[editörden]


Yugoslavya’nın parçalanması süreci ve sonrasında Hırvatistan’dan başlayıp Bosna üzerinden bütün Balkanlara oradan Avrupa’ya ve dünyanın her köşesine yayılan acıların izleri geçen zamana rağmen silinmiş değil. Yaşanan olayların delik deşik olmuş şahitleri binalardaki mermi izleri bile henüz tam manasıyla silinmemişken, aradan geçen zamana rağmen, insanların yüreklerindeki acının dinmesini beklemek belki de pek gerçekçi değil… Zira 1992 ile 1995 tarihleri arasında üç yüz binden fazla insanın hayatını kaybettiği bir katliam yaşandı, bütün Avrupa’nın sessiz bakışlarının nezaretinde… Sorumlusu açıklanmayan bu “soykırım” suçundan fiziksel ve ruhsal yönden birçok hasar alarak kurtulanlar için geçmişi unutmak çok da kolay değil ve zamanın bile buna karşı yapabileceği bir şey yok. Ayrıca kendi yaşadıklarını unutsalar bile gözleri önünde çocuklarına, annelerine, babalarına, eşlerine yapılan işkenceleri unutmaları mümkün değil insanların. Ve biliyorlar ki, onlar unutursa zaten hiç hatırlamak istemeyen ve sorumluluktan kaçan medeni(!) dünya hepten unutacak… Dahası, sırf onlara unutturmamak ve sorumluların cezalandırılması için aynı acıları hergün hergün bir daha yaşamak pahasına yürütülen bir mücadele… Elinizdeki sayı, sırf Müslüman/Türk oldukları için insanlık dışı Sırp saldırılarına uğrayarak hayatını kaybedenlerin aziz ruhlarını saygıyla anmak ve bunca zulme ve katliama karşı topraklarını terk etmeyip mücadele etmeyi sürdüren kardeşlerimize destek olmak için hazırlanmıştır.

Bütün her şey olup bittikten sonra olaylara müdahale eden NATO’nun ardından imza edilen Dayton Anlaşması’yla Bosna Hersek’te kurulan düzen, Sırp katliamlarına son vermişse de, ülkenin geleceği hâlen tartışmalıdır. Bir arada yaşaması pek mümkün gözükmeyen üç halkın Dayton Anlaşması’nın kurduğu karışık devlet yapılanması içinde bir arada yaşanmaya zorlanması, Bosna-Hersek’i Balkanların en nazik ülkesi hâline getirmektedir. Bosna’da tekrar patlak verecek etnik bir çatışmanın bütün bölgeyi yeniden ateşe verme potansiyeli taşıdığı ise herkes tarafından dile getirilen bir gerçektir. Yugoslavya’nın parçalanması sonrasında zaten birçok sorunla karşı karşıya kalan ve aslında gerçek bir istikrara kavuşmamış olan Balkanlar’da, etnik ve dinî bir çatışmanın yeniden alevlenmesinin küresel bir sorun olacağı unutulmadan, Dayton Anlaşması’nın yönetilemez kıldığı ülke daha istikrarlı ve Bosnalı Müslüman çoğunluğun hakkını gözeten bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

2023’ün Ağustos sayısını Balkanlar’a ayırırken ülkemizin gündeminde ise birbirini etkileyen ya da etkilemesi için planlanmış birçok tartışma var. Anayasa Paketi’nin referanduma sunulacak olmasının oluşturduğu gergin siyasi atmosfer, bütün değerlerin alınıp satıldığı bir pazar hâline getirdi siyaset meydanını. Destekledikleri siyasi zihniyetin galibiyetini temin etmek için her türlü kutsalı kullanmaktan çekinmeyen bu insanların medya aracılığı ile yaptıkları zihin yönlendirme faaliyetleri şüphesiz aklıselim sahipleri tarafından biliniyordur. Referandum süreci, konuyu hayat-memat meselesi hâline getirerek, ehl-i kubûra bile oy kullandırmayı düşünenler ile isimlerini ilk kez duyduğu kişilerin ailelerine yazdığı veda mektuplarını gözyaşları içinde okuyanların performanslarını sergiledikleri bir oyuna dönüştürülmüştür. 2023’ün Nisan sayısında, söz konusu Anayasa Paketi’ne dair uzmanların görüşlerini almış ve yapılmak istenenin ne olduğuna işaret etmiştik. Bu hengâmede neye oy vereceği konusunda kararsız kalan okuyucularımızı söz konusu sayıya bakmalarını tavsiye ederiz.

2023’ün bu ayki kapak konusunu yukarıda da değindiğimiz gibi, Bosna Hersek merkez olmak Balkanlar’a ayırdık. Bu sayının hazırlanmasında esas çabayı ise Balkan uzmanı Gözde Kılıç Yaşın gösterdi. Meseleyi yakından takip eden Yaşın’a gayretlerinden dolayı huzurlarınızda teşekkür ederiz. Eylül sayımızda tekrar görüşmek üzere iyi okumalar…
 

« Geri
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.AĞUSTOS.2010
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu