|
2023’ün 100. sayısıyla karşınızdayız. Bizim için
derginin her sayısı ayrı bir önem taşımaktadır; ne
var ki, hem Türkiye’deki neşriyatın içinde bulunduğu
genel durum hem de okuma alışkanlığının gittikçe
örselendiği bir çağda yaşadığımız gözönüne
alındığında, bir derginin fasılasız çıkarak 100.
sayısına ulaşmasının üzerinde durulmaya değer bir
konu olduğunu düşünüyoruz.
Geride bıraktığımız 99 sayıda, Türkiye ve dünya
meselelerine dair olan ve kendi penceremizden önemli
addettiğimiz konuları büyüteç altına alarak
Türkiye’nin bugününe ve yarınına katkıda bulunmaya
çalıştık. Temel felsefemizi “Türkiye merkezli bir
fikir platformu” olma ideali etrafında örerken,
böyle bir düşünce atmosferinin gelişmesi ve
zenginleşmesi için “ufuk açıcı” bir rol oynamayı
hedefledik. Geçen süre zarfında söz konusu hedefe
büyük ölçüde ulaştığımıza inanıyoruz.
Hiçbir yayın organı kapanmak için çıkmaz şüphesiz,
ama birçok yayın organı için bu akıbet kaçınılmaz
bir mukadderattır. Hele 2023 gibi; konuları
sloganlara hapsetmeden ve sorunları basite
indirgemeden işleyen, okumak için özel bir zaman
ayrılmasını gerektiren, üstelik göze değil zihne
hitap eden yayınların mevcudiyetlerini devam
ettirmeleri kolay değildir. Böylesi bir yayının
ayakta kalabilmesi için entellektüel birikim sahibi,
bu ülkenin yarınıyla ilgili endişeleri bulunan,
özverili ve sebatlı bir okur kitlesine ihtiyaç
vardır. 2023 dergisi olarak 100. sayıya erişen yayın
akışımızda, böyle mümtaz ve hasbî bir okuyucu
kitlesine ulaştığımıza inanıyoruz ve bizleri yalnız
bırakmadığınız için sizlere kalpten teşekkür
ediyoruz.
İlk sayımızdan itibaren kendi sahasında önemli
çalışmalara imza atmış isimlerin yazılarını ve
söyleşilerini neşretme imkânı bulduk. Onların
düşünceleriyle katkıda bulundukları güzel sayılar
hazırladık. Burada isimlerinin sayılması mümkün
olmayan ve 2023’ün bugünlere gelmesinde reddedilemez
yerleri bulunan yazarlarımıza sizlerin huzurunda
sonsuz şükranlarımızı sunmayı bir borç biliriz.
Aslında sizlerin dergide yazılarını sıklıkla
gördüğünüz isimlerin müşterek gayretleri sâyesinde
100. sayıya eriştiğimizi de belirtmeliyiz. Onlar, en
az künyede isimlerini gördüğünüz kişiler kadar
2023’ün sahibidirler.
Tabiî her sayıyı hazırlarken bizden desteklerini
esirgemeyen, ama sizlerin isimlerini pek sık
görmediğiniz dostlarımıza da bu sayı vesilesiyle
birer selâm göndermek isteriz: Kubilay Kavak,
Mustafa Kelleroğlu ve Süleyman M. Bulut… Derginin
sayfa tasarımlarını yapan ama fedakâr gayretleriyle
2023’ü sâdece bir iş gibi algılamadığını gösteren
Davut Merzifonluoğlu’nu da burada hatırlamakta fayda
var.
2023’ün yönetici ekibi uzun yıllardır birbirlerini
tanıyan ve “ortak bir ideal”i paylaşma
bahtiyarlığına erişen isimlerden oluşmaktadır.
2023’ün bu kadar “uzun soluklu” olmasının
sebeplerinden birisini, belki de yönetim kadrosunu
oluşturan insanların “anlam dünyalarındaki
ortaklık”ta aramak gerekmektedir. Böyle bir yayının
devamı hem maddî hem de mânevî önemli bir
fedakârlıkla mümkün olurken, bunu üstlenenler
2023’ün bağımsızlığına halel getirmekten fersah
fersah uzak durarak, sâdece Türkiye’nin geleceğini
şekillendirmeye katkı yapmanın mutluluğunu
yaşamışlardır. 2023’ün ilk çıktığı andan itibaren
“her anlamda bağımsız” olarak yoluna devam etmesi,
onların bu ince düşüncelerinden ve diğerkâm
tavırlarından kaynaklanmıştır.
Siz okuyucularımızın da takip ettiği ve bildiği
üzere, 9 senedir devam eden yayın akışımızda birçok
konuya değinmeye çalıştık. Fakat ilk sayımızdan bu
yana Türkiye ve dünyanın nasıl değiştiği sorusunu
kendimize sorduğumuzda, maalesef karamsar
tespitlerin olumlu değerlendirmelere galebe
çaldığını görüyoruz. 2023’ün ilk sayısını
çıkardığımızda Türkiye’nin geleceğine ilişkin daha
umutlu bir perspektife sahipken, bugün ülkenin
üniter yapısının, millî birliğinin tehlikede
olduğunu düşünmeden edemiyoruz. Küresel bir
stratejik plân uyarınca yürütüldüğü yolunda ciddî
emareler bulunan, bu sebeple de “dış kaynaklı
baskılar” neticesinde şekillendirildiği izlenimi
veren, “geçmiş vukuatları tescilli” bir zümre
tarafından kapsamı belirlenmeye çalışılan ama
içeriği toplumun geneline meçhûl olan, sağlıklı bir
tartışma ortamından mahrum şekilde ve toplumsal
uzlaşı dikkate alınmadan bir siyasî proje olarak
sunulmaya çalışılan “Kürt açılımı”, yarına dönük
endişelerimizin tek kaynağı değilse de elbette ki
önemli sebeplerinden biri olarak bugün karşımızda
durmaktadır. Anlaşılan o ki, gelinen noktada sâdece
Türkiye yeniden şekillendirilmeye çalışılmıyor;
küresel sistem de, Bush sonrası ya da tek kutuplu
düzen sonrası olarak nitelendirilebilecek ara
kesitten daha uzun sürme ihtimali bulunan yüksek bir
düzene doğru hızla ilerliyor. Bu çerçevede,
Türkiye’yi dönüştürmeye yönelik bir hedefi bulunan
hamlelerin yeniden kurgulanan dünya stratejisiyle
uyumlu olduğunu hatırda tutmak gerekiyor. Öyle
görünüyor ki, Türkiye’nin önüne açılan imkânları içe
dönük tartışmaların gerdiği bir ortamda
değerlendirmek mümkün olamayacağı gibi, küresel
güçlerin bu gerilimin oluşturduğu istikrarsızlık
ortamından nasıl faydalar sağladığını da ancak her
şey olup bittikten sonra anlayabileceğiz.
2023’ün yüzüncü sayısını, hem Türkiye’yi hem dünyayı
kritik eden söyleşilerle şekillendirmeye çalıştık.
2023 yılında nasıl bir Türkiye istendiği sorusunun
cevabı, son tahlilde “Nasıl bir felsefî bakış
açısıyla küreyi okumalıyız?” sorusunun cevabında
gizli olduğundan, söyleşilerde bu minvalde bir
sorgulama yapmayı tercih ettik. İlk kez 100. sayı
hazırladığımız için içeriğin çerçevesini belirlemek
biraz zor oldu bizim için, ama bir sonraki için
önemli bir tecrübe kazandık…
2023’ün bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese
tekrar teşekkürlerimizi ileterek sizleri 100.
sayımızla baş başa bırakırken, dergimizin geçmiş
sayılarına dair makale indeksini Eylül ayından
itibaren internet sitemizde bulacağınızı sizlere
duyurmak istiyoruz. İyi okumalar…
M. Ragıp Vural
«
Geri
|