NATO’da Siyasî İrade Krizi

E. Haldun SOLMAZTÜRK


Tarihteki en büyük askerî ittifak olan ve önümüzdeki yıl 60. yaşını kutlamaya hazırlanan NATO niçin karar alamıyor ve almış olduğu kararları da niçin uygulayamıyor? Acaba İttifak, üyeleri için artık yararlı bir siyasî-askerî araç olma özelliğini yitiriyor mu?

Geçtiğimiz Nisan ayı başında Bükreş’te toplanan son NATO zirvesinin çok yüklü bir gündemi vardı. Fakat 3 Nisan’da yayımlanan zirve deklarasyonu, birçok konuda “olumlu dilek ve temenniler” olmanın ötesine pek geçemedi. Görülen o ki, İttifak’ın hemen her cephede birçok sorunlarla karşı karşıya olduğu gerçeğine rağmen, nedense, yerleşmiş ve kurumsallaşmış karar alma sistemi en fazla ihtiyaç duyulan siyasî ve askerî kararları bir türlü üretemiyor.

İttifak’ın gündemindeki iki konu bu anlamda tam örnek oluşturuyorlar; Afganistan’daki NATO varlığı ve Uyarlanmış Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA)’nın yürürlüğe girişinde yaşanan tıkanma.
-Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin sözleriyle1; “(Afgan) Hükümet karşıtı güçlerin etkinlikleri (Afgan) milletinin yapısına daha önce sanılandan daha fazla ve uzun süre etkisini sürdürecek zararlar vermiştir. Direnişçilerin acımasız taktikleri, Afganistan’ın büyük bir kısmını istikrarsız hâlde tutmuş, hükümetin buralara girişini engellemiş ve halkın büyük bir kesimini baskı, korku ve zafiyete mahkûm bırakmıştır”. Bütün bunlar, 2003 Ağustos’undan beri ülkede olan NATO’nun gözleri önünde, onun varlığına rağmen meydana gelmiştir. Buna rağmen, zirve sırasında Afganistan için yayımlanan özel bildiri; “bütün ülkede, temel güvenlik sorumluluğunu, uygun koşullar oluştuğunda ve Afgan güçlerinin yetenekleri elverdiğince, ISAF tarafından desteklenecek Afgan güçlerine devretmek; olanak ve yeteneklerimiz ölçüsünde Afgan millî polisinin gelişmesine yardımcı olmak; kanun hâkimiyetinin tam olarak tesis edilebilmesi için gerekli olan Afgan kurumlarının güçlenmesine yardımcı olmak; siviller tarafından etkin bir şekilde kontrol edilebilen güvenlik ve savunma kurumlarının gelişmesine yardımcı olmak” gibi koşullu ve muğlak ifâdeler içermekte, fakat siyasî irade noksanlığı nedeniyle hemen hiç bir ek kaynak veya elle tutulur bir tedbir getirmemektedir.

- AKKA ilk olarak 1992 yılında yürürlüğe girmiş, fakat 1999’da, değişen jeostratejik koşullara uyarlanmıştır. Rusya, 2007 Temmuz’unda, NATO’yla olan ve aradan geçen sekiz yıllık sürede çözülemeyen sorunlar nedeniyle uygulamayı tek taraflı olarak ve tümüyle askıya almıştır. Sorunların temelinde; Moldova ve Gürcistan’daki Rus kuvvetleri ile NATO ve Rusya Federasyonu arasında varılan çeşitli mutabakatların farklı yorumlanmaları yatmaktadır. Rusya Federasyonu bunları “askerî güvenlik alanında, Rusya’nın çıkarlarını tehdit eden çok önemli konular” olarak kabul etmiş ve Aralık 2007 ayı içinde NATO’ya (üye ülkelere) vermesi gereken Avrupa’daki Rus kuvvetlerine ilişkin rutin bildirimleri vermeyerek antlaşmayı fiilen ihlâl etmiştir. Zirve bildirisi, sâdece “Amerika Birleşik Devletleri-Rusya Federasyonu arasında sürdürülmekte olan füze savunması ve AKKA konularındaki ikili müzakerelere” ve “NATO-Rusya Konseyi’nin muhtemel rolüne” gönderme yapmıştır.

NATO’da bir “karar krizi” gibi görünen şey, pekâlâ NATO’nun siyasî karar alma sistemini felç eden siyasî irade eksikliğinin bir işareti olabilir. Son zirvenin sonuçlarına bakarak, Devlet ve Hükümet Başkanları seviyesinde toplanan Kuzey Atlantik Konseyi (NAC)’nin, yâni üye ülkelerden oluşan en üst karar alma organının, İttifak’ın ortak çıkarlarını tarif etme konusunda bir fikir birliğine varmakta başarısız olduğu iddia edilebilir. Bu durum, bir çözüm bulunamadığı takdirde, bugüne kadar olduğu gibi, net bir siyaset, yeni bir stratejik konsept ve siyasî-askerî kararların alınmasına engel olmaya devam edebilir. O zaman da, doğal olarak, uygulanmaları aynı ülkelerin kaynak tahsislerine bağlı olacak planlardan da söz etmek mümkün olamayacaktır.

NATO’da Siyasî/Askerî Karar Alma

Tüm NATO kararları, üye ülkeler arasında tartışma ve danışmalardan sonra oy birliğiyle alınır. Oy birliğiyle alınan bir karar her bir üyenin ortak kabulüyle ortaya çıkan bir anlaşmadır. Yâni, bir NATO kararı, İttifak’ın tüm üyelerinin ortak iradesini ifâde eder ve bu prensip NATO karar alma sistemi içinde her seviyede uygulanır.
Oy birliğiyle karar alma aynı zamanda NATO’da oylama olmaması demektir. Danışma süreci herkes tarafından kabul edilebilir bir karara ulaşana kadar sürdürülür; bu yüzden, üyeler arasındaki danışmalar karar alma sürecinin kilit halkasıdır. Üyeler bir karara ulaşmadan veya bir eyleme girişmeden önce sürekli ve çok taraflı, resmî ve gayri resmî görüş ve bilgi paylaşımında bulunurlar. Bu sayede, ortak bir siyaset geliştirmek veya oy birliği zemininde bir eyleme girişmek gerektiğinde, her birinin ne düşündüğünü önceden bilerek kısa zamanda toplanır ve karar alabilirler.


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.MAYIS.2008
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu