Orta Asya'da Önemli Bir Çevre Sorunu:
Aral Gölü Ve Etrafında Yaşananlar


Haktan BİRSEL


Kazakistan ile Özbekistan’ı birbirinden ayıran büyük Kızıl Kum Çölü’nün ortasında yer alan Aral Gölü, dünyanın diğer büyük gölleri arasında olmasının yanında, tarihsel süreç içerisinde, Türk medeniyetinin gelişmesinde ve dünyaya yayılmasında, çok önemli bir rol oynamıştır. Tarih boyunca Türkistan’ı ele geçirme amacını taşıyan bütün milletler için Aral Gölü, vazgeçilmez bir hedef olmuştur. Fakat, bütün Türkistan’ın tatlı su ihtiyacını karşılayan ve bölgenin iklimi üzerinde ılıman bir rol oynayan Aral Gölü, SSCB’nin Türkistan’ı hâkimiyeti altına almasına paralel olarak yürüttüğü pamuk tarımı ağırlıklı ekonomi programları sonucunda, bölgeye ölüm saçan bir zehir merkezine dönüşmüştür.

Su sorunu ve buna bağlı olarak Aral Gülü’nden kaynaklanan çevre kirliliği, Özbekistan ile bütün Türkistan Cumhuriyetleri’ni tehdit eden en önemli ortak sorunlardan birisini teşkil etmektedir. Bütün Türkistan Cumhuriyetleri’nden geçen ve büyük oranda Özbekistan topraklarında bulunan Sirderya ve Amuderya nehirlerinin kaynaklık ettiği 690.000 kilometre karelik yüz ölçümü ile dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral Gölü1, oluşturdukları Aral Deltası2 ile Türkistan coğrafyasının başlıca tatlı su kaynağıdır. Karakistan ve Özbekistan arasında bir iç deniz olan Aral Gölü, Seyhun (Sirderya) ve Ceyhun (Amuderya) nehirlerinin Karakalpakistan’da (Özbekistan’ın batısında Özbekistan’a bağlı özerk cumhuriyet) dışarıya akıntısı olmayan kapalı havzada birikmesi sonucu oluşmuştur.3

Yakın jeolojik dönemde, Aral Gölü, alan ve hacim bakımından büyük değişikliklere uğramıştır. Bu durumun en büyük sebebi de Siriderya ve Amuderya nehirlerinin akış yönlerinde yapılan bilinçli değişikliklerdir.4 SSCB döneminde, uygulanan tek yönlü tarım politikası gereği, Özbekistan’da ve Türkmenistan’da pamuk, Kazakistan’da pirinç üretimine başlanılması sonucunda iki büyük nehrin sularının tarım alanlarına aktarılmasına ve nehir sularının cılızlaşmasına, dolayısı ile Aral Gölü’nün su seviyesinin de azalmasına sebep olmuştur.5

Türkistan’da bazı çevreler, bölgelerinde görülen su krizinden Sovyet yöneticileri sorumlu tutmuşlardır. Komünist partisi yetkilileri, hassas bir su dengesi tesis etmek amacına yönelik bir strateji oluşturmaya çalışmışlarsa da, bu süreçte, ilgili mahalli hakları güvenceye almada bilinçli olarak başarılı olmamışlardır. Toprak verimliliğine imkân veren objektif tarım prensipleri oluşturulması ve diğer tarım ekinlerini ihmâl etmek pahasına, Özbekistan ve Türkmenistan’a bir pamuk monokültürü empoze etme sürecinde, birbiri ardına gelen Sovyet liderlerinin ekonomik kararları, toprağın ve denizin vasfının düşmesini daha vahim hâle getirmiş ve bölgenin kıt kaynaklarının hatalı kullanımına neden olmuştur. Bu kapsamda; Sovyet liderleri, Türkistan Cumhuriyetleri arasında suyu bir kontrol vâsıtası olarak kullanmışlardır. Bunlar, Tacikistan ve Kırgızistan’da su fazlasını suyu yeterli olmayan cumhuriyetlere karşı kullanmaya dayalı bir strateji benimsemişlerdir. Yâni, Sovyet plânlamacılar, pamuk ekiminin önemli ölçüde suya ihtiyaç gösterdiğini bile bile pamuk ekimini teşvik etmek sûretiyle, Türkistan’da su krizini bilinçli olarak çıkarmışlardır.6

SSCB döneminde yapılan plânlamalar sonucunda, Özbekistan, dünya çapında bir pamuk üretim merkezine dönüşmüştür. Pamuk ziraatının çok su, gübre ve ilaçlamaya ihtiyaç göstermesi sonucunda da Aral Gölü’nü besleyen su kaynakları, Aral’a ulaşmadan tükenmeye başlamıştır. Aynı zamanda, pamuk ziraatı nedeniyle, Aral Gölü’ndeki buharlaşma ve su seviyesinin düşmesi, bölgesel olarak atmosfer değişikliğine neden olmuş ve Türkistan’ın güzel iklimini mahvetmiştir.7

1930’lu yıllarda, Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan tarafından bozkırları sulamak ve özellikle pamuk yetiştirmek üzere sulama projeleri başlatılmıştır. Bu kapsamda Amuderya ve Sirderya nehirlerinin yönleri değiştirilirken, Türkmenistan’da, Amuderya nehri üzerinde 1200 m. uzunluğunda Karakum barajı inşa edilmiştir.8 Bunların sonucunda, Aral Gölü’nde su düzeyi sürekli ve büyük ölçüde azalma göstermiştir. Nehirlerin Aral Gölü’ne taşıdığı yıllık su miktarı önemli ölçüde azalması sonucunda9, Aral Gölü, alanının yarısını, su hacminin de yüzde 75’ini kaybetmiştir. Aşırı sulama nedeniyle yer altındaki tuzlar, toprağın yüzeyine çıkmıştır.


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.EKİM.2005
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu