sırları

Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak’ın hazırladığı ve Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği’nce yayınlanan “Tufandan Turan Denizi'ne, Turan Denizi'nden Günümüze Aral'ın Sırları” adlı kitap, Türk kültürünün kökleri, Anadolu’ya uzantıları ve dünya medeniyetine etkilerini ortaya koyan önemli bir bilimsel eser olarak bilim dünyasının hizmetine sunulmuştur.
   



Türklük ve Anadolu 

Ali Tayyar ÖNDER 

Türkiye'nin etnik yapısını değerlendirirken bir kesim aydın ve araştırmacının iki yanlışından biri bu yapıyı “mozaik” olarak nitelemeleri diğeri ise Türkleri “çok karışık” bir unsur olarak göstermeleridir.
Daha önce de açıklandığı gibi etnik kimlik tanımında geçerli ölçüt “gurubun kendi bakışıdır.” Yüzde 65'i Türklükten farklı bir kökeni kabul etmeyen, yüzde 90 gibi bir oranla Türklüğü benimseyen bir toplumu “mozaik” olarak nitelemek bilimsel olarak mümkün değildir. 

   



Şark Meselesinden Büyük Ortadoğu Projesine

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme yolunda gösterdiği çabalar ve bu yönde sürdürülen faaliyetlerin zaman zaman başarısızlıkla sonuçlandığı dönemlerde “Şark Meselesi henüz bitmedi mi?” sorusu ister istemez akılları meşgul etmektedir. XIX. yüzyılda diplomatik bir terim olarak karşımıza çıkan “Şark Meselesi” güncelliğini hâlâ muhafaza etmekte ve Batı tarafından zaman zaman karşımıza farklı kılıflar ve başlıklar altında çıkarılmaktadır.
   



"Orta Osya Uygarlığı*"nı Anlamak

Osman KARATAY

Ülkemizde tarih çalışmalarında fikriyat ile çalışılan alanın ilgisi öyle kesin sınırlar çizmiş durumda ki, başka hiçbir yerde bir örneğine rastlamak mümkün değildir. Eğer bir tarihçi İslâm öncesi Türk tarihini çalışıyorsa, fikir olarak Türkçü’dür; (erken) İslâm tarihini çalışıyorsa İslâmcı’dır; Türk-İslâm dönemini çalışıyorsa milliyetçidir; Osmanlı’yı çalışıyorsa mukaddesatçıdır; Cumhuriyet tarihi çalışıyorsa Kemalist’tir; 19. yy çalışıyorsa kapitalisttir; Eski Yunan ve Yeni Avrupa çalışıyorsa (daha doğrusu çeviri yapıyorsa) solcudur; bunlardan başka bir alanı çalışıyorsa (bu satırların sahibi gibi) şaşkın veya uçuktur. 

   



Türk Birliğine Giden Yol:
Türk Ekonomik Topluluğu (TET)


Doç. Dr. Mehmet GÜNAL

ABD’nin 11 Eylül sonrasında, çok önceden plânlanan bir proje kapsamında Ortadoğu ve Orta Asya’ya uzanmasına paralel olarak son yıllarda ülkemizde ve uluslararası çevrelerde Avrasyacılık ve Avrasya Birliği tartışılmaya başlanmıştır. Avrupa Birliği ile yaşadığımız süreçte önümüze konulan inanılmaz engellerin yanı sıra, son günlerde Fransa ve Hollanda referandumlarında halkın AB Anayasası’na “hayır” demesiyle, AB üyeliği ve alternatifleri de sorgulanmaya ve tartışılmaya başlamıştır. 
  

Son Güncelleme Tarihi: 15.HAZİRAN.2005
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Mustafa Nazif