 |
|
Yıl:6
Sayı: 65 Fiyatı: 6.5 YTL |

 |
11
Eylül’den sonra “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”
söylemini dile getirenlerin tarif ettikleri dünya,
içinde yaşadığımız vahşetin ve yeni emperyalizmin
dünyası mıydı bilinmez ama gerçekten de hiçbir şey
eskisi gibi değil. Bugün dünden, giderek daha vahşi ve
pervasız hâle dönüşen emperyalizmin ardında kan ve
gözyaşı bırakan zifiri karanlığının; insanların,
milletlerin, ülkelerin, coğrafyaların kültürlerin ve
medeniyetlerin üstünü kaplamasıyla ayrılıyor. 11
Eylül’ün araladığı bahane kapısından yeryüzüne saçılan
şerir güçler -ABD ve müttefikleri- sâdece iktisadî ve
siyasî çıkarlarının ihyası için mi bu kadar zâlimler?
Giderek şiddetini artıran Amerikan emperyalizminin
sâdece ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele
geçirmek, kendisine meydan okuması muhtemel rakiplerini
engellemek ve mümkünse tesirsiz hâle getirmek gibi bir
gâye ile hareket etmediğinin işaretleri her geçen gün
artmaktadır. Bugün ABD bünyesinde vücut bulan küresel
emperyalizm, iktisadî ve siyasî çıkarlarını; farklı
medeniyetlerin etkisizleştirilmesi, kendi içinde
çatışmalara itilmesi, alternatif olma potansiyellerinin
yok edilmesinde görmektedir. Bunun için de, sâdece öteki
olarak tarif ettiği ülkeleri değil zihinleri de
düzleyerek, küresel hegemonya olarak tarif edilen fakat
onun da fevkinde adeta yeryüzünün Tanrılığı iddiasını
içeren gâyeye doğru hızla yol almaktadırlar.
“Medeniyetler Çatışması” isimli çalışma bu bağlamda
bakıldığında aslında bir tehlikeyi işaret etmiyor, yeni
dünya düzeni olarak tarif edilen yeni emperyalizmin yol
haritasını sunuyordu.
11 Eylül’den sonra Afganistan’a ve Irak’a yağan özgürlük
ve demokrasi, bu bölgelerdeki insanları yeterince
öldürmüşken, özellikle Irak’ta tahrik edilen iç çatışma,
zihinlerin düzlenmesi, medeniyetlerin yok edilmesi
plânın bir aşaması olarak devreye sokulmaktadır. Ve
başlayan medeniyetler çatışması aşama aşama ilerleyerek
öncelikle Ortadoğu’yu kan gölüne çevirirken Lübnan’ın
İsrail bombaları marifetiyle yerle bir edilmesiyle de
yeni bir aşama kazanmıştır.
.

|
Rusya ve Çin Uzayda Yeniden
Ortak
Rusya ve Çin, Ay ve uzay araştırmalarında
işbirliği yapacak. İki ülke arasındaki ortaklık
anlaşması, henüz tarihi belirsiz olan Rus Başbakanı
Mikhail Fradkov’un Pekin ziyareti sırasında
imzalanacak.

Kuzey Kutbu Hem Fail Hem
Kurban
Küresel ısınmayla, eriyen buzulların denize
karışmasıyla Kuzey Buz Denizi giderek daha az tuzlu
hâle geliyor. Buna karşılık, Sibirya’daki buzul
örtüsünün varsayılanın çok üstünde metan gazı
saldığı ortaya çıktı.
Yakıt Pilinde Platine Rakip
Madde
Yüksek maliyetli yakıt pili enerjisi hâlen üst
düzey uygulamalarda kullanılıyor. Son derece temiz
ve verimli bir enerji kaynağı olan yakıt hücresinin
yaygın kullanıma geçebilmesi için üretim maliyetinin
düşürülmesi gerekiyor.
Toksik Atığın Çaresi Mikrop
Avustralyalı bir bilimadamı, toksik atıklar
için kullanılacak bir mikrobun, sanayi sitelerinin
ve zehirli atıkların temizlenmesinde çözüm
olabileceğini belirtti. Bu yöntemle milyarlarca
dolarlık maliyetlerin azalacağını da iddia etti.
Tanrı İnancı Tek Merkezde
Değil
Tanrı inancı beyinde 12 ayrı bölümü eşzamanlı
harekete geçiriyor. Tanrı inancı söz konusu
olduğunda, beyinde en faal olan bölüm ise romantizm
ve anaçlıktan sorumlu kaudat nükleus. |
|
|
 |
 |
|

|
Lübnan Özelinden Ortadoğu
Geneline…
Asıl Hedef İran
Doç.
Dr. Hasan ÜNAL
Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ
Doç. Dr. Celalettin YAVUZ
Prof. Dr. Hasan ONAT
Doç. Dr. Çağrı ERHAN
2023- Hepinize katıldığınız için öncelikle
teşekkür ediyoruz. Konumuz Ortadoğu’da yaşanan
gelişmeler. Tartışmaya en son gelişme ile
başlamak istiyorum; Lübnan’da yaşananlar ve Türk
askerinin Lübnan’a gönderilmesi meselesi. Tabiî
Lübnan lokal bir hâdise olarak
değerlendirilmeyecek kadar ehemmiyet sahibi,
zira çok daha geniş bir projenin parçası. Büyük
Ortadoğu Projesi olarak bildiğimiz plânı
aşamalarından biri olarak değerlendirilecek bu
gelişmenin hem Türkiye açısından hem Ortadoğu
açısından önemli yansımaları olacak gibi…
Öncelikle buradan başlayarak
değerlendirmeleriniz almak istiyorum. |
|
| |
 |
|

|
Yeni Bir
CENTO
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Dünyanın
süper gücü olduğunu iddia eden Amerika Birleşik
Devletleri’nin bütün Ortadoğu’nun düzenini
bozmasından sonra giderek yükselen bir kaos
ortamı, dünyanın merkezî coğrafyasını tehdit
etmekte ve bu doğrultuda bir üçüncü dünya savaşı
tehlikesi her geçen gün artmaktadır. İki bin
yıllık bir sorunu üç yüz yıllık Siyonist
örgütlenme ile çözmek isteyen İsrail bölgede bir
yabancı unsur olarak kaldığı sürece, küresel
kapitalizmi kontrol eden İsrail ve Yahudi
lobileri aracılığı ile dünyanın en büyük ülkesi
ve ordusuna sâhip olan Amerika Birleşik
Devletleri’nin süper gücünün, bölgenin en küçük
ülkesi olan İsrail’in çıkarlarını korumak ve
geliştirmek için kullanılacağı anlaşılmaktadır. |
|
| |
 |
|

|
Türk
Toplumunda Süryânî Kültürü
Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN
Süryânîler üzerinde yürütülen bu araştırma,
Tarihselci yaklaşımın bir ürünüdür. Bu nedenle,
toplum sisteminin kültür değerleri, kimlik
yapısı ve inançları gibi varlık alanlarının
olgusal açıdan belirlenmesinin, yâni
Tarihsicilik (Historisizm) anlayışının ötesinde,
kurumların geçmişten günümüze yansıyan
etkinliklerinin ve ilişkiler düzeninin bir
yansımasıdır.
|
|
| |
 |
|

|
Kıbrıs’ta “Zeytin Dalı” Devrimi
Yrd.
Doç. Dr. Şenol KANTARCI
Amerika
Birleşik Devletleri, 21. yüzyılda Amerikan
tek-kutupluluğu ve hegemonyasının devamını
sağlamak gâyesi ile merkezini Avrupa-Asya kıta
bloğunun oluşturduğu coğrafyada yeni bir
askerî-politik yapılanma/konuşlanma stratejisi
izlemektedir. Merkez eksenleri, Orta Asya-Güney
Kafkasya ile Ortadoğu olan bu jeopolitik
düzenlemeleri içeren yaklaşımın iki hedefi
vardır: İlk hedef; dünya sanayi sistemini ayakta
tutan petrolün denetimini mutlaka yakın kontrolü
altına almaktır.
|
|
| |
 |
|

|
Sınırda Biyo-Korsanlık:
Sarı Fasulye Savaşı
Laura CARLSEN
“Biyo-korsanlık” terimi 1992’de icât edilmiş
ve o günden bu yana, gelişmekte olan ülkelerden
biyolojik maddeleri kolayca alıp sonra kendi
ülkesinde patentleyen firmalar ve bilim
adamlarına karşı verilen mücâdelede yaygın
biçimde kullanılmıştır. Konu hakkında sayısı
artan araştırmalara göre; biyo-korsan,
saldırılarını bir masanın arkasından
başlatmakta, onun hücumları girişimci sermayenin
ve ABD devlet hibelerinin parasıyla finanse
edilmekte, bilim adamı ve avukat ordularıyla
desteklenmektedir.
|
|
| |
 |
|

|
Gürcistan’ın
“Rehabilite Projesi”
Ahıskalı Türkler ve Ermeni Gerçeği
Rasim BAYRAKTAR
Bilindiği
gibi, 1999 yılında Gürcistan’ın Avrupa
Konseyi’ne üyelik müracaatıyla gündeme gelen
Ahıskalı Türklerin 12 yıl içinde vatana dönüş
mevzuatı üzerine, Kasım 2004’de Gürcistan Devlet
Başkanı M. Saakaşivili’nin talimatıyla Özel
Devlet Komisyonu kurulmuştu. Komisyon Başkanı
Devlet Bakanı Georgi Hayındırava ve ekibi
Moskova’da faaliyet gösteren Uluslararası
Ahıskalı Türkler Vatan Cemiyeti Başkanı Süleyman
Barbakadze Mehmetoğlu ile birlikte 2005’in ilk
yarısından itibaren Türk Cumhuriyetleri’nde
yaşayan Ahıskalılar’ın yerel makamlarını ziyaret
ederek hazırlanacak olan Rehabilite Projesi’yle
ilgili fikir alış verişinde bulunmuşlardı. |
|
| |
 |
|

|
“Açık Toplum”
Aldatmacası
Rahmi ŞEYHOĞLU
İnsanlık
tarihinin ne kadar olduğunu kesin olarak
bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da,
insanlığın yüzlerce medeniyet, binlerce devlet
ve toplum olarak insanlık tiyatrosunda arz-ı
endam ederek insanlık oyunundaki rollerini ifa
etmiş olduklarıdır. İnsanlık tarihi, bütün bu
ilerleyişi içinde kan ve gözyaşını da renkleri
arasında taşımaktadır. |
|
| |
 |
|

|
Türkiye'de
Amerikan Misyonerleri
Yazarı: Ali Rıza Bayzan
Yayınevi: Bilgi
Attila İlhan’ın ömrünün son deminde büyük
bir heyecanla yönetmeye başladığı “Bir
Millet Uyanıyor” dizinin 10. kitabı Ali Rıza
Bayzan tarafından kaleme alınan “Türkiye’de
Amerikan Misyonerleri” oldu. Türkiye’deki
misyonerlik hakkında yaptığı kapsamlı
çalışmalarla bilinen Bayzan’ın “Türkiye’de
Amerikan Misyonerleri” kitabı için seçtiği
alt başlık da oldukça ilgi çekici:
“Armageddon: Kehanet mi, Teo-Politik bir
proje mi?”.
Kitap, Türkiye’de üzerinde çok az çalışma
yapılan Köktenci, Mesihçi ve Kıyametçi Yeni
Hıristiyan Akımlar’ın önde gelen dört
tanesinin Türkiye’deki faaliyetlerini
inceliyor. Bu akımlar: Mormonlar, Yedinci
Gün Adventistler, Yehova Şahitleri, Moon
Hareketi. Bu dört akımın orta özelliği ise
Mesih’in ikinci gelişi ve Kıyamet Savaşı’na
bakışı.
|
|
|
|
|
 |