Genetiği Değiştirilmiş Yiyeceklerin Üretimini Durdurun!
-Genetiği Değiştirilmiş Yiyecekler Ciddî Sağlık Riskleri Barındırıyor-


Dr. John B. FAGAN


Bakterilerden ve virüslerden elde edilen genlerle genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar hâlihazırda market raflarını işgal etmiş durumda ve böcek ve hatta hayvan genlerinin kullanılması ile değiştirilmiş yiyecekler de sırada. Bu tür genetik değişiklikler geleneksel ırk terbiye yöntemleri sonucu meydana gelen değişikliklerden epeyce farklı. Ama yinede, pek çok bilim adamı genetiği değiştirilmiş gıdaların insan sağlığına ve çevreye ciddî tahribatlar verebileceğini ifâde etmelerine karşın, bu gıdaların satışına riskleri uygun bir şekilde araştırılmadan ve kamuoyu yeterince bilgilendirilmeden otoritelerce izin verilmektedir.

Genetik Mühendislik Nedir?
Genler her türlü organizmanın yâni yaşayan canlının her türlü özelliğini içinde barındıran yapı taşlarının planıdır. Genetik mühendislik ise iş bu yapı taşlarının yapay bir şekilde değiştirilmesi sürecinin adıdır. DNA’yı keserek ve parçalayarak -ki buna genetik cerrahi denir- genetik mühendisleri bir canlı türüne özel genetik özellikleri başka bir organizmaya transfer edebilirler.

Peki, Neden Yapılmaktadır?
Bilim adamlarının bir canlıda var olan ve başka bir canlı türünde de olması arzu edilen özellikleri taşımanın yollarını aramalarının sebebi, yeni canlıda doğanın (veya Yaratıcı’nın) bahşetmediği özellikleri var etme isteğidir. Meselâ, bitkisel ürünlerin bitki öldürücü ilaçlara karşı direnç kazandırılması, raf ömürlerinin uzatılması, farklı tatların eklenmesi, gıda değerinin yükseltilmesi gibi…

GDO Gerekli Midir?
İlk bakışta bu tür yararlar çekici görülebilir. Ancak, süreci yakından incelersek, muhtemel tehditlere karşı minimum dikkat gösterilirken, Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)’ların üretim süreçlerindeki itici güdünün ticarî ve hatta siyasî olduğu fark edilir. Nasıl olsa GDO’lara ihtiyaç duyulmadan ve onların taşıdıkları riskleri yüklenmeksizin dünya nüfusunu yeterlilikle besleyecek tarımsal üretim imkânı vardır. (Açlıkların nedeni tarımsal üretim kapasitesinde sınırın aşılması değil, gelir adâletsizlikleri, ekonomik sömürüler, savaşlar ve siyasî irade eksikliği gibi yapay nedenlerdir). Neden insanlık bu kadar büyük bir riske maruz bırakılsın?

GDO’ların Tehlikeleri Nelerdir?
Her ne kadar daha detaylı olarak incelenebilecek olsa da, hâlihazırda tespit edilmiş riskleri şu şekilde sıralayabiliriz:
• Gıdalarda yeni toksinlerin (zehirli maddelerin) ve alerjenlerin (alerjilere sebep olan emenler) ortaya çıkabilir.
• Doğal olmayan gıdalarda şimdiden öngörülemeyen tehditler insanlara geçebilir
• Gıda üretiminde kimyasalların kullanımının artması su ve toprak kaynaklarının kirletilmesini hızlandıracaktır.
• GDO’lara aşılanan ilaç dirençlilikleri zararlı otlara geçebilir. Böylelikle, yaban otu öldürücü kimyasaldan etkilenmeyen zararlı bitkiler tarım alanlarını işgal edebilirler.
• Türler arasında var olan hastalık bariyerlerinin (bir türü etkileyen hastalık genellikle diğer türler için tehdit değildir, ama genetik transfer ile bu sınırlar ortadan yok olabilir) kırılması.
• Ekin mahsullerinde canlı çeşitliliğinin kaybedilmesi (herkes aynı tip ekini ekince pek çok tür yok olacaktır).
• Ekolojik dengenin zarar görmesi.
• Canlılara yapak olarak eklemlenmiş özellikler ve bunların kaçınılmaz yan etkileri, hem o canlının gelecek nesillerine, hem de bu canlı ile beslenen veya ilişkili diğer canlılara da sirayet edecektir. Bu tür mahzurlar bir kez ortaya çıktığında artık geri çevrilemeyecek ve değişimler sınırlanamayacaktır. Bu tür sonuçların negatif etkilerini tam olarak bu günden hesaplamak veya öngörmek mümkün değildir.

Peki, Mevcut Durum Nedir?
ABD’de ve GDO’ların yasaklanmadığı pek çok pazarda hâlihazırda tüketime sunulan ve her an sunulabilecek gıdalardan bazıları şunlardır: buğday, domates, kabak, arpa, mısır, patates, soya, vb. Bu ürünler şu anda dünya üzerinde işlenmiş gıdaların yüzde 60’ında (ekmek, hamur işleri, makarna, şeker, şekerlemeler, dondurma, turtalar, bisküviler, margarin, et ürünleri ve vejetaryen et muadilleri, vb.) kullanılmaktadır. GDO’lar aynı zamanda peynirlerin ve kanola gibi yağların üretiminde de kullanılmaktadır. Ancak bütün bunlar sâdece başlangıçtır. Birkaç yıl içerisinde süpermarket raflarında doğal gıdaları bulmak neredeyse imkânsız hâle gelecektir.
Gıda endüstrisi ve GDO’ları destekleyen hükümetler durumdan oldukça mağrurdur. Bu gıdaların mevcutlardan pek farklı olmadıklarını ve özel riskler taşımadıklarını var sayıyorlar. Ancak bu var sayım hem yanlış hem de tehlikelidir. Biyoteknolojistler tarafından canlılar üzerinde uygulanan radikal değişiklikler doğal ortamda asla oluşmaz ve zaten şimdiden toksin yan etkiler doğmuş durumda. Dünyanın pek çok yerinde mevcut yasal düzenlemeler bazı gıdalar için oldukça küçük zorunlulukları şart koşmaktayken, pek çok üründe bu tür standartlar da mevcut değildir. Yasal ve kurumsal kapasite GDO’ları kontrol etmekten çok uzaktır ve yetersizdir. Olsa dahi, söz konusu düzenlemeler sağlık üzerinde oluşabilecek uzun vadeli etkileri değerlendirebilecek yeterliliğe getirilemezler.


|Devamı 2023 Dergisi'nde|                                                                             |Abone olmak için tıklayınız|
   


Son Güncelleme Tarihi: 15.MAYIS.2008
Bu Site 2023 Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır
Webmaster: Davut Merzifonluoğlu